Türk Dünyası Şehirlerinde Gönül Yolculuğu: FARYAP

Bazen bir şehir, susarak ve yutkunarak konuşur. Gözü uzaklarda gidenlerini bekler. Faryap da öyle… Bugün Faryab adıyla bilinen bu kadim Türk diyarı, (Afganistan) Güney Türkistan’ın mühim duraklarından biridir. Türkistan Coğrafyası’nın kuzeyi kadar güneyi de bizim tarihimizin ve kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Faryap, işte bu güney hattın sessiz ama köklü Türk yurtlarından biridir.
Merkez şehri Maymana, tarih boyunca Oğuz Türkmen boylarının yerleştiği bir saha olmuştur. Bugün dahi bölgede güçlü bir Türkmen nüfusun varlığı, Türklüğün bu topraklardaki sürekliliğini göstermektedir. Evlerde konuşulan lehçeler, düğünlerde söylenen türküler ve sözlü kültürde yaşatılan destanlar, kimliğin hâlâ diri olduğunun işaretidir.

Faryap’ın coğrafyası, bozkır ile dağ silsilelerinin iç içe geçtiği bir karakter taşır. Bu yapı, tarih boyunca hem göçebe hem yerleşik Türk topluluklarına imkân sunmuştur. Güney Türkistan’ın bu hattı, Horasan ile Mâverâünnehir arasında bir geçiş alanıdır. Yani yalnızca bir sınır bölgesi değil; medeniyet akışının kavşak noktasıdır.

Tarihî süreçte, bölge Gazneliler döneminden itibaren önem kazanmış, Büyük Selçuklu devrinde Sultan Alp Arslan’ın sefer yolları bu coğrafyaya temas etmiştir. Selçuklu siyasi aklı ve teşkilat geleneği, Türk varlığını bu sahada kurumsallaştırmıştır. Ardından Timur devrinde Horasan merkezli kültür ve sanat hamleleri Güney Türkistan’ın pek çok şehrine olduğu gibi Faryap havzasına da yansımıştır. Bu dönem, Türk-İslam medeniyetinin estetik ve ilmî zirvelerinden biridir.

Faryap, doğrudan büyük bir düşünürün doğum yeri olarak anılmasa da içinde bulunduğu Horasan havzası Türk-İslam irfanının ana damarlarından biridir. Ahmet Yesevi’nin hikmet geleneği, Ali Şir Nevai’nin Türkçe hassasiyeti ve Mevlana Celaleddin Rumi’nin irfan iklimi, bu geniş coğrafyanın ruhunu şekillendirmiştir. Faryap da bu ruh ikliminin dışında değildir. Çünkü Güney Türkistan, yalnızca siyasî sınırlarla değil, kültürel dolaşımla tanımlanır.
Bugün Faryap’ın ekonomik yapısı büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanır. Buğday üretimi, küçükbaş hayvancılık, yerel ticaret ve tarım, bölge halkının temel geçim kaynaklarıdır. Uzun yıllardır süren siyasi dalgalanmalar ve güvenlik sorunları elbette kalkınma imkânlarını sınırlamıştır. Ancak Türklüğün tarih boyunca gösterdiği direnç ve yeniden ayağa kalkma iradesi burada da hissedilir.

Faryap yalnızca Afganistan sınırları içinde bir vilayet değildir. O, Güney Türkistan’ın yaşayan bir Türk yurdudur. Bugün dünya siyasetinde görünmez olabilir; fakat tarih sahnesinde görünmez olanlar her zaman önemsiz değildir. Asıl mesele, bizim onu görüp görmediğimizdir. Faryap’ı hatırlamak, Türkistan Coğrafyası’nın bir bütün olduğunu idrak etmektir. Ve bu idrak, geleceğe dair stratejik bir bilinçtir. Çünkü medeniyetler ancak hafızaları kadar güçlüdür.
O halde dostlar,

Nerelerden geldik, nereye gidiyoruz unutmayalım. Ata yurtları ise yürekten sevip bağlı kalalım. Bu bir vazifenin ötesinde bir mecburiyettir.
Ve… “Bir Umuttur Turan” diyerek gönül yolculuğumuzu bitirelim.
Esen kalınız…