VATANDAŞIN KIRILAN GÜVENİ GERİ GELİR Mİ?

Günümüzde devletin vatandaşla en hassas temas noktalarından biri tapu işlemleridir. Çünkü tapu, bir insanın yıllarca çalışarak elde ettiği emeğin, alın terinin ve geleceğe dair güveninin resmi belgesidir. Tapu demek mülkiyet demektir, mülkiyet hakkı ise devlet güvencesi demektir.

Ancak son dönemde Alanya Tapu Müdürlüğü’nde yapılan işlemler hakkında kamuoyunda dolaşan iddialar, yürütülen adli ve idari işlemler vatandaşın devlete olan güvenini sorgulatacak boyutlara ulaşmıştır. Açığa alınan memurlar ve tutuklanan görevli, vatandaşın devlete karşı olan güven sarsılmasını endişe edilir boyuta taşımıştır. Randevu süreçlerinden işlem hızına, dosya önceliklerinden aracılık iddialarına kadar dillendirilen şikâyetler, artık kulaktan kulağa yayılan sıradan söylentiler olmaktan çıkmış, ciddi bir kamu tartışmasına dönüşmüştür.
Tapuda vatandaşın en büyük beklentisi adaletli ve eşit hizmettir. Eğer bir kamu kurumunda işlemler kişisel ilişkilerle, aracılarla veya ayrıcalıklarla yürüyorsa, bu durum sadece o kuruma değil, doğrudan devlet otoritesine zarar verir. Bu durum vatandaşın diğer kamu kurumlarına olan güvenini de sarsar. Çünkü vatandaş için devlet, karşısında gördüğü memur ve memurun temsil ettiği kurumdur.

Tapu müdürlükleri stratejik kurumlardır. Burada yapılacak en küçük hata bile milyonluk mağduriyetlere, yıllarca sürecek hukuk savaşlarına ve toplumsal güvensizliğe yol açabilir. Bu nedenle tapu işlemlerinde şeffaflık, denetlenebilirlik ve hesap verebilirlik hayati önem taşır. Alanya’da yatırım yapmak isteyen birçok vatandaş Alanya tapu dairesinde söylentilerin çok ötesine giden iddialar nedeniyle komşu ilçelere yönelmiş durumda. Bu durum her zaman dile getirdiğimiz üzere Alanya’nın marka değerine zarar vermektedir.

Bugün Alanya gibi hızla büyüyen, uluslararası yatırım çeken ve gayrimenkul piyasasının son derece hareketli olduğu bir bölgede tapu işlemlerine gölge düşüren en küçük şüphe bile şehrin ekonomik itibarını zedeleyebilir. Yabancı yatırımcı güveni sarsılırsa, bunun bedelini sadece kurumlar değil, tüm şehir ekonomisi öder.

Elbette burada önemli olan söylentiler değil, gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Eğer ortada bir usulsüzlük yoksa bunun en hızlı şekilde şeffaf bir denetimle kamuoyuna açıklanması gerekir. Eğer varsa, sorumluların kim olduğuna bakılmaksızın gereken hukuki sürecin hızla işletilmesi şarttır. Çünkü vatandaşın devlete olan güveni ve devlet ciddiyeti bunu gerektirir.
Unutulmamalıdır ki, güven kaybı bir kurumun yaşayabileceği en büyük krizdir. Güven bir kez sarsılırsa, onu yeniden inşa etmek yıllar alır. Bu nedenle Alanya Tapu Müdürlüğü ile ilgili iddiaların görmezden gelinmesi değil, titizlikle araştırılması kamu vicdanı açısından zorunluluktur.

Unutulmamalıdır ki; devlet kurumları eleştiriden değil, denetimsizlikten zarar görür. Güçlü devlet, hatalarını örtmeye değil, hataları ortaya çıkarıp düzelten devlettir.