Yeni yıl yaklaşırken sosyal medyada aynı cümleleri duymaya başlıyoruz:
“Yıla fit gireyim.”
“Bu ay sıkı bir diyet yapacağım.”
“Hızlıca 5 kilo versem yeter.”

Her yıl kasım-aralık aylarında yaşadığımız bu döngü aslında modern çağın en büyük beslenme tuzaklarından biri: Hızlı zayıflama isteği.

Oysa ne beden, ne metabolizma, ne de psikoloji bu kadar aceleyi seviyor. Hızlıca verilen kiloların neredeyse tamamı, yılın ilk haftalarında fazlasıyla geri dönüyor. Çünkü aceleyle yapılan diyetlerin ortak bir özelliği var: Sürdürülebilir olmamaları.

Bugün tüm dünyada trend haline gelen “detokslar”, “3 günde 3 kilo” vaatleri, öğün atlamalı menüler… İnsanlara bir anlık hafifleme yaşatıyor olabilir ama uzun vadede metabolizmayı yavaşlatıyor, kas kaybına neden oluyor, daha önemlisi beslenmeye karşı güveni zedeliyor. Çünkü insanlar başarısız olduklarını düşünüyor, oysa başarısız olan kendileri değil; yanlış yöntemler.

Yeni yıl, aslında kendimize yüklenmek için değil; kendimize iyi bakmak için bir fırsat.
Bedenimizi zorlayıp kısa sürede şekil vermeye çalışmak yerine, küçük ama kararlı adımlar atmak çok daha değerli. Mesela:

Kahvaltıyı düzene sokmak,
Gün içinde su içmeyi hatırlamak,
Haftada 2–3 gün hareket etmeye başlamak,
Akşam porsiyonlarını küçültmek,
Hazır atıştırmalıkları azaltıp gerçek gıdalara dönmek…

Bu adımların hiçbiri “mucize” gibi görünmüyor belki. Ama işin sırrı zaten burada.
Sürdürülebilirlik sessizdir, sakin ilerler; bir anda sonuç vermez ama bir ömür sürer.

Yeni yılın en güzel tarafı, kim olduğumuzu değil; nasıl olmak istediğimizi yeniden düşünme fırsatı sunmasıdır. Eğer gerçekten yeni bir başlangıç yapmak istiyorsak, kendimize şunu sormamız gerekiyor:
“Ben hızlı bir değişim mi istiyorum, yoksa kalıcı bir iyilik hali mi?”

Diyetisyen olarak deneyimlerim şunu gösteriyor: Yılın ilk ayında panikle verilen kilolar değil, yıl boyunca istikrarlı bir şekilde korunan alışkanlıklar hayatı değiştiren şeydir.

Bu yılı, bedenimizi aceleye soktuğumuz bir yıl değil; bedenimize iyi davrandığımız bir yıl olarak hatırlayalım. Yeni yıl yaklaşırken kendimize verebileceğimiz en büyük hediye, sağlıklı bir görünüm değil; sağlıklı bir yaşam şeklidir.