Azakzade Ailesi, Alanya’nın siyasetinde, diyanetinde, ticaretinde, ekonomisinde, eğitiminde, sosyal hayatında önde olan bir ailedir. TBMM açıldıktan sonra 1920 yılının Ekim ayında Konya ve çevresinde “delibaş” isyanı çıkar. Konya çevresinde delibaş’ı destekleyen gruplar vardı. TBMM hükümeti Demirci Mehmet Efe ile Albay Şefik Bey’i bu isyanları bastırmak için Bozkır, Seydişehir, Beyşehir, Akşehir, Akseki, Manavgat ve Alanya bölgelerine gönderir. Burada etkili olan güç Demirci Mehmet Efe’dir. Demirci Mehmet Efe ölçüsüz ve pervasızdır. Girdiği yerlerde Manavgat ve Akseki’de şehrin önemli kişilerini idam ettirmiştir. Demirci şöyle demektedir: “İnsanlar ya ilimle yönetilir ya da zulümle yönetilir. Bende ilim yoktur” der. Demirci Mehmet Efe, Alanya sınırı olan Alara ırmağının karşısında Boztepe Köyü’nde karargâh kurar. Alanya’ya geleceği söylenir. Alanya’nın yöneticileri endişelenirler. Çünkü Demirci gelirse kimin ne olacağı belli değildir.

Alanya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı ve belediye reisi olan Talat Efendi başkanlığında Lord’un kardeşi olan Şevki Bey’in İskele Caddesi’ndeki yazıhanesinde bir akşam toplanırlar. Konu tartışılır. Demirci’nin Alanya’ya girmemesi için her türlü tedbir alınır. Bu toplantıya Alanya’nın önemli ailelerinin temsilcileri katılmıştır. Atatürk, Azakzade Şevki Bey’in Harbiye’den sınıf arkadaşıdır. Atatürk’e telgraf çekerler. “Alanya, TBMM hükümetine bağlıdır. Kuvai-Milliye’yi destekliyor. Kuvai-Milliye’ye her türlü yardımı yapacaktır” derler. O gece para toplarlar ve parayı makbuz karşılığında Demirci Mehmet Efe’ye teslim ederler. Toplanan para 36 bin altındır (Paranın miktarı konusu tartışmalıdır). İçişleri Bakanı Refet Bele, Demirci Mehmet Efe’yi geri çağırır. Bu suretle Demirci, Alanya’yı basamaz. Halk rahat bir nefes alır. Toplanan bu paranın önemli bir kısmı Azakzade Ailesi’ndendir. Halk arasında Azakzade Şevki Bey ve Belediye Reisi Talat Efendi için övgü dolu sözler söylenir. Lord’un kardeşi Necip Bey, Hüseyin Hacıkadiroğlu ile Alanya’da Kuvai-Milliye’nin güçlenmesi için çalışırlar. Lord’un diğer kardeşi İzzet Bey, cumhuriyet döneminde Alanya ile ilgili ilk olarak kitap yazmıştır. Bu kitapta Alanya’nın geleceği ile ilgili görüş ve düşünceler vardır.

Alanya’nın sur dışında yapılan ilk camisi olan Kuyularönü Camii, Azakzade Ailesi tarafından yapılmıştır. Kanuni dönemi 1530 tarihli Osmanlı vakıf kayıtlarında Taşpazarı Mahallesi Kasap Mahmut Camisi olarak geçmektedir. Taşpazarı, Kuyularönü’nün eski adıdır. Kasap Mahmut’un Azakzade Ailesi’nden olduğu tahmin ediliyor. Bu cami 1808 yılında Azakzade Mahmut Ağa tarafından yıkılıp yeniden yaptırılıyor. Kitabesi Alanya Müzesi’ndedir. Aynı cami 1943 yılında Azakzade Tevfik Bey tarafından yıkılıp yeniden yaptırılıyor. Camiye 1974 yılında ilave yapılıyor. Bu cami 2005 yılında yıkılarak bugünkü cami ortaya çıkıyor. 2005 yılındaki camiyi diyanet vakfı ve vatandaş iş birliği ile yapıyor. Bu camiye Azaklar isim verme konusunda ısrar etmiyorlar. Caminin önünde büyük bir çınar ağacı ve altında bir kuyu vardır. Alanya’ya şebeke suyu gelmeden önce cami çevresinde bazı ev ve iş yerlerinin kuyuları olduğundan buraya Kuyularönü denmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında caminin çevresi Alanya’nın merkezidir.
1950’li yılların sonu ve 60’lı yılların başında Alanya’da lise yoktur. Alanya’nın öğrencileri lise için Antalya’ya ve başka yerlere gitmek zorundaydılar. Lord’un yeğeni Rıfat Azakoğlu önderliğinde bir grup Alanyalı bir dernek kurarak bu dernek vasıtasıyla Alanya Lisesi’nin açılması için çalışmalar başlatırlar. Çalışmalar sonunda 1963 yılında Alanya Lisesi açılır. Bu, Alanya için önemli bir hizmettir. Alanya’nın çevresindeki ilçelerden de Alanya Lisesi’ne öğrenciler gelmeye başlar. O dönemde Alanya için kız enstitüsü (kız meslek lisesi) bir ihtiyaçtır. Kız öğrencilerin hem okumaları hem bir meslek sahibi olmaları için kız enstitüsünün açılma çalışmaları başlamıştır. Lord’un yeğeni Rıfat Azakoğlu, Lord’a ait olan, askerlik şubesinin kuzeyindeki (bugünkü kız meslek lisesine yakın olan) bahçeye iki katlı olarak kız enstitüsü yapılır. Adına da Rıfat Azakoğlu Kız Enstitüsü denir.

Azakzade Tevfik Bey Alanya’daki okulları ziyaret eder, öğretmenler ile, başöğretmenle görüşür, okulun ihtiyaçlarını karşılardı. O dönemde okul müdürlerine başöğretmen denirdi. Okullardaki fakir öğrenciler tespit edilir, bu öğrencilerin ayakkabı, önlük, pantolon vs. kıyafetleri Lord tarafından alınır, defter ve kalemleri, kitapları alınarak öğrenciler sevindirilir, öğrencilere iyi çalışmalarını ailelerine, vatan ve millete, devlete faydalı olmalarını anlatırdı. Lord’un yeğenlerinin oğulları Necip ve Necati Azakoğlu, 1988 yılında bugünkü Azakoğlu Ortaokulu’nu yaptırarak günümüzde de eğitim öğretime hizmete devam etmektedirler. NOT: 1 Nisan tarihli yazımızda Lord’un annesi Sehven Afitap Hanım olarak yazılmıştır. Lord’un annesi Ayşe Hanım’dır. Düzeltiriz. DEVAMI HAFTAYA.