Türk Borçlar Kanunu'nun giderim yükümlülüğü' başlıklı 67. maddesinde;
'Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
Hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz.
Hayvan, bir başkası veya bir başkasına ait hayvan tarafından ürkütülmüş olursa, hayvanı bulunduranın, bu kişilere rücu hakkı saklıdır.' düzenlemesi mevcuttur.
Hayvan bulunduranın sorumluluğunun ne tür bir sorumluluk olduğuna ilişkin Yargıtay tarafından açıklık getirilmiştir. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2024/2202 E., 2025/3046 K., 26.05.2025 tarihli kararında "hayvan bulunduranın sorumluğu niteliği itibariyle kurtuluş kanıtı getirilebilen bir kusursuz sorumluluktur. Bu nedenle, hayvan bulunduranın sorumlu tutulabilmesi için kusuru aranmaz, ancak sorumluluktan kurtulabilmesi; hayvanı, hal ve şartlara göre, gerekli bulunan özenle gözetmiş olduğunu ya da bu özen gösterilmiş olsaydı bile, zararın önlenemeyeceğini ispat etmesine bağlıdır." denilmiştir.
TAZMİNAT SORUMLULUĞU
Hayvanı bulunduran sıfatıyla hayvanın bakımını ve yönetimini üstlenen kişi, bu hayvanın davranışlarıyla meydana gelen zararları tazmin etmek zorundadır. Hayvan bulunduranın sorumluluktan kurtulabilmesi için hayvanı, olması gereken özenle gözetmiş olduğunu ya da bu özen gösterilmiş olsaydı bile zararın önlenemeyeceğini ispat etmesi gerekir. İspat edilememesi halinde, meydana gelen zararı tazmin etmek zorundadır.
Ancak Türk Borçlar Kanunu 67. Maddenin 3. Fıkrası uyarınca;
'Hayvan, bir başkası veya bir başkasına ait hayvan tarafından ürkütülmüş olursa, hayvanı bulunduranın, bu kişilere rücu hakkı saklıdır' şeklinde hayvan bulunduranın rücu hakkından bahsedilmektedir.
Yani hayvan bulunduran, hayvanı eğer başka bir kişi tarafından ürkütülmüş ise ve hayvan bunun neticesinde birine zarar vermişse; zararı tazminle yükümlü olan hayvan sahibi, hayvanı ürküten kişiye söz konusu zararı rücu etme hakkına sahiptir.
Hayvan tarafından saldırıya ya da zarara uğrayan kişinin durumuna bakacak olursak;
Türk Borçlar Kanunu'nun 'b. Alıkoyma hakkı' başlıklı 68. maddesinde;
'Bir kişinin hayvanı, başkasının taşınmazı üzerinde bir zarar verdiği takdirde, taşınmazın zilyedi, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabilir; hatta durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz hâle getirebilir.
Bu durumda, taşınmazın zilyedi derhâl hayvan sahibine bilgi vermek ve sahibini bilmiyorsa, onun bulunması için gerekli girişimleri yapmak zorundadır’ şeklindeki düzenleme ile zarar gören kişiye, hayvan üzerinde hapis ve hayvanı etkisiz hale getirebilme hakkı tanınmıştır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken; hayvanın öldürülmesi söz konusu değildir; zira sahipli hayvana zarar vermek veya sahipli hayvanı öldürmek, Türk Ceza Kanunu’na göre mala zarar verme suçu kapsamında suç teşkil etmektedir. Yine 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na göre de, hayvanlara verilecek her türlü zarara karşı hukuki yaptırım uygulanacağı düzenlenmiştir.
CEZA SORUMLULUĞU
Hayvan bulunduranın ceza sorumluluğu, Türk Ceza Kanunu’nun 'Topluma Karşı Suçlar' bölümünde “hayvanın tehlike yaratacak şekilde serbest bırakılması” başlıklı 177. Maddesinin 1. fıkrasında;
'Gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.' şeklinde düzenlenmiştir.
Özetle bir hayvanın bakımı ve yönetimini sürekli ya da geçici olarak üstenen kişinin, hayvanın üçüncü kişilere karşı zarar vermemesi için gereli özen ve dikkati göstermesi gerektiği, aksi takdirde hem hukuki hem de cezai sorumluluğunun olduğu hukuki düzenlemelerle açıkça düzenlenmiştir.
Son söz olarak, böyle bir durumla karşı karşıya kalındığında, bir avukata başvurarak ilgili süreci yürütmek, hak kaybı yaşanmaması adına son derece önemlidir.