Türkiye’de her büyük depremin ardından aynı gerçeği tekrar hatırlıyoruz: Deprem öldürmez, ihmal öldürür. Fakat ne yazık ki bu gerçek hafızamızda ne kadar acı duruyorsa, günlük hayatımızda o kadar kolay unutuluyor. Alanya da bu rehavetin en belirgin yaşandığı şehirlerden biri. Deprem riskinin düşük olması, yok anlamına gelmiyor. Şehrin nüfusu her yıl artarken, eski binalar hâlâ ayakta duruyor, yeni yapılanların bir kısmı da denetim anlamında soru işaretleri taşıyor. Buna rağmen Alanya, depremle yüzleşecekmiş gibi bir hazırlık içinde değil.

Oysa hukuki düzenlemeler çok açık. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kanunu, riskli yapıların belirlenmesini ve yıkılmasını zorunlu kılıyor. 2018 Deprem Yönetmeliği ise tüm yeni yapılarda sıkı statik kurallar öngörüyor. Yani mevzuat güçlü, sistem hazır. Eksik olan şey uygulamanın kendisi.

Alanya sokaklarında dolaştığınızda 1999 öncesi yapılan birçok binayı görmek mümkün. Kimileri kentsel dönüşüm bekliyor, kimileri ise “Zaten burada deprem olmaz” düşüncesiyle kaderine terk edilmiş durumda. Oysa hukuk, risk yoksa beklemeyi değil, risk ihtimali varsa harekete geçmeyi emreder.

Turizm şehri Alanya, sadece yazın yoğun yaşayan bir yer değil; kışın da binlerce yerli ve yabancı burada hayatına devam ediyor. Turizmden, ticaretten, gayrimenkulden beslenen bu güçlü ekonominin deprem karşısında ayakta kalabilmesi ancak önlemle mümkün. Bir gecede tüm düzen bozulabilir.

Denetim mekanizmalarının kâğıt üzerinde kalması ise en büyük sorunlardan biri. Projeyi yapan başka, uygulayan başka, denetleyen bambaşka kişi veya kurumlar… Bu zincirin herhangi bir halkası görevini aksattığında, şehrin tamamı risk altında kalıyor. İmar Kanunu’nun 32 ve 42. maddeleri kaçak yapıların yıkılmasını öngörse de uygulamada caydırıcılığın zayıf olduğunu hepimiz biliyoruz.

Alanya’nın turistik kimliği güzel ama deprem anında kimse turist, yerli, yabancı diye ayrılmayacak. O anda hepimiz aynı gerçeğin karşısında kalacağız. Bu yüzden riskli binaların tespiti hızlandırılmalı, belediyelerin teknik kadroları güçlendirilmeli ve halk düzenli olarak bilgilendirilmeli. Deprem haber vererek gelmez. Ama biz, onu karşılamaya ne kadar hazır olduğumuza karar verebiliriz. Hukuk bize sorumluluğun adını koymuş durumda: Önlem almak. Önlem almayan şehir kaderine razı olur. Alanya’nın kaderi ise güzel; ama her güzel şey gibi korunmaya ihtiyaç duyuyor.