Kardeşler, sevgili kardeşler, bilerek kardeşler diyorum yoksa sevgili okuyucular da, diyebilirdim…
Sizlerle daha samimimi gönül bağı kurmak adına kardeşler diyorum. Hem kardeş demekten kardeşim demekten daha soylu söz mü var?
Kardeş diyemediğimiz, kardeşim diyemediğimiz için geldi başımıza gelen birçok olumsuzluklar…
Varsın camilerde söz edilmesin bunlardan, kardeşliği, kardeş demeyi, kardeşim demeyi, selamlamayı, yürekten nasılsın demeyi ya unuttuk, ya kirli bir el girdi aramıza…
Kardeşliği ciddiye almaz olduk, sevmeyi ciddiye almaz olduk, nerdeyse saygıyı kirlettik…
Masum değiliz artık hiçbirimiz…
Kardeşliği unuttuk, kardeşim demeyi de, nasılsın bir ihtiyacın var mı demeyi de…
Oysa ne güzel bir haslet, insanın insana kardeşim nasılsın bir ihtiyacın var mı, bak ben burdayım demesi…
Din kardeşliğini öz kardeşlikten yüce tutar İslam diye anlatıldı hep, ama toplum olarak bizler öz kardeşlerimize bile düşmanca tavırlar sergiler olduk, bunun böyle olduğunu aslında hepimiz biliyoruz…
Onun için demeye çalıştığım İslam yani bizim dinimiz ibadetlere hapsedilmiş bir din değil, bir duruştur, bir tavırdır…
Namaz tamam, oruç tamam, hatta zekât tamam, haç tamam da, daha ötesi var bu eylemlerin…
Mesela mazlumun yanında durmak, zalimin karşısında durmak gibi… Hakkın yanında durmak, haksızlığın karşısında durmak gibi, üstelik hak sahibinin kimliğine, rengine hatta dinine bakmadan…
Yoksulun yanında durmak, onları gözetmek, onları koruyup kollamak, özellikle yetimleri her daim gözetmek, imkânımız dâhilinde ihtiyaçlarını karşılamak ve asla onları üzmemek…
Aziz Allah Maun suresinde “Yetimi hor görmeyi, itip kakmayı, onları üzmeyi ve yoksulu doyurmamayı, doyurmayı teşvik etmemeyi” dini yalanlamak olarak anlatır…
Kısaca yetimlere sahip çıkmıyorsan, yoksulu doyurmuyorsan, doyurmayı teşvik etmiyorsan dinden söz etmenin, namaz kıldım demenin, oruç tuttum demenin, hatta zekât verdim demenin bir anlamı yok…
Gerçi günümüz Müslümanları zekât ibadetini çoktan unuttular gibi, umarım unutmayanlar vardır…
Tekrar edersek İslam bizim dünyamızı inşa etmeli, eğer din diye bir endişemiz varsa…
Son söz olarak “bizim anladığımız dinde, şehrin öteki ucunda aç yatan, aç uyuyan bir çocuktan, tenceresi kaynamayan bir aileden” kentin bu ucunda yaşayan Müslüman sorumludur…
Sözümü abartılı bulanlar kentin müftüsüne sorsunlar…
Selam ile kalın…
Aziz Allah bugününüzü, yarınınızı bereketli kılsın…