Ülkemizdeki en eski sosyal kurumlarımızdan olan Ahilik, Anadolu’nun İslam kültürü ile yoğurulmasında çok etkili olmuştur. Ahi kelimesinin anlamı “kardeş” demektir. Aynı zamanda güvenilir ve akıllı insan anlamında da kullanılır. Bu teşkilat Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın desteğiyle Ahi Evran tarafından kurulmuş ve geliştirilmiştir. Anadolu’da onlarca meslek grubu vardır. Bunlardan en önemlisi dericilik (debbağ) mesleğidir. Bu mesleğin piri Ahiliğin de kurucusu olan Ahi Evran’dır. Ahi Evran Kırşehir’de yaşamış, faaliyetleri tüm Anadolu’ya yayılmıştır. Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlana Celaleddin-i Rumi ile aynı dönemde faaliyet göstermişlerdir. Birisi, ilim yönü ile birisi tasavvuf yönü ile birisi esnaflık yönü ile çalışmış, Anadolu’yu aydınlatmışlardır.

Ahilikte yamaklık, çıraklık, kalfalık, ustalık gibi merhaleler vardır. Bir baba çocuğunu meslek sahibi yapmak istiyorsa bir ustaya getirir teslim ederdi. Usta bu çocuğu kendi çocuğu gibi kabul eder, onun ahlakıyla, terbiyesiyle, meslek öğrenmesi ile sağlığı ile ilgilenirdi. O dönemde marangozluk, dericilik, bakırcılık, kalaycılık, yapı ustalığı, ayakkabıcılık, terzilik, berberlik vs. gibi meslekler önemliydi. Usta yeni gelen yamaklara harçlık verir, çırak olunca haftalık ücretlerini alırlardı. Kalfaların ücretleri daha yüksekti. Usta olunca serbest işyeri açabilirlerdi. Ustalığa geçiş bir merasim ile olurdu. Bu merasime Ahi Şeyhi, diğer ustalar katılırlardı. Ustalığa geçen kişi mesleğini iyi öğrenen, güzel ahlaklı ve güvenilir insanlar arasından seçilirlerdi. Bir usta, çıraklıktan itibaren elemanına şöyle nasihat ederdi; “Oğlum, eline, diline, beline sahip ol.” Usta şed kuşanarak (usta önlüğü) görevine başlardı. Bu sözün anlamı şöyledir: “Hile yapmayacaksın, başkasının malını çalmayacaksın, başkasına vurmayacaksın, yalan söylemeyeceksin, laf getirip götürmeyeceksin, gıybet etmeyeceksin, başkasının namusuna göz dikmeyeceksin, namusunu koruyacaksın, zina etmeyeceksin.” Bu sözün bir başka anlamı el veya il memleket vatan demektir. Şehrine, vatanına, sahip çıkacaksın. Şehrini ve vatanını koruyacaksın. Vatanın için fedakarlık yapacaksın. Dilini koruyacaksın (Türkçe’yi koruyacaksın), dilimizi en güzel şekilde öğreneceğiz, argo kullanmayacağız, kendi dilimizin bozulmasına müsaade etmeyeceğiz. Neslimizi koruyacağız. Nesil demek, iyi bir aile demektir. Önce dinimizin ve kültürümüzün istediği şekilde bir aile kuracağız. Sağlam ve düzgün bir nesil olmasına dikkat edeceğiz.

Bir çocuk ustanın yanına geldiği zaman, mesleğini öğrenmeye başlar. Haftanın belirli günleri öğleden sonra bir camiye giderek Kur’an-ı Kerim’i öğrenir, dini bilgileri alır hem mesleğini hem dinini hem de tarih ve kültürünü öğrenirdi. Bu mesleğe giren gençler gerektiğinde ülke savunmasına gönüllü olarak katılırlardı. Bulundukları mahallede örnek oldukları gibi bir huzursuzluk olursa hemen çözüm bulurlardı. Bu teşkilat Anadolu’nun mayalanmasında (Türkleşmesi ve İslamlaşmasında) çok etkilidir. Ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel yönde etkili olmuşlardır.

Ahi Şeyhi yardımcıları ile birlikte ayın belli günlerinde bütün esnafları kontrol ederdi. Ürettikleri malların kalitesine bakarlar, sağlamlığına bakarlar, hile olup olmadığına bakarlar, fiyatına bakarlar, bunların hepsi uygunsa güvenilir anlamında hem teşekkür ederler hem de belge verirlerdi. Hileli mal yapanın yaptığı mal dama atılırdı (buna pabucu dama atılmak denirdi). Bu uygulama o esnaf için kötü bir puan olurdu. Ondan kimse alışveriş yapmazdı. Onun için esnaf dikkat eder, bu duruma düşmek istemezdi.

Ahiliğin temel ilkeleri şunlardır;
1- İyi huylu, güzel ahlaklı ve herkes için sevgi dolu olmak.
2- Kini, hasedi, düşmanlığı ve dedikoduyu hayatından çıkarmak.
3- Ahdinde, sözünde ve sevgisinde vefalı olmak, gözü, gönlü ve kalbi tok olmak.
4- Şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli, iffetli, dürüst ve kerem sahibi olmak.
5- Büyüklere sevgi ve saygı göstermek.
6- Başkalarının ayıp ve kusurlarını örtmek, gizlemek, affetmek, hataları yüze vurmamak.
7- Tatlı dilli, güler yüzlü, samimi ve güvenilir olmak.
8- Herkese iyilik yapmak, iyiliklerini istemek, yapılan iyiliği asla başa kakmamak.
9- İnsanların işlerini içten, gönülden ve güler yüzle yapmak.
10- Hata ve kusurları daima kendi nefsinde aramak, iyilerle dost olup, kötülerden uzak durmak.
11- Fakirlerle dostluktan, oturup kalkmaktan çekinmemek, zenginlere zenginliğinden dolayı itibardan kaçınmak, Allah için sevmek.

Ahi Evran 1261 yılında Kırşehir’de ölmüştür. Bu şehirde, Ahi Evran meydanında Ahi Evran Camisi’ne bitişik türbesinde yatmaktadır. Rahmetler dileriz.