Tarihimizde iki tane Abdülhamid vardır: Birincisi İkinci Mahmud’un babası olan, 1789 yılında Rusların Özi Kalesi’ni işgal etmesi ve masum halkı öldürmesi olayı kendisine duyurulunca üzüntüsünden felç gelip ölen Abdülhamid’dir. Burada söz konusu olan İkinci Mahmud’un torunu Osmanlı’nın 34. Padişahı olan İkinci Abdülhamid’dir. Osmanlı padişahları arasında lehinde ve aleyhinde en çok yazı yazılan padişahtır. 1842 yılında İstanbul’da doğmuştur. Babası Abdülmecit’tir. Şehzadeliği döneminde iyi bir eğitim görmüş, akıllı ve zeki olan bir padişahtır. Padişahlık dışında marangozluk mesleği vardır. Bu alanda oldukça başarılı bir sanatkardır. Yapmış olduğu bir masa cumhuriyet döneminde eski Cumhurbaşkanlarından Fahri Korutürk tarafından kullanılmıştır.
Şehzadeliği döneminde amcası Abdülaziz’e yapılan darbeyi yakinen görmüş, ağabeyi 5. Murat’ın 3 aylık saltanatı dönemindeki entrikaları gördüğünden padişahlığı döneminde oldukça titiz ve dikkatli davranmıştır. Abdülaziz’e darbe yapan Jön Türkler padişaha suikast yaparak öldürmüşler, intihar ederek öldü demişlerdir. Yerine geçen 5. Murat, psikolojik rahatsızlığı olduğu için yerine Abdülhamid padişah olmuştur.
Abdülhamid padişah olduğu sırada darbeciler iş başındadır. Bir oldubitti ile 93 Harbi denilen Osmanlı-Rus savaşı çıkarılmıştır. Darbeciler Meşrutiyet yönetimi ile ülkenin kurtarılacağına inanıyorlardı. Abdülhamid, Meşrutiyet’i ilan etmiştir. Meşrutiyet padişahla birlikte bir meclisin ülkeyi yönetmesi demektir. Meclis açılmış, mecliste bulunan gayri-müslim milletvekillerinin büyük bir kısmı Osmanlı Rus savaşında devletin yanında değil de karşısında yer almışlardır. Padişah Abdülhamid “Bu meclisten ülkeye hayır gelmez” diyerek Anayasa’daki yetkisine dayanarak meclisi süresiz tatil etmiştir. Osmanlı-Rus Savaşı’nda Ruslar, Balkanların önemli bir kısmını işgal etmişler, İstanbul yakınlarına kadar gelmişlerdir. Ruslarla şartları ağır bir anlaşma yapılmış, Ruslar durdurulmuştur. Abdülhamid, İngilizler ile görüşerek bu anlaşmayı Osmanlı’nın lehine değiştirmişlerdir. Bu yardıma karşılık İngilizlere Kıbrıs’ta 50 yıllığına bir üs verilmiştir. 50 yıl sonra (1928’de) Kıbrıs’taki üs Osmanlı’ya iade edilecektir. Abdülhamid bu darbecilerle ülkenin yönetilemeyeceğini görünce bir mahkeme kurdurup Abdülaziz’i tahttan indirip öldürenleri yargılatmıştır. Abdülhamid döneminde kaybedilen topraklar darbecilerin başta olduğu ilk yıllardaki topraklardır.
Abdülhamid idareyi kesin olarak ele alınca devlet yönetimine istediği adamları getirmiş, ülkeyi kalkındırma yoluna sokmuştur. Onun döneminde 1897’de Dömeke Savaşı denilen Yunanlılarla yapılan savaşta Osmanlılar büyük bir zafer kazanmış, Avrupalıların araya girmesi ile Yunanlılar kurtulabilmişlerdir. Ülke içerisinde büyük bir imar faaliyetine girmiştir. Anadolu’dan Asya ve Avrupa’ya açılan demiryolları yaptırmıştır. Her vilayette örnek liseler yaptırmıştır. Sanayi-i Nefise denilen güzel sanatlar akademisini kurmuştur. Yaşlıların bakımı için Darül-aceze (huzurevi) kurmuştur. Askeri yönden harp akademilerini kurmuştur. Gülhane askeri hastanesini kurmuştur. (günümüzde bu hastanenin adı Abdülhamid Han Hastanesidir) Çanakkale Savaşı’nda önemli rolü olan Hamidiye tabyalarını yaptırmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın ilk karargâhı olan Ankara’daki tren istasyon binasını ve ziraat mektebini Abdülhamid yaptırmıştır. Onun döneminde açtığı okullarda yetişen, her yönüyle üstün olan bir nesil meydana gelmiştir. Çanakkale Zaferi’nde bu neslin önemli payı vardır.
Abdülhamid dış siyasette denge politikası izlemiştir. Bazı dönem Almanlarla, bazı dönem İngilizlerle iş birliği yapmıştır. Balkanlar’ın Osmanlıya karşı birlik olmasını önleyebilmek için kiliseler meselesini gündemde tutmuştur. O dönemde darbecilere ve Jön Türkler’e ve de ayrılık isteyen gayrimüslümlere fırsat vermediği için padişaha diktatör, tek adam, baskıcı, hürriyet düşmanı gibi iftiralar atmışlardır. 1905 yılında bir cuma selamlığında Ermeniler suikast düzenlemişler, fakat başaramamışlardır. Padişaha Kızıl Sultan diyenler bu Ermenilerdir. Padişaha düşmanlık edenler, sadece gayrimüslimler değil, içimizdeki sevdiğimiz bazı insanlarımız da bu furyaya katılmışlardır. Abdülhamid’e düşmanlık edenler Tevfik Fikret’ten Akif’e, Mahmut Şevket Paşa’dan Enver Paşa’ya, Kazım Karabekir’den Talat Paşa’ya kadar hepsi bu dünyada acı çekmişlerdir. Bunlardan bazıları pişmanlık duymuş, bunu şiirleriyle ortaya koymuşlardır. Rıza Tevfik; “Neredesin şevketli sultanım Hamid Han”, Süleyman Nazif; “Hasret olduk eski istibdatta biz” diyerek yazmışlardır.
1909 yılında askeri darbe ile Abdülhamid tahttan indirilmiştir. Sultana hal tebliğini bildiren kişiler şunlardır; “Emanuel Karasso, Ermeni Aram Efendi, Arnavut Esad Toptani ve Arif Hikmet’tir.” Hal fetvasını veren Elmalılı Hamdi Yazır pişmanlığını dile getirmiş, “Başıma ne geldiyse bu fetva yüzünden geldi” demiştir. Sultan tahttan indirildikten sonra 3 gün ekmek verilmemiş, ekmek istediği zaman “Eski yediklerine say” demişlerdir. Sultan Selanik’te bir Yahudinin köşkü olan Allatini Köşkü’ne gönderilmiştir. Darbeciler ülkeyi 10 yıl yönetememişler, 9. yılda ülkeyi bitirmişler ve kaçmışlardır. Abdülhamid 10 Şubat 1918’de rahmete ermiş, mezarı İstanbul’da İkinci Mahmut Türbesi’ndedir. Cenazesi o güne kadar görülen en büyük cenaze merasimidir. Rahmetler dileriz.