“Sağlıklı Besleniyorum Ama Kilo Veremiyorum” Diyenlerin Kaçırdığı Nokta

Şu cümleyi meslek hayatımın başından bu yana çok duydum:
“Hocam aslında çok sağlıklı besleniyorum ama bir türlü kilo veremiyorum.”
Bu cümleyi kuranların büyük bir kısmı gerçekten de kötü beslenmiyor. Fast food neredeyse yok, şekerli içecekler içilmiyor, ev yemekleri tercih ediliyor. Peki o zaman sorun nerede?
Çoğu zaman problem ne yediğimizden çok, ne kadar ve nasıl yediğimizle ilgili.
“Sağlıklı” olarak gördüğümüz birçok besin aslında farkında olmadan yüksek kaloriye ulaşabiliyor. Zeytinyağlı bir yemek, ev yapımı bir kek ya da birkaç avuç kuruyemiş… Hepsi sağlıklı olabilir ama ölçü kaçtığında kilo kaybı zorlaşır. Evde yapılmış olması ya da doğal olması, sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmez.
Bir diğer gözden kaçan konu ise sürekli atıştırma hali. Ana öğünler düzenli olsa bile, gün içinde “bir şey olmaz” diyerek yenen küçük lokmalar zamanla ciddi bir enerji fazlası oluşturur. Bu küçük kaçamaklar genelde fark edilmez ama tartıda etkisi mutlaka görülür.
Ayrıca kilo vermeyi sadece yediklerimizle açıklamak da eksik kalır. Uyku düzensizliği, yoğun stres ve hareketsizlik sağlıklı beslenmenin etkisini azaltır. Az uyuyan, sürekli stres altında olan bir vücut, ne kadar doğru beslense de kilo vermekte zorlanır.
Bir başka önemli nokta da herkesin vücudunun farklı çalıştığı gerçeği. Komşunuzda işe yarayan bir beslenme şekli sizde aynı sonucu vermeyebilir. Metabolizma hızı, hormonlar, günlük yaşam temposu kişiye özeldir. Bu yüzden “ben de aynısını yapıyorum ama olmuyor” cümlesi çok tanıdıktır.
Sağlıklı beslenmek çok değerlidir ama tek başına her zaman yeterli değildir. Doğru porsiyon, doğru zamanlama, sürdürülebilir alışkanlıklar ve kişiye özel plan bir araya geldiğinde sonuç gelir.
Kilo vermek bir ceza değil, vücudu tanıma sürecidir. Kendinizi suçlamak yerine, nerede takıldığınızı fark etmek çoğu zaman en büyük adımdır.