YÖRÜK SANDIĞINDAN ALANYA KALESİ’NE ‘’KIYAFETLERİN DİLİ’’

Tarih, yalnızca kitap sayfalarında yazan satırlardan ibaret değildir. Bazen bir düğmede, bazen bir işlemeli yelekte, bazen de sandıklarda saklanan kıyafetlerde yaşar. Taşeli coğrafyasının köklü geçmişine baktığımızda, kültürün en güçlü taşıyıcılarından birinin kıyafetlerin hafızasında saklı olduğunu görürüz. Karamanoğlu coğrafyasından Alanya’ya uzanan kültürel yolculukta ise kıyafetlerin dili, geçmiş ile bugünü birbirine bağlayan sessiz ama güçlü bir köprü kurar.
Kurulan bu kültürel köprü, Taşeli coğrafyasında yeniden şekillenerek Sarıveliler’de kendine yeni bir kimlik oluşturarak Alanya’ya doğru yol alır. Bu yolculukta Bilge Türkmen kadınlarının hafızasında harmanlanan kültür hazinesi Alanya Kalesi’nde yolculuğunu tamamlar.
Göç yolları, kültürlerin en büyük taşıyıcısıdır. Taşeli bölgesinden, Sarıveliler’den ve Karaman’ın yaylalarından Alanya’ya doğru gerçekleşen göçler yalnızca insan hareketi değildir. Bu göçlerle birlikte gelen sandıklar, aslında birer kültür hazinesidir. O sandıkların içinde yer alan bindallılar, üç etekler, cepkenler ve yazmalar; Anadolu’nun derin hafızasını Alanya’nın sahil kültürüyle buluşturmuştur.
Karamanoğlu Mehmet Bey Türk kadınına kıyafet üzerinden öyle bir statü vermiştir ki günümüzde bu kültürel statü Alanya kırsalında kısmen, Sarıveliler ilçesinde tamamen sürmektedir. Yakın zamanlarda Sarıveliler’de bir düğüne yolunuz düşerse 15. Yüzyıl’da kadim bir Anadolu coğrafyasında kaybolduğunuz hissine kapılırsınız.
Karamanoğlu Mehmet Beyin yazılı olmayan kanunları Taşeli coğrafyasında hala kabul görür. Çünkü buralardaki düğünlerde gördüğünüz renklerin yelpazesi, kıyafetlerdeki motiflerin dili size gizemli bir şey anlatır. Bağlama tabir edilen kıyafetli biri evli bir kadındır. Fıstıklı tabir edilen kıyafetli biri bekar bir kadındır. Üç etek giyen bir kadın vergili bir kadındır. Kıyafetini başındaki fesle tamamlayan kadın yeni evli kadındır. Kadınların kıyafetinin renginden ve şeklinden kadının statüsü ve medeni hali hemen anlaşılır. Hatta bu kıyafetlerin dili, bölgenin inanç dünyasını yansıtan önemli göstergeleri olmuştur.
Bu durum hem kadının hukukunu hem de statüsünü korumak adına yazılı olmayan bir yerel hukuk kuralıdır. Bu da toplumsal uyumun devamlılığını sağlar.
Kıyafetlerin dili aslında toplumsal hafızanın en estetik anlatım biçimidir. Bir toplumun ekonomik yapısı, iklim şartları, sosyal yapısı ve gelenekleri giyimde kendini açıkça gösterir.
Alanya bugün turizmle, modern şehirleşmeyle ve farklı kültürlerin buluşmasıyla öne çıkan bir şehir olsa da, geçmişten gelen bu kıyafet mirası hâlâ yaşamaktadır. Özellikle düğünlerde, yayla şenliklerinde ve yöresel etkinliklerde kullanılan geleneksel kıyafetler, Karaman’dan taşınan kültürel izlerin canlı birer göstergesidir. Her motif bir hikâye anlatır. Her renk bir duyguyu temsil eder. Örneğin kırmızı, Anadolu’da çoğu zaman mutluluğun ve bereketin sembolü olarak kullanılmıştır. Siyah ise asaleti ve olgunluğu temsil etmiştir.
Karaman’dan Alanya’ya uzanan kültür yolculuğunda kıyafetler, yalnızca birer giysi değildir. Onlar; göçün, emeğin, sabrın ve kimliğin sembolüdür. Sandıklarda saklanan her parça, Anadolu insanının yaşam felsefesini, estetik anlayışını ve tarihsel hafızasını günümüze taşımaktadır.
Karamanoğlu’nun köklü kültürü ile Alanya’nın zengin yaşam mozaiği birleştiğinde ortaya çıkan değer, Karaman’dan Alanya’ya uzanan birlik ve çeşitlilik anlayışının en güzel örneklerinden biridir.
Karamanoğlu’ndan Alanya’ya uzanan bir toplumun hikâyesi; tarih kitaplarında değil, bilge kadınların taşıdığı kıyafetlerin dilinde saklıdır.