Türk Dünyası Şehirlerinde Gönül Yolculuğu: Aksu

Aksu, Tanrı Dağları’nın gölgesinde, Taklamakan’ın suskunluğuna yaslanmış; zamanın içinden süzülerek bugüne ulaşan kadim bir Türk yurdudur. Haritada bir nokta gibi görünür belki ama tarih sayfaları açıldığında Aksu’nun, İpek Yolu’nun en canlı duraklarından biri olduğu hemen fark edilir. Bu şehir, sadece kervanların değil; fikirlerin, inançların ve kültürlerin de konakladığı bir yerdir.

Doğu Türkistan’ın bu müstesna şehri, yüzyıllar boyunca Türk-İslam Medeniyeti’nin izlerini taşımış; Karahanlılar döneminden itibaren ilimle, ticaretle ve şehir kültürüyle anılmıştır. Aksu’da tarih, üst üste binmiş katmanlar hâlinde durur. Bir sokakta eski bir pazarın sesi duyulur, bir başka köşede medrese sohbetlerinin yankısı hissedilir. İpek Yolu’nun tozu, hâlâ bu şehrin hafızasındadır.
Aksu’nun tarih sahnesindeki tanıklığını daha iyi anlamak için Musa Sayrami ismini anmak gerekir. 19. Yüzyıl’da yaşamış olan bu münevver tarihçi, Doğu Türkistan’ın sosyal ve siyasal yapısını kaleme alırken Aksu’yu merkeze alan önemli anlatılar bırakmıştır. Onun eserlerinde Aksu, sadece bir yerleşim değil; bir mücadelenin, bir kimliğin ve bir hafızanın adıdır.

Bugün Aksu’ya baktığımızda karşımıza daha çok tarım eksenli bir şehir çıkar. Özellikle pamuk üretimi, bölge ekonomisinin temel dayanağıdır. Bunun yanında hububat, meyve ve sebze üretimi yaygındır. Tarıma bağlı olarak gelişen tekstil, gıda işleme ve küçük ölçekli sanayi de şehirde önemli bir yer tutar. Aksu, hâlâ toprağıyla geçinen, emeğini topraktan alan şehirlerimizdendir. Nüfus bakımından da Aksu, Doğu Türkistan’ın öne çıkan merkezleri arasındadır. Günümüzde Aksu şehir merkezinin nüfusu yaklaşık 650 bin, şehirle birlikte bağlı olduğu vilayetin nüfusu ise 2,7 milyon civarındadır. Uygur Türkleri başta olmak üzere farklı toplulukların birlikte yaşadığı bu şehir, çok kültürlü yapısıyla hem zenginlikler hem de hassasiyetler barındırır. Geleneksel hayat ile modern şehirleşme arasındaki denge, Aksu’nun bugün en çok sınandığı alanlardan biridir.
Geçim kaynakları büyük ölçüde tarıma ve tarıma dayalı sanayiye dayansa da, Aksu’nun turizm açısından da ciddi bir potansiyeli vardır. İpek Yolu mirası, tarihî kalıntılar, mağaralar ve doğal güzellikler doğru bir anlayışla ele alındığında şehrin geleceğine katkı sunabilecek unsurlardır. Elbette mesele sadece kalkınmak değil; bu mirası koruyarak, halkın faydasına olacak şekilde yaşatmaktır.
Aksu, bugünün rakamlarıyla anlatılabilecek bir şehir değildir yalnızca. O, geçmişten bugüne taşınan bir hafızadır. Kervan çanlarının sesi, pazar yerlerinin telaşı, ilim meclislerinin sessizliği bu şehirde hâlâ hissedilir. Kadim şehirlerimizde gönül yolculuğu yaparken Aksu’ya uğramak, aslında Türkistan coğrafyasının unutulmuş bir sayfasını yeniden okumaktır.

Ve Aksu, sessizliğiyle bile bize şunu hatırlatır: “Bazı şehirler konuşmaz; ama hatırlayanlar için daima anlatır”.
Selam olsun Doğu Türkistan’a, selam olsun Uygur gardaşlara…