Türk Dünyası Şehirlerinde Gönül Yolculuğu:GAZNE

Gazne… Adını her duyduğumda içimde hem bir gurur hem bir hüzün dalgası kabarır. Burası yalnızca bir şehir değildir; Bir çağrıdır, bir hatıradır, bir medeniyetin kalp atışıdır. Türk Tarihinin şanlı sayfalarında altın harflerle yer alan Gazne, benim gönül coğrafyamda “Kara Sevda”mdır. Çünkü bu şehirde, taşlara sinmiş bir vakarın, mavi semaya karışmış bir duanın ve asırlar ötesine uzanan bir adaletin sesi vardır.

Gazne, 10. yüzyılda Sultan Mahmud ile yalnızca bir devletin değil, bir medeniyet idealinin de merkezi haline gelmiştir. O, “kılıcını fetih için, kalemini ilim için, gönlünü adalet için”kullanan büyük bir hükümdardı. Onun sayesinde Gazne, Horasan’dan Hindistan’a kadar uzanan geniş coğrafyanın hem siyasi hem kültürel merkezi oldu. Ancak Gazne’yi asıl yücelten, taşına toprağına sinen o “ilim, irfan ve hikmet ruhu”ydu. Şehir, kütüphaneleriyle, medreseleriyle, şairleriyle bir düşünce ocağına dönüşmüştü.

Gazne sarayında Firdevsî “Şehnâme”sini yazarken, Bîrûnî göklerin sırlarını çözmeye çalışıyordu. Bu iki bilgenin aynı şehirde nefes alması bile bize Gazne’nin nasıl bir ufuk taşıdığını anlatır. Bu topraklarda ilimle iman, sanatla siyaset yan yana yürür, birbirini tamamlayan iki kudret gibi şehre ruh üflerdi.

Sultan Mahmud’un türbesi bugün hâlâ Gazne’nin sinesinde bir sükût abidesi olarak durur. Her taşında bir asalet, her kemerinde bir vakar vardır. Zamanın hoyratlığı, savaşların gölgesi, yıkımların hüznü… Hepsi gelip geçmiş, ama Gazne’nin ruhu sönmemiştir. Çünkü bu şehir, tıpkı onun kurucusu gibi, “yıkılsa da yeniden doğrulmayı bilen” bir iradeye sahiptir.

Bugün Gazne belki yorgun, belki yıkık… Lakin onun adına her dokunuşta Türk-İslam Medeniyetinin izzetli sesi yankılanır. Gazne, bize bir dönemin büyüklüğünü değil, aynı zamanda “kalıcı olmanın sırrını” öğretir. Zira fetih yalnızca toprakla değil, fikirle, inançla, adaletle yapılır. Gazne de tam bunu yapmıştır: Zihinleri fethetmiş, kalplere Türk’ün mührünüvurmuştur.

Gazne’ye bakarken, aslında kendi tarihimize ve kendi medeniyet bilincimize bakarız. Bu şehir bize şunu fısıldar: “Yıkıntılar arasında bile bir umut yeşerir; Yeter ki sen geçmişini sevgiyle an, geleceğini imanla kur”. İşte o yüzden Gazne, bizim gönül coğrafyamızda yalnızca bir şehir değil, bir hatıranın, bir duasının ve bir idealin adıdır.

Kara sevdalı yüreklere selam olsun…