Alanya yüzyıllar boyunca gönül insanlarının, dervişlerin, yatırların nefesiyle yoğrulmuş kadim bir kent. Alanya Kalesi’nin her taşında bir dua, her karış toprağında bir hatıra çıkar karşınıza. Selçuklu’dan günümüze taşınan manevi kültürün ve halk inanışlarının Alanya'daki en önemli yansımaları Alanya Kalesi’nden başlar ve Toroslar’a, ta Sarıveliler’e kadar uzanır.
Alanya’dan Toroslar’a manevi yolculuğun başlangıç noktası, Alanya Kalesi’nin surları arasında, ziyaretçilerinin huzur bulmak ve kötü alışkanlıklardan kurtulmak ümidiyle ziyaret ettikleri ilk manevi durak Akşebe Sultan Türbesidir.
Hemen aynı güzergâh üzerinde Alanya Kalesi yolunda bulunan ve Hz Muhammet (s.a.v) soyundan geldiği düşünülen Sitti Zeynep Türbesi’ne uğramadan geçilmez genellikle kadın ziyaretçilerin çoğunlukla ziyaret ettiği, dertlere deva aranan ve içsel dinginlik bulunan bir yerdir. Çarşamba günleri ziyaret edilen bu yerler genellikle Selçuklu döneminden kalan ve halkın; şifa, çocuk sahibi olma veya dertlerine derman bulma amacıyla ziyaret ettiği kutsal ve gizemli mekânlardır.
Bunların dışında şehrin farklı yerlerinde özellikle; Türklerde bulunan ‘’Köklem Dede’’, Payallar’da bulunan ‘’Çomaklı Türbesi’’, Mahmut Seydi Köyü’nde bulunan ‘’Mahmut Seydi Evliyası’’, Hacı Mehmetli Köyü’nde ‘’Hıdrellez Dede’’ yine Kargıcak Güzderesi Mahallesi’nde bulunan ‘’Hacı Piri’’ Evliyası yatırlarını ziyaret ettiğinizde; Selçukludan Osmanlı’ya, oradan günümüze kadar uzanan, Alanya’nın manevî mimarları ve nöbetçilerinin buralarda yattığı hissine kapılırsınız.
Toroslar’a doğru yönünüzü çevirdiğinizde; şehirden ayrılmadan hemen önceki son durağınızda, Andızlı Camii civarındaki manevi bekçilerin, yolculara "selametle" der gibi dediğini hissedersiniz.
Kuş Yuvası’nın kıvrımlı yolları sizi yukarılara, Toroslar’ın zirvesine taşırken, geçtiğiniz her köyün bir "ulu"su bir yatırı olduğunu fark edersiniz. Bu güzergâhta asırlık çınar ağaçlarının gölgesinde yatan adsız evliyalar, erenler, Toroslar’ın sert coğrafyasını yumuşatan manevi bir tütsü gibidir.
Sarıveliler’e vardığınızda hava değişir, Ulu Çindiri Dağı’nın gölgesindeki siluet, sadece doğasıyla değil, bağrında taşıdığı değerlerle bir manevi duraklar merkezidir. Sarıveliler’in yakın tarihteki manevi rehberlerinden olan Hacı Salih Efendi’nin izleri, bölgedeki ilim ve irfan geleneğinin ne kadar köklü olduğunu gösterir. Toroslar’ın zirvesinde, bir türbenin başında konaklamak, insanın kendi iç dünyasına bakması için eşsiz bir fırsattır. Sarıveliler ilçe merkezindeki ‘’Aksakal Efendi’’ yatırının rüyalara konuk olması, Küçük Karapınar Mahallesi’ndeki ‘’Mıhlı Taş’ta şifa arayanların umudu, ‘Azim Sofu’nun ziyaretçilerine verdiği huzur hissi, ilçeyi başlı başına bir "gönül durağı" haline getirmiştir.
İşte Alanya’dan Taşel’ine bütün bu manevi duraklar, Akdeniz ile Toroslar arasındaki kopmaz manevi köprülerdir. Bütün bu duraklar gezildikten sonra maneviyatla yıkanan bir yolculuk sonrası, şehre döndüğünüzde bu toprakların neden "mukaddes" olduğunu bir kez daha hissedersiniz. Selametle...