Güneş Alanya’yı altın rengine boyarken, Şirin Baba otelin lobisinde bir kahve almış, sakin sakin denize bakıyordu. Meraklı Şirin, Huysuz Şirin, Şirine ve diğer Şirinler de etrafında dolanıyor, “Bugün ne yapacağız?” diye soruyorlardı. Ama birden hafif bir sarsıntı hissettiler. Meraklı Şirin biraz titredi: “Şirin Baba, ya deprem olursa? Biz nereye gideceğiz?”

Şirin Baba, gözlerini çocuklara çevirdi ve gülümseyerek dedi ki:
“Sevgili Şirinler, merak etmeyin. Bu yeni bir macera, ama aynı zamanda öğrenme zamanı. Çünkü Alanya’da artık büyük oteller, yurtlar ve konaklama tesisleri sığınak bulundurmak zorunda. Yeni bir yönetmelik geldi; 50 yatak ve üzeri tesisler artık deprem ve afet anında misafirlerini korumak için sığınak alanı yapmak zorunda. Biliyor musunuz, bu aynı zamanda yangın ve diğer acil durumlar için de geçerli.”

Huysuz Şirin kaşlarını çattı: “Ama Şirin Baba, bizim otel eski bina… Bodrum kat otoparkı var ama sığınak mı olur?”

Şirin Baba başını salladı:
“İşte sorun da bu. Eski binalarda alan sınırlı, bazı tesisler bu yeni kurallara uymakta zorlanıyor. Ama endişelenmeyin, çözüm var: Yönetmelik diyor ki, bodrum otoparkı veya depo alanları teknik şartları sağlarsa sığınak olarak kullanılabilir. Ayrıca çalışanlarımız ve biz, misafirlere ‘Deprem anında nereye gideceğiz?’ sorusunun cevabını göstermek zorundayız. Yani işaretler, bilgilendirme broşürleri ve hazırlıklı personel bizim en büyük güvenliğimiz.”

Şirinler merakla sordu: “Peki ya biz, biz sığınakta ne yapacağız?”

Şirin Baba, çocukları elinden tutarak odadan çıkardı ve otelin belirlenen sığınak alanına doğru yürüdü.
“Bakın, önce sakin olacağız. Panik yaparsak hata yaparız. Burada güvenli bir alan var, hepimiz buraya geleceğiz. Engelli veya yaşlı misafir varsa onlar için özel çıkışlar var, merak etmeyin. Yönetmelik bunu da öngörüyor. Amacımız, tatil yaparken güvenli olmak.”

O sırada lobideki ilanları da gösterdi: “Bakın çocuklar, burada ‘Sığınak →’ işareti var. Bu yönü takip edeceğiz. Yangın söndürücüler, ilk yardım dolapları ve çıkış işaretleri de hazır. Bu işin bir parçası.”

Meraklı Şirin başını kaşıdı: “Ama Şirin Baba, ya tüm Alanya’daki eski binalar? Oteller, misafirler…?”

Şirin Baba gülümsedi:
“Evet, turizmci arkadaşlar kara kara düşünüyor. Ama zaman var: Mevcut binalar 31 Aralık 2028’e kadar yönetmeliğe uygun hale getirilecek. Biz de kendi otelimizde çözümler üretiyoruz: Bodrum kat otoparkını dönüştürmek, depoları teknik şartlara uygun hale getirmek, misafirleri bilgilendirmek. Hatta belki Alanya’daki birkaç otel bir araya gelip bölgesel sığınak alanı oluştururuz.”

Şirini içini çekerek dedi ki: “Yani tatilimiz hem eğlenceli olacak hem de güvenli…”

Şirin Baba başını salladı:
“Evet, sevgili Şirinler. Eğlence ve güven birlikte olur. Masal gibi tatilimiz, gerçekle yüzleşen bir güven planıyla daha da güzel. Ve unutmayın, her tatilci, her misafir — ister Şirin olsun ister büyük — ‘Depremde nereye gideceğim?’ sorusunu sorup cevabını öğrenmeli. Biz bunu sağlarsak, hem tatil güzel geçer hem de herkes güvende olur.”

Şirinler balkondan Akdeniz’e baktılar, hafif bir rüzgâr saçlarını savururken, içten bir huzur geldi. Şirin Baba onlara son bir kez baktı:
“Hazırlıklı olmak, eğlenmek kadar önemli. Tatil keyfimiz yerinde, ama güvenliğimizi de asla unutmayacağız.”

Ve böylece, Şirin Baba’nın otelinde bir gün daha geçti; masalsı bir tatil, gerçek bir hazırlık hikâyesi ile tamamlandı.