Ramazan ayı Kameri aylarımızdan birisidir. Bu ayda oruç tutulur. Oruç, bizden önceki dinlerde de emrolunmuştur. Orucun kelime anlamlarından birisi “tutmak” demektir. Yani; nefsimizi tutmak, onun isteklerine engel olmak demektir. Oruç ayında insanlar büyük bir manevi haz içerisinde olurlar. Bu ayda Allah’ın rahmeti insanlar üzerine bol bol iner. Nefis engellendiği için insanlar kötülük yapamazlar, kendilerini iyiliğe ve ibadete yönlendirirler. Bu ayda suç oranlarında büyük bir düşüş olduğu görülmüştür.

Milletimiz İslamiyet’i kabul ettikten sonra bütün ibadetler gibi oruç ibadetine de önem vermiştir. Aile bütünüyle sahur vakti ve iftar vakti bir arada zevk ve heyecanla bu anı yaşamıştır. İnsanımızın en mutlu ve heyecanlı anlarından birisi iftar vaktidir. Sahur vakti kalkıp oruca niyet etmek ayrı bir heyecandır. İnsanlarımız orucun heyecan ve manevi hazzını başkalarıyla da paylaşmışlardır.
Osmanlı döneminde zenginler konaklarında iftar vermişlerdir. Bu iftara fakirler, çocuklar, miskinler, kimsesizler mutlaka çağırılırdı. İftar sonunda bu fakir ve kimsesizlere kapalı bir bez ya da kâğıt içerisinde bir miktar para verilirdi. Espri olarak o kişiye “bu senin diş kirasıdır” diye gizlice verilirdi. Görünüşte bu yemeği yiyen kişi kârlı gibi görünse de gerçekte kazançlı olan yemeği veren kişidir. Fakir, yemeği yiyerek zengine sevap kazandırmıştır. Zengin de buna karşılık fakire rencide etmeden gizlice para vermiştir. Ayrıca hükümdar sarayda devlet yetkililerine ve halka iftar verirdi. Ayrıca çevredeki fakir ve miskinler bu ayda hükümdar tarafından para ve ikramla ödüllendirilirdi. Ramazan ayında sarayda huzur dersleri yapılırdı.

Milletimiz zekatını ve yardımlarını genellikle ramazan ayında yapmaktadır. Ramazan ayında yapılan ibadetlerin ve yardımların mükafatının fazla olduğuna inanıldığından bu ayda daha çok yardım yapılmaktadır. Osmanlı döneminde bazı camilerin bahçesinde sadaka taşları bulunmaktaydı. Bu taşlar silindir şeklinde, bir insan boyundadır. Üst kısmında bir oyuk vardır. Ekonomik durumu iyin olan insanlar bu taşlara bir miktar para koyarlar, ihtiyacı olan fakir gece vakti gelir ihtiyacı kadarını alırdı. Parayı alan da koyan da bilinmezdi. Ayrıca bu ayda ekonomik durumu iyi olan bazı vatandaşlar mahalle bakkalına giderler, veresiye defterindeki fakir olan kişilerin borcunu öderlerdi. Borcu ödeyen kimliğini gizlerdi.

Ramazan geleneklerimizden birisi evlerde ve camilerde mutlaka mukabele okunmasıdır. Mukabele bir kişinin kuran okumasıyla diğerlerinin onu tekrarlamasıdır. Bunun kaynağı her yıl ramazan ayında Cebrail ile Peygamber’imizin karşılıklı olarak Kur’an’ı okumalarıdır. Bu gelenek yıllardan beri devam etmektedir. Şehir merkezindeki camilerde, camilerden uzak olan yerlerde özellikle kadınlar için bir evde toplanıp mukabele okunmaktadır. Gündüz oruç tutan insanlarımız, akşamları neşe içerisinde camilere giderler, teravih namazını kılarlar, namaz sonrası birbirleri ile sohbet ederler, ikramlarda bulunurlar.

Ramazan boyunca her evde iftar olduğu gibi şehirlerde iftar programları da yapılmaktadır. Ülkemizde ilk toplu iftar programı 1952 yılında İstanbul’da yapılmıştır. Bu programı İlim Yayma Cemiyeti, imam-hatip lisesi öğrenci ve öğretmenleri için yapmıştır. Bu programa katılanlardan birisi Merhum Profesör Emin Işık’tır. Fakat bu programlar o zaman için yaygınlaşmamıştır. Günümüzde iftar programları ülkemizin her tarafında yaygın olarak yapılmaktadır. Bugünkü iftar programlarını yaygın hale getiren 1994 yılında İstanbul Belediye Başkanı olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. O tarihte İstanbul’da iftar çadırları kurulmuş, binlerce kişi burada iftar yapmıştır.
Alanya’da iftar programları 1994’ten önce çok yaygın değildi. Genellikle evlerde iftar verilir, komşular ve yakın akrabalar çağırılırdı. Oruç tutmayan yok gibiydi, tutmayanlar açıkta bir şeyi yiyip içmezlerdi. Bu biraz utanma duygusu ve saygıdan dolayı idi. Şehir merkezinde ramazan boyunca lokantalar kapalı olurdu. 1-2 tane lokanta açık olsa da camlarına perde çekerlerdi. Orada yemek yendiği görülmezdi. Alanya’da hayırsever kişiler ramazan boyunca fakirlere para ve erzak yardımı yaparlardı. Bunu gizli olarak yaparlardı. Bu kişilerin en meşhurlarından birisi Azakzade Tevfik Bey’dir. Azakzade’de Alanya’da 100 tane fakirin listesi olur, onlara her Ramazan gizli olarak para yardımı yapardı. 1994’ten itibaren Alanya’da da toplu iftarlar yaygınlaştı. Önce Eşgilik Düğün Salonu’nda verilmeye başlandı. Günümüzde belediye tarafından Eşgilik’in dışında Mahmutlar ve Konaklı’da ortalama günde 3 bin kişiye iftar verilmekte, imkanı olmayanlara sahur yemekleri de gönderilmektedir. Ayrıca bazı camilerimizin bahçesinde de 30 Ramazan iftar verilmektedir. Milletimizin Ramazan’ının hayırlı olmasını dilerken hayır sahiplerine de teşekkür ederiz.