Anadolu Selçuklu devletinin en kudretli döneminde büyük sultan Alaaddin Keykubad zehirlenerek 1237 yılında ölünce devlet yavaş yavaş gücünü kaybetmeye başlamıştır. Yerine geçen oğlu ikinci Gıyaseddin Keyhüsrev genç ve zayıf bir sultandı. Kösedağ savaşında tecrübeli devlet adamlarını dinlemediğinden ve yanlış taktik uygulandığından Selçuklu ordusu savaşmadan dağılmıştır. Moğollar Anadolu’yu işgal etmişlerdir. İkinci Gıyaseddin Keyhüsrev, Moğolların oyuncağı durumuna düşmüştür. İkinci Gıyaseddin Keyhüsrev, 1246 yılında ölünce çocuk yaştaki oğulları taht kavgası başlatmışlardır. Devrin büyük devlet adamı vezir Celaleddin Karatay, inisiyatif kullanarak üç kardeşi ortaklaşa sultan ilan etmiştir. Bu üç kardeş daha çocukturlar. Celaleddin Karatay inisiyatif kullanarak devleti bir müddet idare etmiştir. Bu dönemde başa geçen sultanlar zayıf kişilerdir. Moğolların memuru durumundadırlar. Merkezi otorite çok zayıftır. Ekonomi hem zayıf hem de Moğolların elindedir. Bu durum karşısında başkentin dışındaki şehirlerin valileri yarı bağımsız hareket etmeye başlamışlardır.
Bunlardan birisi de Alaiye’dir. Alaiye’nin Beyi Oğuzhan Bey Selçukluya formalite olarak bağlıdır. Yarı bağımsız hareket etmektedir. 1308 yılında Selçuklu’nun başına geçecek Sultan bulunmamış, bu tarihte Selçuklu sona ermiştir. Selçuklu sona erince bütün valiler başının çaresine bakmışlar, Anadolu’da beylikler dönemi başlamıştır. Bu tarihten itibaren Alaiye beyliği de bağımsız olarak hareket etmeye başlamıştır. Alaiye’nin beyleri Karamanoğulları prenslerinden olduğu için Karamanoğullarının bir kolu gibi kabul edilmiştir. Alaiye beyliği bağımsız bir beyliktir. Kendi bayrağı, kendi parası, kendi toprakları, hudutları olan bir beyliktir. Bu beylik bazı dönemlerde Karamanoğullarına, bazı dönemlerde Kıbrıs krallığına, bazı dönemlerde Memlükler devletine tabi olmakla birlikte genelde bağımsızdır. Bu beylik 1255 yılından 1471 yılına kadar 216 yıl yaşamıştır. Beyliğin sınırları Manavgat ırmağının doğusu (Duşenbe) İbradı, Akseki, Gündoğmuş, Gazipaşa, beyliğin sınırlarıdır. Beyliğin merkezi Alaiye’nin Oba köyüdür. Oba köyünde beyliğin sarayları, Cuma camisi, beyliğin medresesi, Bey Türbesi, köşkler, hamamlar bulunmaktadır. 1332 yılında İbn-i Batuta, Alaiye Beyi Yusuf beyi burada ziyaret etmiştir. O dönemde Oba, Alaiye beyliğinin en önemli bölgesidir. O dönemde kale, askeri amaçlı kullanılmıştır. Alaiye beyliğinin Oba’nın dışında önem verdiği diğer bir köy Mahmutseydi köyüdür. 1320 tarihinde Alaiye beyi Yusuf bey döneminde Seydişehir’deki büyük mutasavvıf Seydi Harun’un müridi Seydi Mahmud, Alaiye’ye gelmiştir. Seydi Mahmud eski adı Onas olan Mahmutseydi köyüne yerleşmiş, orada cami, tekke, medrese kurarak halkı irşad etmeye başlamıştır. Alaiye beyleri Seydi Mahmud’a ilgi göstermişler, köyün gelirlerini Seydi Mahmud’un camisine ve tekkesine bırakmışlardır. Günümüzde Mahmutseydi köyünde Seydi Mahmud’un türbesi ve camisi faal ve bakımlıdır. Tekke’sinin bulunduğu bölgeye halk tekke önü der. 1362 yılında son alaiye beyi Kılıçaslan bey Seydi Mahmud’un tekkesi camisi ile ilgilenmiş, Seydi Mahmud ile ilgili bir vakıf kurmuştur. Bu vakfa Kılıçaslan Vakfı denmiştir.
Oba’da bulunan Gülefşan camisi beyliğin Cuma camisidir. Alaiye beyliğinin sınırları içerisinde bulunan vatandaşlar cuma günü bu camiye gelirler, Cuma namazını burada kılarlardı. Sabahın erken saatlerinde evlerinden çıkarlar, cuma namazını kıldıktan sonra devlet ile olan işlerini görürler, Oba pazarı denilen yerde Pazar ihtiyaçlarını görürler, akşama evlerine dönerlerdi. Oba pazarı denilen yer Gülefşen Camisi ile Elvan Bey medresesi arasındaki meydanlıktı. 1950 ve 60’lı yıllarda buraya Çarşamba ovası denirdi. Halk burada deve güreşleri yapardı. Gülefşen camisinde devrin en önemli alimleri görev yapardı. Gülefşen camisinin kuzeyinde bir tepe üzerinde beylik sarayı vardır. Buraya halk Aksaray derdi. Bu sarayın duvarları sağlamdır. Restore edilmeyi beklemektedir. Oba’nın hacıbaba bölgesinde hacıbaba köşkü vardır. Duvarları sağlamdır. Restore edilmeyi beklemektedir. Bundan 50 yıl önce kalıntıları bulunan hamamlardan, hacıbaba sarayından, oba sarayından hiçbir eser kalmamıştır. Caminin yakınında Gülefşen Kasrı denilen birkaç harabe kalmıştır. Beyliğin medresesini, 6 Mayıs tarihli makalemizde anlatmıştık. Gülefşen bölgesindeki Alaaddin Bey türbesi bakımsız bir vaziyette, çöplük gibidir. 1934 yılında Oba’nın batı bölümünde bulunan kısmı Çıplaklı köyü adıyla obadan ayrılmıştır. Günümüzde Alaiye beyliğinin merkezinin büyük bölümü Çıplaklı köyünde (mahalle) kalmıştır. Beyliğin medresesi büyük oranda restore edilmiştir. Gülefşen camisinin ise restorasyonu başlamış, 7 yıldır beklemededir. Beyliğin sarayı, Hacıbaba köşkü, Alaiye Beyi’nin türbesi ilgi beklemektedir. Tasavvuf edebiyatımızın büyüklerinden Kaygusuz abdal (Aladdin Gaybi) Alaiye Beyi Hüsamettin Mahmut Bey’in oğludur. Gülefşen camisini ve Alaiye beyi Alaaddin Bey’in türbesini Mahmut bey yaptırmıştır. Türbenin kitabesi Alanya müzesindedir. Caminin kitabesinin birisi yerinde durmaktadır. İkinci kitabesi yerinden düşmüştür ve Alanya müzesindedir.
Alaiye beylerine ve bu eserleri yaptıranlara rahmetler dilerken tarihi ve kültürel değerlerimize önem verdiğini bildiğimiz kaymakamımızdan, belediye başkanımızdan, kültür bakanlığı yetkililerinden, milli değerlerimize önem veren aydınlarımızdan ilgi bekliyoruz.