Artık “Nasılsın?” sorusuna verilen cevaplar bile filtreli. İyiyiz, güçlüyüz, mutluyuz… En azından öyle görünmek zorundayız. Çünkü bu çağda iyi olmak yetmiyor; iyi görünmek gerekiyor.
Sağlıklı besleniyoruz, spor yapıyoruz, yürüyüşe çıkıyoruz. Ama gerçekten daha iyi hissettiğimiz için mi, yoksa paylaşacak bir fotoğrafımız olsun diye mi? Bedenlerimiz hiç olmadığı kadar konuşuluyor. Kaç kilo olduğumuzdan çok, kaç like aldığımız önemli hale geldi. Oysa sağlık, sessiz ilerleyen bir süreçtir; alkış istemez, gösteriş sevmez.
Sosyal medyada dolaşırken kusursuz sofralar, fit bedenler, enerjik sabahlar görüyoruz. Kimse uykusuzluğunu, kimse içsel yorgunluğunu paylaşmıyor. Herkes iyi görünürken, gerçekte herkes biraz daha yoruluyor. Çünkü karşılaştırma arttıkça memnuniyet azalıyor. İnsan kendi bedenine değil, başkalarının vitrinine bakarak yaşamaya başlıyor.
Oysa iyi yaşamak; her gün mükemmel olmak değil, kendinle kavga etmeden yaşayabilmektir. Bazen spor yapmamaktır, bazen o tatlıyı suçluluk duymadan yemektir. Bazen de “Bugün iyi değilim” diyebilecek cesareti gösterebilmektir.
Sağlık bir hedef değil, bir yolculuktur. Ve bu yolculukta herkesin temposu farklıdır. Başkasının bedeninden, başkasının hayatından ilham alabiliriz ama onu ölçü kabul edersek kayboluruz.
Belki de yeniden sormamız gereken soru şu:
Gerçekten iyi mi yaşıyoruz, yoksa sadece öyle mi görünmeye çalışıyoruz?