3.BÖLÜM
“Ben böyleyim” Paradoksu devam edelim…
“Ben mesafeliyim. Ben zor bağlanırım. Ben fazla veririm.
Bu cümleler kişilik değil, hayatta kalma mekanizması ile alanını koruma davranışıdır.
Hep ben böyleyim, dediğinde büyüme ve gelişme ihtimalini sabitlenir. Ben böyleyim demeye neden ihtiyaç duyduğumuzu öncelikle kendimiz üzerinden anlamalıyız.
“Ben böyleyim” dediğin yerde soru sor kendine.
Ben gerçekten böyle miyim, yoksa böyle kalmak bana daha mı güvenli ve konforlumu geliyor?
Kelime değişimi, “Ben böyleyim” yerine, “Ben şimdiye kadar böyle davrandım. Aradaki fark?” Kimlik olmadığının bunun bir davranışsal adım atmak olduğunu anladığımız an davranışlar değişebilir.
Kaybederim paradoksu
Hayatımızda aile içi ve sosyal iş alanlarında mevcudiyetimizde olan şeyleri kaybetmeyi değiştirmeyi pek sevmeyiz. Hızlı güvenli ve konforlu bağlar kurarız. Bağ kurmak isteyen ama kaybetmekten korkan zihin bulunduğu alan ile ilişkiyi sabote eder.
“Ya giderse, ya biterse, ya kızarsa, ya sevmezse, ya vazgeçerse? Bu kaygılı dürtüsel hisler daha da korumacı, kontrolcü, daha çok düzeltme, kurtarma çabası içine sokarak kişiyi daha çok tehlike varmış gibi tetikte tutar. Beden ve kaslar kilitlenir, yaşam akışı donabilir.
Ve tetikte olan beden, ya aşırı verir, ya erken geri çekilir, ya gelen şeyleri iter reddeder içe alamaz.
Korku geldiğinde şunu yazarak sor kendine… “Kaybetmekten korktuğum şey ne?
Kişi mi? Yoksa onun yanında hissettiğin değer mi?”
Çoğu zaman korktuğun şey kişi değil, onun sana verdiği kimliktir.
Yetmez Paradoksu
İlişkide günlük ve anlık davranışları, sözleri, küçük ilgiyi küçümsemek.
Küçük emeği yok saymak. Büyük bir akışın önünü kesmekle ilgili… Bu bilincin kıtlık ve yoksunluk hislerinin birleşiminde yetersizlik ve değersizlik duygusunun yaratımına sebebiyet verebilir.
Küçük iyileşmeyi görmemek. Bu yeterli değil bilinci ile diğer bir olan ile ilişkilendirilerek mukayese de edilerek davranışsal özgürlüğümüzü kısıtlamış oluruz.
Bu kelime bilinçaltına şunu öğretir. Tatmin memnuniyet tehlikelidir. Memnun olursam daha iyisine sahip olamam. Ve tatmin olamayan zihin sürekli eksiklik olan alanlardan seçim yapar. Örnek partner seçimi gibi. Ya da daha iyisi için hiç seçememek gibi.
Gün içinde ilişkide ve sosyal hayatında, işinde hoşuna giden 3 küçük şeyi yaz.
Zihin büyük dram sever. Sen küçük istikrarı öğret. Küçük adımlar atarak davranışı değişime götür.
En Güçlü Paradoksu. Sevilmek istiyorum ama görülmek istemiyorum.
Gerçek sevgi için, gerçek yakınlık, gerçek hisler görülmeyi gerektirir.
Görülmek ise biraz cesaret, biraz olduğun gibi olmanın sorumluluğunu almakla ilgilidir.
Birçok insan sevilmek ister ama maskesiz görülmekten kaçar. Dış dünyaya örtüleriz kendimizi… “Ben böyleyim, ben şuyum veya buyum” gibi söylemlerle…
Bugün bir ilişkide küçük bir gerçek duygunu saklamadan ifade et.
Abartmadan. Suçlamadan. Savunmadan.
Beden şunu öğrenir:
“Gerçek halimle sesimi duyurabildim ve bu halimi kabul edebiliyorum. Bununla yaşayabiliyorum ve dünya yıkılmadı.
İşte yaratım burada başlar. Haftaya görüşmek üzere devam…