Yazımız bir yazı dizisi hâlinde olacaktır.
“Sevmeyi de sevilmeyi de yanlış mı öğrendik mi, iç güdüsel yaşadık mı ?”
Bu sorusuyla başlıyoruz. Bunun için öncelikle sevgi nedir, ne değildir, buna bir bakmamız gerekmekte.
Sevgi nedir?
Davranış bilimlerine göre sevgi yalnızca bir duygu değildir. İçinde güvenli, tekrarlanan, ölçülebilir ve öngörülebilir davranış örüntülerinin olduğu bir bağ kurma ve bağlanma biçimidir.
Yani sevgi, ne hissettiğinden çok ne yaptığınla anlaşılır bir bağ kurma ve bağlanma şekli. Yani ‘sevginin temel göstergesi güvenlik hissi. Bir diğerinin yanında “hayatta kalabilir miyim?” dürtüsü ile gelişen bir duygu. Sevgi, çocuklukla birlikte güvenle bağ kurabileceği ebeveyn veya aile bireylerini seçiyor veya zorunlu davranışsal geliştiriyor. Devamında ise sevgi, bu güvenli temas üzerinden veya zorunlu bağlanma üzerinden şekillenir.
Güvenli sevginin olduğu yerde tehdit algısı yaşanmıyor, savunmaya ihtiyaç yok, kendini sürekli kanıtlama değer üretme ihtiyacı duymuyor. Gerçek içgüdüsel sevgi ‘O vardır, oradadır. Korkuları kaybetmekle ilgili değildir; olanı sevgi ve güven içinde evrensel olan zararsızlık yasaları içinde büyütmekle ilgilidir. Bu ilişkilerde sinir sistemi güvenliği, yani denge hâlindedir.
Sevgi varsa bedende “tehlike yok.” Her şey güven içindedir.
Sevgi öğrenilmiş bir yakınlık davranışı, kaygı davranışı değil.
Sevgi içeren davranışlar bütünlüğü şöyle başlar:
Güvenli, şefkatli ilk temas. Gerçekten dinlenildiğini hissetmek. Davranışta tutarlılık. Verilen sözlerin yerinde bütünlüğü. Davranış uyumu. Krizde anında kaçmamak, yanında durabilmek. Alan tanımak; varlığını adil şekilde ortaya koymasına izin verebilmek. Duyguyu yargısızca, bastırmadan, korkusuzca, kontrol etmeden ifade etmenin özgürlüğüne sahip olmak. Tüm koşullara rağmen varlığın bir değer olduğunu hissettirmek.
Sevgi sanılan kaygı davranışları ise şöyle başlıyor:
Bireyin varlığını, çocuk ya da yetişkin fark etmeksizin, aşırı kontrol altında tutmak. Her şeyi kontrol etmeye çalışmak. Bireyin deneyimlerini güvenlik gerekçesiyle yok saymak. İsteklerine karşı yargılı ve kontrollü bir duruş sergilemek. Paylaşımlarda kayırma ya da aşırı koruma. Gerçeklik dışı güven verme. Aşırı pozitif yönlendirme. Sessizlikle cezalandırma. Gücü elde tutmak için bireyi manipülatif baskı ile yok sayma, sevgiyi kısıtlı zamanlarda göstermek. Korumak adına yapılan doğrulara veya yanlışlara geliştirici destek vermek. Kendi doğrularını mutlak doğruluk gibi empoze etmek. Dış görüntüyü iyi ya da kötü bakış açısıyla öncelik hâline getirmek. Yaptığı her şey için onay aramak. Aşırı ihtiyaç giderecek taleplerde bulunmak ya da aşırı ihtiyaç duyulan şeyleri tamamlamaya çalışmak. Aşırı fedakar davranışlar içinde bulunmak. Kendinden önce karşının ihtiyaçlarını gidermek.
Bu ikinci grup sevgi değil. Bunlar aşırı bağlanma kaygısı davranışlarıdır.
Peki sevgiye nasıl bakarsak onun gerçek sevgi olduğunu anlayabiliriz?
Yazımın devamı hafta sizlerle olacaktır..
Bu bir seri yazısı…