Çocuğun üstün yararı ilkesi bağlamında, velayet davaları neticesi karşımıza çıkan en büyük çıkmazlardan birisi de velayeti annede olan çocuğun babasının soy ismini kullanmaya devam ettiği durumlardır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 321. maddesinde de açıkça belirtildiği gibi çocuk ana ve baba evli ise ailenin soyadını taşır. Peki ya anne ve babası boşanmış çocuklar için durum ne olacaktır?
Velayet hakkı annede olan çocuğun babasının soy ismini kullanmaya devam etmesi durumunda hayatın olağan akışı içerisinde anne ve çocuğun soy isimlerinin farklı olması neticesinde karışıklıklar yaşanmaktadır. Bu sorunu aşmak adına yargı birliği sağlanmaya çalışılmıştır.
Yargıtay, 2018 yılı içerisinde Anayasa Mahkemesi kararlarına atıf yaparak, annenin velayet hakkına sahip çocuğunun soyadını kendi soyadıyla değiştirme talebinde engelleyici hukuki bir düzenleme olmadığı, velayet hakkının çocuğun soyadını belirleme hakkına da bir dayanak oluşturduğunu kabul etmiştir. Özetle, Türk Medeni Kanunun 27. maddesine de paralel bir doğrultuda ilerleyerek, bir çocuğun soyadının değiştirilmesinde üstün bir yarar bulunduğu durumda velayet hakkına sahip olan annenin çocuğun soyadını kendi soyadı ile değiştirebileceğine hükmetmiştir.
Bu konuda çeşitli kararlar bulunmakla beraber örnek olarak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’ nin 20.09.2021 tarihli 2021/4603 Esas ve 2021/6276 Karar sayılı ilamında çocuğun yüksek yararı ön planda tutulduğu müddetçe çocuğun annesinin soy ismini kullanmasına izin verdiği görülmektedir.
Söz konusu Yargıtay kararındaki dava da;
“Velayet hakkına sahip anne, ortak çocuk henüz iki günlük iken tarafların ayrıldığını, o günden bu yana davalı babanın ortak çocuğu görmediğini, ortak çocuğun okula başlaması ve diğer sosyal ortamlarda bulunması ile kendisinin soyadının annesinden neden farklı olduğunu sorguladığını, çocuğun öz babasını hiç tanımadığını belirtmiş. Bu nedenle de çocuğa kendi soyadının verilmesinin çocuğun menfaatine olacağını ileri sürmüştür. Davacı tanıkları da ortak çocuğun bebeklikten bu yana anne yanında olup babanın çocuğu arayıp sormadığını beyan etmişlerdir. Baba da cevap dilekçesinde küçüğün aile ortamının ve psikolojisinin daha fazla bozulmaması için şimdilik rızai ve icrai görüşme yoluna başvurmadığını, küçüğün yaşının dolmasını ve aklının kemâle ermesini beklediğini beyan ederek çocukla bir iletişiminin olmadığını kabul etmiştir.”
Bir diğer husus ise çocuğun üvey babanın soyadını alabilmesi sorunudur. Velayet hakkı annede olan çocuk ile annenin soyadlarının farklı olması nedeniyle yaşadığı sorunlar ve kendini aileden biri gibi hissetmemesi husus son derece önem teşkil etmektedir. Ayrıca öz babanın soy bağından kaynaklanan babalık görevlerini yerine getirmemesi ve çocuğun baba ile ilişkilerinin zayıf olması halinde çocuğun üstün yararı da göz önünde bulundurularak mahkeme kararıyla üvey babanın soyadını alması yasal olarak mümkündür.
Bu halde ebeveynleri boşanmış çocuğun psikolojik ve sosyal gelişimi göz önünde bulundurularak annesinin bekârlık soyadını alabilmesi mümkün olup; yine üvey babasının soyadını alabilmesi de mümkündür.
Belirtmek gerekir ki hak kaybı yaşamamak adına önce avukata sormak, bilgi almak her zaman önemlidir.