Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında Genel Kurul’a hitap ederek ekonomiden sermaye piyasalarına, toplumsal kutuplaşmadan yeni anayasa çalışmalarına kadar farklı başlıklarda mesajlar verdi. Konuşmanın ekonomi bölümünde son dönemde yatırım fonları etrafında yaşanan gelişmelere değinen Erdoğan, fon piyasasında ortaya çıkan sorunun çözüme kavuşturulacağını söyledi.

ERDOĞAN’DAN FON PİYASASI MESAJI

Erdoğan, fon piyasasındaki gelişmelerle ilgili olarak, “Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi inşallah çözeceğiz” ifadelerini kullanırken, konunun toplumsal barışı tehdit eden bir noktaya taşınmasına izin verilmeyeceğini belirtti. Cumhurbaşkanı’nın açıklaması, Sermaye Piyasası Kurulu’nun son haftalarda yatırım fonlarına ilişkin peş peşe aldığı tedbirlerin ardından geldi.

SPK’nın resmi açıklamalarına göre düzenleyici kurum, özellikle bazı serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları üzerinden düşük fiili dolaşıma sahip paylarda şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketleri gözlemlendiğini bildirdi. Kurul, yatırımcı tasarruflarının korunması, fonlar üzerinden manipülasyon imkanlarının sınırlandırılması, şeffaflığın artırılması ve sistemik risklerin azaltılması amacıyla yatırım fonlarına ilişkin rehber ve değerleme esaslarında değişiklikler yaptı.

YÜZ BİNLERCE YATIRIMCIYI İLGİLENDİREN SÜREÇ

SPK tarafından açıklanan son verilere göre, alınan kararlar kapsamında 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fon tasfiye sürecine alındı. Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarında bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunduğu açıklandı. Tasfiye kapsamına alınan fonların TEFAS üzerinden alım ve satım işlemleri durdurulurken, yatırımcıların haklarının tasfiye sürecinde korunmasına yönelik usul ve esaslar da ayrıca belirlendi.

Yatırım fonları, çok sayıda yatırımcının birikimlerinin ortak bir portföyde toplanarak profesyonel portföy yöneticileri tarafından çeşitli sermaye piyasası araçlarında değerlendirilmesi esasına dayanıyor. Yatırımcı doğrudan fonun portföyündeki her varlığın sahibi olmak yerine fonun katılma payını elinde bulunduruyor. Bu nedenle fon portföyündeki varlıkların doğru fiyatlanması, değerleme yöntemlerinin şeffaf olması ve katılma payı değerinin gerçeği yansıtması, hem yatırımcı güveni hem de sermaye piyasasının sağlıklı işleyişi açısından önem taşıyor.

TASFİYE SÜRECİ NASIL İŞLİYOR?

Bir yatırım fonunun tasfiyeye alınması, yatırımcının katılma payının otomatik olarak değersiz hale gelmesi anlamına gelmiyor. Tasfiye sürecinde fonun portföyündeki varlıkların belirlenen esaslara göre nakde dönüştürülmesi ve ortaya çıkan tasfiye bakiyesinin katılma payı sahiplerine hakları oranında dağıtılması amaçlanıyor. SPK, söz konusu fonlarda portföy varlıklarının piyasa koşulları gözetilerek mümkün olduğunca uygun koşullarda satılabilmesi için öngörülen tasfiye süresini uzattı ve bu sürenin şartlara bağlı olarak daha erken de tamamlanabileceğini duyurdu.

Kurul ayrıca tasfiye kapsamındaki fonlarda, tasfiye kararından önce gerçekleştirilen işlemler sonucunda elde edilen ve sahipleri tarafından gönüllü olarak geri verilmek istenen kazançlar için “İsteğe Bağlı İade Hesapları” oluşturulduğunu açıkladı. Bu hesaplara yatırılan tutarların yalnızca ilgili fonun tasfiye malvarlığına dahil edileceği ve söz konusu fonun katılma payı sahiplerine yapılacak ödemelerde kullanılacağı bildirildi.

Engelsiz Kafe öğrencileri yeni eğitim yılını köpük partisiyle karşıladı
Engelsiz Kafe öğrencileri yeni eğitim yılını köpük partisiyle karşıladı
İçeriği Görüntüle

YATIRIMCILARIN RESMİ DUYURULARI TAKİP ETMESİ ÖNEM TAŞIYOR

Fonlarda tasfiye veya işlem kısıtlaması gibi olağan dışı süreçler yaşandığında yatırımcıların SPK, KAP, Merkezi Kayıt Kuruluşu ve TEFAS üzerinden yayımlanan resmi açıklamaları takip etmesi önem taşıyor. Özellikle sosyal medya veya doğrulanmamış kanallar üzerinden yayılan ödeme, iade ve başvuru yönlendirmeleri yerine düzenleyici kurumların duyurduğu prosedürlerin esas alınması gerekiyor. SPK da süreçle ilgili açıklamalarında yatırımcılara yalnızca resmi kaynaklardan yapılan bilgilendirmeleri dikkate almaları çağrısında bulundu.

YENİ ANAYASA ÇAĞRISI

Erdoğan’ın konuşmasının diğer önemli bölümünü ise yeni anayasa tartışmaları oluşturdu. Cumhurbaşkanı, mevcut anayasanın darbe döneminin izlerini taşıdığını savunarak Türkiye’nin “yeni ve sivil bir anayasa” hazırlaması gerektiğini söyledi. Yeni anayasanın siyasi partiler arasında müzakere ve uzlaşmayla hazırlanması gerektiği mesajını veren Erdoğan, içinde bulunulan yasama yılının anayasa çalışmalarının öne çıktığı bir dönem olmasını istedi.

Yeni bir anayasa hazırlanması veya mevcut anayasanın kapsamlı biçimde değiştirilmesi yalnızca siyasi bir açıklamayla tamamlanabilecek bir süreç değil. Anayasa’nın 175’inci maddesine göre anayasa değişikliği teklifinin TBMM üye tamsayısının en az üçte biri tarafından yazılı olarak verilmesi, Genel Kurulda iki kez görüşülmesi ve kabul için en az beşte üç çoğunluğa ulaşılması gerekiyor. Kabul edilen metnin aldığı oy oranına ve Cumhurbaşkanının kullanacağı anayasal yetkilere bağlı olarak halkoylaması süreci de gündeme gelebiliyor. Dolayısıyla yeni anayasa hedefinin hayata geçirilmesi, Meclis aritmetiği nedeniyle siyasi partiler arasında belirli ölçüde uzlaşmayı gerektiren bir yasama süreci niteliği taşıyor.