Selçukludan Alanya’ya kültürel mirasın tarihsel izleri sürüldüğünde, bölgede yaşamış farklı medeniyetlerin toplumsal hafızasını da bünyesine katarak, tarihsel süzgecin oluşturduğu evrimsel bir olgu ile günümüzde bir kültür hazinesi olarak çıkar.

Selçuklu Devleti’nin kültürel mirasına sahip çıkan Karamanoğulları, Alanya'nın zaten var olan kültürel dokusunu daha da derinleştirerek, günümüze muazzam bir kültür hazinesi bırakmışlardır.

Bu hazinenin koruyucusu ve anlam yükleyen öznesi de doğal olarak bölge kadındır. Şöyle ki, onu oluşturan toplumun geçmişle geleceği arasındaki bağını tesis eden, bünyesinde barındırdığı tarihi mirasın varlığını geçmişten geleceğe bilge bir ruhla taşıyan, kültürün, bölgedeki kuşaklar arası aktarımını yapan Alanya ve bölgenin bilge kadınıdır.

Bölgesel hafızanın temsilcilerinin yetişmesine ve şekillenmesine imkân sağlayan kültür simgelerinin, varlığını sürdürebilmesinin temelinde bilge Alanya kadınının kültürü sahiplenmesinde gizlidir. Bu hafızanın bekçisi de bölge kadınıdır. Bugün Alanya, turizmin başkenti olarak modern dünyanın hızına ayak uydururken, ara sokaklarında hala kadim bir ruhu saklıyorsa, bunu bölge kadınına borçludur.

Geleneksel değerlerin de ötesinde, Selçuklu’dan günümüze zarafetin ve adabın da aktarımı tam olarak bölge kadınında karşılık bulur. Toplumda güçlü bir yere sahip olan bölge kadını "yöneten ve çekip çeviren" kadın profili olarak Alanya’nın yerel kültürüne de sinmiştir. Bölgede kültürel miras konusundaki her detay, kadınların sözlü aktarımıyla Selçuklu’dan ve Karamanoğlu’ndan bugüne kadar ulaşmıştır.

Selçuklu’nun kışlık başkenti Alaiye’den bugünün Alanya’sına uzanan o uzun köprüde, kültürü sırtlayan, koruyan ve bir sonraki nesle aktaran asıl kahramanlar kadınlardır. Onlar, Selçuklu zarafetinin ve Karamanoğlu’nun bilge ruhunun sessiz taşıyıcılarıdır.

Karamanoğulları’nın Alanya ve Taşeli bölgesindeki kültürel mirasa en büyük katkılarından biride şüphesiz Türk diline resmiyet kazandırması olmuştur. Karamanoğulları’nın Alanya'ya kültürel aktarımı, görkemli saraylar inşa etmekten çok, bölgenin kültürel kimliğini "Türkçe" temelinde sağlamlaştırmak olmuştur. Bu büyük devrim bile kadın eliyle şekillenmiş, Alanya ve çevre coğrafyasında yerel şive ve ağzın gelişimini desteklemiştir. Alanya ve Taşeli şivesindeki o tatlı naiflik, Selçuklu’dan kalan sihirli sözcüklerle, yaşlıların birbirine hitap şeklinin günümüze kadar ulaşması kitaplardan öğrenilmemiştir. Bunlar, o ince ruhun, Alanyalı anaların, ninelerin davranışlarında vücut bularak günümüze yansımasıdır.

Belki isimleri tarih kitaplarında hiçbir zaman var olmayacak ama bölgenin kadim kültürü ve mayası, Alanya ve Taşeli’nin bilge kadınları eliyle geleceğe taşınmaya devam edecek…