Alanya denince akla uzun yıllar boyunca deniz, kum, güneş ve uçsuz bucaksız muz bahçeleri gelirdi. Ancak son yıllarda Alanya’nın verimli toprakları ülkemizde adını yeni yeni duymaya başladığımız tropikal meyvelerin fidanlarına kucak açmış durumda.

Alanya, sadece turizmin değil, artık tropikal tarımın da başkenti olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Geleneksel tarım ürünlerimizin yanına eklenen başta avokado, artık sofralarımızın yabancısı değil. Alanya’nın bereketli topraklarından yola çıkan avokado ülkemizin her köşesinde sofralarda kendine yer buluyor. Eskiden "ithal" etiketiyle fahiş fiyatlara aldığımız bu şifa depoları, artık Alanyalı çiftçimizin emeğiyle dalından taptaze soframıza geliyor.

Ancak tropikal tarımda hikâye burada bitmiyor.
Bazı okuyucularımızın adını ilk defa duyduğunu düşündüğümüz mango, passiflora, pitaya, papaya gibi tropikal meyveler bölgenin mikro klima ikliminin de desteğiyle artık Alanya’nın bereketli yamaçlarında üretiliyor. Yakın gelecekte de bu meyveler ticari değerleriyle, büyüyen üretim alanlarıyla, Alanya ve bölge ekonomisine büyük bir ivme kazandıracaktır. Alanya’da üretilen egzotik meyveler Avrupa ülkelerinin de ilgisini çekiyor. Avrupa pazarı, "yakın coğrafyadan taze egzotik meyve" arayışında ve Alanya bu boşluğu doldurmaya en büyük aday. Alanya bu yönüyle Türk tarımında sessiz ama dev bir devrime hazırlanıyor.

Alanyalı üreticilerin bu başarısı tesadüf değil. Alanya’nın sahip olduğu özel mikroklima iklimi ve üreticilerin yeniliğe açık vizyonuyla, geleneksel yöntemleri modern tarım teknikleriyle birleştirerek büyük bir başarı hikâyesi yazıyor.
Bu başarı sürdürülebilir "Alanya Markası" olarak Ülkemizde ve Avrupa’da egzotik meyvelerle vitrinde olunacaksa; yerel yönetimler noktasında belediye ve yerel yöneticilere de iş düşüyor. Kontrolsüz yapılaşmanın tarım alanlarını tehdit etmesine izin verilmemeli, İlçe Tarım Müdürlüğü ve ziraat odası gerekli danışmanlığı yaparak tropikal meyve üreticilerini daha da cesaretlendirmelidir. Alanya’da egzotik tarımın gelişmesi, tarım ile turizmin de birbirini beslemesini sağlayabilir. Tarım turizmi, uygulama bahçe ziyaretleri ve yerel ürün deneyimleri, bölgeye gelen yerli ve yabancı turistler için farklı bir cazibe oluşturabilir. Böylece Alanya, deniz–kum–güneş üçgeninin ötesine geçerek çok yönlü bir ekonomik modele örnek olabilir.

Alanya üreticisi desteklenirse başarır ve daha kaliteli üretir. Hem kazanır hem de ihracatta yeni bir yeni bir ufuk açar.

Alanya, toprağın dilinden anlayan bir şehir. Sonuç olarak Alanya, egzotik tarımıyla sadece kendi geleceğini değil, Türkiye tarımının dönüşümünü de şekillendirebilir. Doğru planlama, üretici desteği ve ihracat odaklı politikalarla Alanya’nın bu öncü rolü daha da güçlenecek; egzotik tarım, ülke ekonomisine uzun vadeli ve kalıcı katkılar sunmaya devam edecektir.

Papayanın egzotik tadı, muzun sarısı, avokadonun yeşili ve ejder meyvesinin pembesiyle Alanya; tarımda kendi egzotik rengini oluşturabilir. Yeter ki üreticiler desteklensin. Alanya ‘’Tropikal Tarımın Başkenti’’ unvanını kendiliğinden alır.