Günümüzde takvim yaprakları her 8 Mart’ı gösterdiğinde sembolik süslü sözlerle ‘Dünya Kadınlar Günü’ kutlanır.1975 yılından günümüze kadar tüm dünyada bir günlük övgülü sözlerle kutlamalar tekrarlanır durur ve ertesi gün eril kültürün koyduğu kurallarla, yaşam kaldığı yerden devam eder. Oysa Türklerin dünyasında kadın her zaman en kıymetlidir. Ata yurdun bozkırlarından Anadolu’ya uzanan Türk tarihinde kadın her zaman toplumun en merkezinde yer almıştır. Eski Türk devletlerinde kadının yalnızca aile içinde değil, devlet yönetiminde de söz sahibi olması ona biçilen değerin bir sonucudur. Dünyada başka hiçbir millet Türkler kadar kadına değer vermez. Göktürk devletinden beri Türk kadını kurultaylarda yer alır, gerektiğinde devlet yönetimine katılırdı. Bu durum, Türk kültüründe kadının değerinin ne kadar köklü olduğunun göstergesidir. Türk kadını yalnızca bir anne, bir eş değil; aynı zamanda bir kültür taşıyıcısı, bir yönetici ve hayat öğretmenidir.
Eskiden beri Türkler, kadına verdikleri değeri kadın erkek eşitliği ile göstermişlerdir. Bunun en belirgin örneği Göktürk devletinde kadının eş değil de ‘’Evdeş’’ olarak tanımlanmasıdır. Türk kadınının ihtiyaç duyduğu şey süslü sözler değil, geleceğe taşınan Türk kodlarının sahibi olduğunun bilinerek değer biçilmesidir.
Türk kadınına biçilen değer aslında yalnızca bir cümle değil, bir milletin ruhunu anlatır. “Türk kadınının en büyük süsü Türk oluşudur” sözü de işte böyle bir anlam taşır. Çünkü Türk kadını tarih boyunca değerini dış görünüşünden süsünden değil; karakterinden, cesaretinden ve taşıdığı büyük bir ruhun sorumluluğundan almıştır.
Türk kadını sadece simgesel bir güç değil, aynı zamanda toplumun ilk öğreti merkezi ailenin birleştirici gücü ve nesilden nesile aktarılan değerlerin kodlarını taşır. Bu nedenle Türk kadınının taşıdığı sorumluluk yalnızca ailesiyle sınırlı değil; aynı zamanda bir milletin geleceğini şekillendirmesiyle de doğrudan ilgilidir.
Türk kadını eğitimden bilime, sanattan siyasete kadar pek çok alanda önemini her alanda hissettirmiştir. Bugün toplumun her alanında çalışan, üreten ve ülkesine katkı sağlayan Türk kadını aslında tarih boyunca sahip olduğu gücü her alanda ortaya koyarak Türk dünyasının şekillenmesinde büyük katkı sunmuştur. En zor zamanlarda yetiştirdiği devlet adamları, ordu komutanları, bilim insanları bunun en büyük göstergesidir. Türk kadınının gerçek güzelliği; çalışkanlığında, onurunda ve vatanına bağlılığında saklıdır. Çünkü onun en değerli süsü, yüzündeki makyaj ya da taktığı mücevherler değildir. Asıl süsü, köklü bir tarihin mirasını gururla taşımasıdır.
Sonuç olarak Türk kadını; geçmişiyle güçlü, bugünüyle üretken ve geleceği şekillendiren bir değerdir. Bu yüzden onun en büyük süsü ne modadır ne de gösteriştir. Türk kadınının en büyük süsü, taşıdığı kimliktir: Türk oluşudur.
Unutulmamalıdır ki bir milletin geleceği, kadınlarının gücü ve bilinciyle şekillenir. Türk kadını tarih boyunca olduğu gibi bugün de toplumun en sağlam temelidir. İşte bu yüzden Türk kadınının en büyük süsü, gururla taşıdığı kimliğidir; Türk oluşudur.
Türk kadının bir günü değil her günü kutlu olsun…