Gönül yolculukları haritalardan daha derindir. Bugün bu yollardan birini Güney Azerbaycan’a, tarih ve kültürle yoğrulmuş bir şehir olan Tebriz’e uzatıyoruz. Büyük Selçuklu devletinin izlerini taşıyan taş sokakları, Türklüğün sıcak yüzünü gösteren çarşıları ve doğayla iç içe geçmiş tepeleriyle Tebriz, sadece bir şehir değil; adeta bir tarih dersidir, bir gönül yolculuğudur.
Tebriz’in tarih sahnesine çıkışı, Selçuklu dönemine kadar uzanır. İlhanlılar ve Safevîler, şehri kültür ve ticaret merkezi hâline getirmiş, çarşılarını, camilerini ve medreselerini günümüze miras bırakmıştır. Arg-e Tabriz’in kalın taş duvarlarında, Mavi Cami’nin kubbelerinde bu tarih hâlâ soluk soluğa yaşamaktadır. Yüzyıllar boyunca bu şehir, Türk medeniyetinin Güney Azerbaycan’daki en canlı merkezlerinden biri olmuştur.
Günümüzde Tebriz, yaklaşık iki milyonluk nüfusu ile Güney Azerbaycan’ın en büyük şehirlerinden biridir. Şehrin sokaklarında, günlük yaşamın hareketliliği, tarih ile modernitenin iç içe geçtiğini hissettirir. Kapalı çarşıda alışveriş yapan insanlar, kahvehanelerde sohbet eden yaşlılar, üniversitelerde okuyan gençler… Her biri, Türklük bilincinin ve kültürün canlı bir göstergesidir.
Türkiye’den Tebriz’e ulaşmak da günümüzde oldukça kolaydır. İstanbul, Ankara veya İzmir’den direkt veya aktarmalı uçuşlarla şehre varmak mümkündür; kara yolunu tercih edenler için ise Doğu Anadolu’dan sınır kapıları aracılığıyla Tebriz’e ulaşım sağlanabilir. Bu ulaşım kolaylığı hem kültürel bağları güçlendiriyor hem de Güney Azerbaycan’daki Türklükle buluşmayı daha erişilebilir hâle getiriyor. Şehir, ziyaretçilerini sadece tarih ve kültürle değil, modern ulaşım ağlarıyla da kucaklıyor. Van şehrimize gelen çok sayıda Tebrizli soydaşlarımızın olması mutluluk verici.
Tebriz’in futbola olan tutkusu ise ayrı bir renk katar. Şehrin takımı Tractor Sazi (Traktor FC) sadece bir futbol kulübü değil; bir milli şuur simgesidir. Taraftarları için maçlar, şehirdeki Türklük kimliğinin coşkuyla dile geldiği günlerdir. Stadyumun tribünleri, genç-yaşlı demeden bir araya gelmiş, bir kültür ve aidiyet alanına dönüşür.
Şehir sadece tarih ve sporla değil, doğasıyla da gönülleri fetheder. Eynali Dağı’ndan Tebriz’i izlemek, şehrin taş sokaklarıyla bulutların birleştiği noktayı görmek demektir. Bu manzara, insanı hem geçmişe götürür hem de bugünü hissettirir. Tebriz, Selçuklu disiplinini, Azerbaycan misafirperverliğini ve Türk kimliğinin sıcaklığını bir arada sunar.
Gönül yolculuğu işte böyle bir şeydir: Tebriz, bir harita üzerinde sadece bir nokta değil; tarih, kültür ve milli şuurun birleştiği bir duraktır. Şehrin geçmişi, bugünü ve yaşam biçimi, ziyaretçiye Türk dünyasının bir parçası olduğunu hatırlatan bir aynadır.
Tebriz’i gezmek, Selçuklu’nun izlerini takip etmek, Güney Azerbaycan’ın canlı Türklüğünü hissetmek, futbol tribünlerinde coşkuyu paylaşmak ve milli şuurun ne demek olduğunu yerinde görmek demektir.
Ve… belki de en güzeli, bu yolculuktan sonra insanın kendi gönül haritasında da yeni yollar açılmasıdır.
Haftaya bir başka kadim şehrimizde yolculuk yapma umuduyla…