3.Bölüm. Sevgi ile ilgili yazı dizimiz.
Sevgi bedende nasıl hissedilir?
“Bir önceki bölümde, sevginin çocuklukta güvenli temasla nasıl inşa edildiğini ve kaygılı bağlanmayla nasıl çarpıtılabildiğini konuştuk.
Şimdi ise şu soruya yaklaşıyoruz:
Tüm bu öğrenilmiş kalıpların ötesinde, gerçek sevgi bedende ve ilişkide nasıl hissedilir?
Sevgi; kendimize inanmanın gücüyle başlayan, bu inanç doğrultusunda kendini ve yaşamı düzenleyerek öz şefkati önce kendini, sonra bütünü içine alacak şekilde genişleten bir haldir. Otantik ego ile hayatta kalma becerisini zararsızlık yasası içinde yaşayarak ilerlediğimizde, sevginin olduğu yere derinden bir ışık tutmuş oluruz.
Sevgi sakinleştirir, huzur verir; saygıyı, merhameti ve şefkati beraberinde getirir. Kendinle, her olasılığa rağmen orada kalabiliyorsan; kendinle olan öz bağın ruhunun tüm çıplaklığıyla kurulabiliyorsa; kendine, hatalarınla birlikte sevgi sunabiliyorsan… İşte o zaman bir başkasını da tüm olasılıkları ve çıplaklığıyla sevebilirsin.
Sevgi düzeltme ihtiyacı duymaz; müdahil olmaz. Dinler, gözlemler; destek istenmeden dokunmaz. “Başka biri olmanı” istemez; sana kurallar koymaz, kısıtlamaz.
Zorla değil, gönüllü kalış içinde gelişir yaşam. Mecburiyet yoktur; seçerek yanında durmaktır.
Güvende hissettiren bir bağdır. Kaygıdan değil, huzurdan beslenir. Sahiplenmeden, bağımlı olmadan bağlı olmaktır. Kontrol etmez, alan tanır. Süreklidir; sürdürülebilir bir güven içerir ama yapışık değildir. Gitse de yok olmaz, kalsa da boğmaz.
Eşitlik taşır. Büyük–küçük barındırmaz; biri yukarıda, biri aşağıda değildir. Adalet sevginin tümünü kapsar; sevgi adaletin kendisi gibidir.
Sessizken de vardır. Sürekli kanıt istemez; görünmese de, dokunmasa da hissedilir.
SEVGİDE OLMAYANLAR
Ters bir algıyla, sevgi sanılan; çoğumuzun öğretilerle geliştirdiği, davranışsal olarak öğrenilmiş ama gerçekte sevgi olmayan hallere bakalım.
Sevgi acıtmaz; yıkmaz, kırmaz, incitmez. Tutmaz, sabitlemez, bağlamaz. Sevgi; kırılma ve bozulma yeri değil, gelişme ve büyüme yeridir.
Bedene ve kendi varlığına zarar veren sevgi yanılgıları bedende acı hissine dönüşür.
* Bağımlılık sevgi değildir. Onsuz yapamamak, onsuz hiçbir şeyden keyif alamamak sevgi değil; kaygılı bağlanmadır. Geçmiş eksik yanları tamamlama ihtiyacıyla, kendini diğerinin varlığında küçültmektir.
* Kontrol değildir. Çocuk ya da yetişkin ilişkilerinde, diğerini kontrol altında tutarak kişinin ya da ilişkinin büyüyeceğini sanmak büyük bir yanılgıdır. Kıskançlık, denetleme, hesap sorma ve yargılamayla kısıtlanan bir yaşama sevgi denemez.
* Kurtarma isteği değildir. Birinin tüm eksiklerinde ve dağılmalarında onu iyileştirmek için yanında olmak sevgi değil; anne ya da baba rolünü üstlenmektir.
* Fedakârlık yarışması değildir. Her koşulda, üstün bir çabayla zamanını, paranı ya da kendini feda etmek sevgi değildir. Kendini yok ederek yapılan hiçbir şey sevgi olamaz; sevgi kendini var etmekle ilgilidir.
* Acıya katlanma zorunluluğu değildir. Katlanmak; çaresizliğin doğru yolmuş gibi sindirilmesidir ve hem fizyolojik hem biyolojik bozulmalara yol açabilir. “Seviyorsan dayanırsın” cümlesi sevgiye değil, travmaya aittir.
* Onay arayışı değildir. Sevilmek için değişmek, susmak, kurtarmak, düzeltmek ve küçülmek sevgi değildir.
* Kaybetme korkusu değildir. Korku sevginin değil, güvensizliğin sesidir; ya karşıya ya da kendimize duyulan güvensizliğin.
Sevgi, duygusal ihtiyaçlar için kurulmuş bir sistem değildir. Duygu yoksunluğunu tamamlayacak, dışarıdan alınacak bir şey hiç değildir.
Hayatımıza gelen kişilere, yoksun olduğumuz duyguların tamamlayıcısı olarak baktığımızda; kişiler gider ama duygular bizden gitmez. Sevgi acıya dönüşür; nefrete, öfkeye, kızgınlığa, kırılmaya ve yaralanmaya… Ve biz buna sevgi deriz.
Hayatta kalma kaygılı bağlanmanın yıkımı olabilir sadece.
Sevgi; karanlık bir odada tek başına kalabilme meziyetini geliştirebilmektir. Muhtaçlık ve yalnızlık duygusunu aşarak, yeterli olduğunu kendine öğretmektir.
Artık çocuk değilsen, bunu yapabilme yetilerin çoktan gelişmiştir. Evrenin zararsızlık yasasını hayatına alarak, tek başına bile olsan; sevgiyi haz ve keyif beklentisi olmadan, kendi varlığınla deneyimleyebilmelisin.
Sevgi genişletir. Bağımlılık daraltır.