Hayat zordur. Bütün iyi niyetimize rağmen işler iyi gitmez, hatta bazen çok kötü gider. Yüzde doksanımız büyük ümitlerle ve iyimserlikle evleniriz ama evliliklerin yüzde 40'ı boşanmayla sonuçlanır. Günlük hayatın gereklerini yerine getirmeye çalışırız ama kendimizi aniden yüksek tansiyon, endişe, depresyon, alkolizm ya da çökmüş bir bağışıklık sistemi gibi stresle bağlantılı sorunların içine gömülmüş bir halde buluruz.

İşler tepetaklak olduğunda tipik olarak nasıl bir tepki veririz? Çoğu kez utanır ve kendimizi eleştiririz: "Benim neyim var? "Neden bununla baş edemiyorum?" "Neden ben?" Belki de kendimizi yola getirmeyi bir misyon addeder, kendimizi incinmenin de ötesinde rencide etmeyi göze alırız. Bazen de başkalarını kovalamayı tercih ederiz. Kısacası, kendimize bir mola vermek yerine, bizi en fazla zorlayacak yolu seçeriz.

Bize acı veren duygulardan uzak kalmaya ne kadar çabalasak da, bu acı her yerde peşimizden gelir. Utanç, öfke, yalnızlık, korku, çaresizlik ve kafa karışıklığı gibi zor duygular tıkır tıkır çalışan bir saat gibi kapımızı tam zamanında çalıverir. Bu duygular, işler beklentimizin dışında seyrettiğinde, örneğin sevdiklerimizden ayrıldığımızda, ya da sıradan hastalıkların, ileri yaşın ve ölümün bir parçası olarak gelirler. Öyle zamanlarda insanın kendisini kötü hissetmemesi mümkün değildir.
Ama ıstırapla ve sıkıntılı durumlarla yeni ve daha sağlıklı bir şekilde baş etmeyi öğrenmemiz mümkündür. Bizi zorlayan duygularla sıkı bir mücadele içine girmek yerine, kendi acımıza tanıklık edebilir ve ona sevgiyle ve anlayışla yaklaşabiliriz. İşte öz şefkat dediğimiz şey, sevdiğimiz bir kişiyle nasıl ilgileniyorsak, kendimizde de aynı şekilde ilgilenmemiz gerektiğinin farkında olmamızdır. Kederli ya da yalnız olduğunuz dönemlerde kendini paralamayı adet haline getiren, bir hata ya işlediğinde dünyadan elini eteğini çeken, ya da o hataya neden başlangıçta engel olamadım saplantısını yaşayan bir kişiyseniz, öz şefkat size radikal bir fikir gibi gelebilir. Ama bir düşünün: Acı çeken başka insanlara gösterdiğiniz yakınlığı ve sıcaklığı kendinizden esirgemenizin mantıklı bir davranış olması mümkün müdür?
Aslında öz şefkat denen şey dünyadaki en doğal şeydir. Şöyle bir düşünün: Parmağınızı kestiğinizde, yarayı temizler, yara bandıyla sarar ve iyileşmesi için elinizden geleni yaparsınız. Bu, insanın kendine doğuştan gelen bir öz şefkat gösterme durumudur. Öz şefkat, kişinin kendine karşı anlayışlı, nazik ve destekleyici olmasıdır. Yani zorlandığında kendini eleştirmek yerine, bir arkadaşına nasıl davranıyorsan kendine de öyle davranabilmektir.

ÖZ ŞEFKAT NEDEN ÖNEMLİ?
• İçsel eleştiriyi azaltır.
• Kaygı ve stresi düşürür.
• Özgüveni daha sağlıklı hale getirir.
• Zor zamanlarda toparlanmayı kolaylaştırır.

GÜNLÜK HAYATTA NASIL GELİŞTİRİLİR?
• İç sesini fark et: Kendine nasıl konuştuğunu gözlemle.
• Kendine destek cümleleri kur: “Elimden geleni yapıyorum.”
• Kıyaslamayı azalt: Herkesin yolu farklı.
• Küçük molalar ver: Kendine iyi gelene zaman ayır.
• Hata yaptığında şunu sor: “Aynı durumda bir arkadaşıma ne derdim?”