Aracınızla kurallara uygun şekilde seyir halindeyken bir kaza yaptınız, aracınızdan indiğinizde kazanın neden meydana geldiğini incelediğinizde, olay yerinde örneğin yol bakım çalışması olduğunu, bir çukurun olduğunu veya rögar kapağının açık olduğunu gördünüz. Oysaki olay yerine gelmeden herhangi bir işaret veya uyarıcı levha, tabela bulunmamaktaydı. Bir başka örnek olarak; yağmur yağması sonrası idarece yapılması gereken altyapı bakım ve onarımdaki ihmaller dolayısıyla oluşan su birikintisi nedeniyle aracınız su altında hasar gördü. Ya da örneğin yaya olarak yolda yürürken bozuk yol nedeniyle düştünüz, yaralandınız, bir zararınız doğdu. İşte bu gibi durumlar yaşandığında, meydana gelen zararlarınız için ilgili idareye başvurarak zararlarınızın tazminini isteyebilirsiniz. Zira yolun bozuk ve hasarlı olması nedeniyle meydana gelen maddi ve bedensel zararlı trafik kazalarında idarenin tazminat sorumluluğu söz konudur.
Yoldaki kusurlar nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında, yolun bakım ve onarımından ilgili idarenin (belediye, Karayolları Genel Müdürlüğü, İl Özel İdaresi gibi) hizmet kusuru kapsamında meydana gelen zararlardan sorumluluğu bulunmaktadır.
İdarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu Anayasa’nın 125. maddesinde hükme bağlanmıştır. Anayasa’nın 125. maddesi ile idarenin sorumluluğu;
'.. İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır...'
'....İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.' şeklinde Anayasal güvence altına alınmıştır.
Yine 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ‘Belediye trafik birimleri, görev ve yetkileri:' başlıklı 10. Maddesi ile belediyenin sorumluluğu açıkça düzenlenmiştir. Madde metni şu şekildedir:
''...Madde 10 – (Değişik: 18/1/1985 - KHK 245/3 md.; Aynen kabul: 28/3/1985 - 3176/3 md.)
Bu kanunla belediyelere verilen görevler il ve ilçe trafik komisyonları ve mahalli trafik birimleri ile işbirliği yapılarak yürütülür.
a) Kuruluş
Her belediye başkanlığı bünyesinde, hizmet kapasitesi göz önünde tutularak İçişleri Bakanlığı’nca tespit edilecek ölçülere ve genel hükümlere göre, belediye trafik şube müdürlüğü, şefliği veya memurluğu kurulur.
b) Görev ve yetkiler
1. Yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak,
2. Gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmak,
3. Karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemek,
4. Karayolunda trafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmak,
5. Yol yapısı veya işaretleme yetersizliği yüzünden trafik kazalarının vuku bulduğu yerlerde, yetkililerce teklif edilen tedbirleri almak,
6. Çocuklar için trafik eğitim tesisleri yapmak veya yapılmasını sağlamak,
7. Bu kanun ve bu kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak.''
Burada ilgili idare ayrımının tek kıstası, kazanın meydana geldiği yolun hangi idarenin sorumluluğu altındaysa hizmet kusuru nedeniyle doğacak zararlardan sorumluluk da o ilgili idareye aittir. Eğer yol Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ait şehirler arası karayolunda meydana gelmişse, Karayolları Genel Müdürlüğü; şehir içi yollarda meydana gelmişse, ilgili belediyenin hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğundan bahsedilecektir.
İlgili idareden hangi zararların istenebileceğine baktığımızda; somut olaya göre;
- kazaya karışan araçta oluşan ve sigorta şirketinden tahsil edilemeyen maddi zarar,
- kaza nedeniyle doğacak tedavi masrafları,
- olası bir organ veya işgücü kaybının hayat boyu yol açacağı gelir kaybı,
- eğer ölüm meydana gelmişse, ölenin yakınları için destekten yoksun kalma tazminatı maddi tazminat olarak istenebilecektir.
Yine somut olaya göre şartları mevcutsa;
- kaza anında kişide meydana gelen bilinç kaybı, panik, korku ve şok
- bedensel zarar doğmuşsa bundan kaynaklı yaşanan fiziksel acı
- kişinin geçireceği tedavi sürecinde yaşanan fiziksel acı
- organ kaybı veya vücutta sabit iz kalması halinde bunun yarattığı elem, üzüntü, psikolojik rahatsızlık ve manevi sarsıntının karşılığı olarak manevi tazminat talep etmesi de mümkün olabilir.
Yukarıda izah edildiği gibi, idarenin hizmet kusuru nedeniyle meydana gelen kazalarda maddi ve manevi zararlar için ilgili idareye karşı tazminat talebinde bulunulması mümkündür.
Böyle bir durumda ilk olarak idareye karşı idari başvuruda bulunulması gerekmektedir. Eğer idarece başvuru reddedilirse veya cevap verilmemesi sonucu reddedilmiş sayılırsa, bu durumda artık yargı yoluna başvurarak ilgili zararların tazmininin istenmesi mümkündür.
Böyle bir talepte bulunmak için, illiyet bağının yani kazanın meydana gelmesinin sebebinin olay yerindeki yol kusuru olduğunun ispatlanması gerekecektir.
Bu bakımdan kaza sonrası ilk olarak;
- mutlaka kaza yerinin fotoğraf ve video ile kayıt altına alınması,
- mutlaka olay yeri kaza tespit tutanağının polis veya jandarma tarafından tutulmuş olması,
- kaza sonrası tedavi süreçlerine ilişkin sağlık raporunun bulunması,
- kazaya şahit olan kimseler varsa isim ve bilgileri ile birlikte tanıklığına başvurulmuş olması büyük önem arz etmektedir.
Son söz olarak, idare hukuku ve nihayetinde hukuk, usul ve teknik bakımından uzmanlık gerektirdiği için, böyle bir durumla karşı karşıya kalındığında, bir avukata başvurarak ilgili süreci yürütmek, hak kaybı yaşanmaması adına son derece önemlidir.