GÜNDEM

‘Çalışan Gazeteciler Günü’ Alanya'da kutlandı

‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ dolayısıyla Alanya’da düzenlenen törende konuşan AGC Başkanı Gaye Coşkun, mevcut yasaların yetersizliğine dikkat çekerek acilen "Basın Meslek Yasası" çıkarılması çağrısında bulundu.

Alanya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) tarafından ’10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ nedeniyle çelenk sunma töreni düzenlendi. Hükümet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı önünde düzenlenen çelenk sunma törenine AGC ve Akdeniz Gazeteciler Federasyonu (AGF) Genel Başkanı Gaye Coşkun, AGC Yönetim Kurulu üyeleri ile ilçedeki basın kuruluşlarının çalışanları katıldı. AGC Başkanı Gaye Coşkun’un Atatürk Anıtı’na çelenk sunmasının ardından saygı duruşunda bulunularak İstiklal Marşı okundu.

Çelenk sunumunun ardından ilçedeki gazeteciler Olive Garden’da düzenlenen kahvaltıda bir araya geldi. Kahvaltıya Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Meclis Başkanı Mehmet Kural, ilçedeki siyasi partilerin temsilciler ile oda başkanları katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan organizasyonun açılış konuşmasının yapan AGC Başkanı Gaye Coşkun, “10 Ocak gazetecilerin 212 sayılı kanunla meslek anlamında bugün yeterliliğini kaybetmiş yasanın kabul edilişinin yıl dönümü. 65’inci yılda biz yeniden ve daha gelişmiş, daha farklı kazanımlara ihtiyacımız olduğunu tekraren söylüyoruz. Bizim özlük haklarımız var ama kağıt üzerinde, yetmiyor. Ücret politikasından çalışma saatlerine, eğitimden teknolojiye ulaşımına kadar gazetecilerin pek çok sorunları var ama finalinde de özgürleşme. Dolayısıyla biz bu 10 Ocak’ta yeniden mesleğimizin geleceği için sesimizi çıkarmaya çalışıyoruz. Mesleğimizin geleceği için her zaman söylediğimiz şeyi tekrar ediyorum. Gazeteciler Basın Meslek Yasası istiyor. Kim gazetecidir tanımından itibaren gazeteciliğin çalışma koşullarını yeniden güncelleyen, teknolojik sürece de uyumlayan ve diğer sorunları da birlikte çözen bir meslek yasasına ihtiyacımı var. Biz bu noktada bunun için çalışmaya devam ediyoruz. Bütün meslektaşlarımın ya da mesleğimizin maalesef kurtuluşu burada. Maalesef diyorum. Çünkü ufukta, çok yakında da bu meslek yasası görünmüyor. Burada siyasilerden bu hususta her süreçte meslek yasasının çıkartılması ile ilgili bir kez daha 10 Ocak vesilesiyle altını çizmiş olmak istedim. Bugün ’10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü.’ İlk yıllarda Basın Bayramı olarak kutlanıyordu ama biz şu anda bayram demek istemiyoruz. Çünkü bir bayram değil, dayanışma günü. Bu vesileyle bizlerle birlikte oldunuz. Değerli meslektaşlarıma çok teşekkür ediyorum” dedi.

“GAZETECİNİN SINAVI TAM BURADA BAŞLIYOR”
Kahvaltının ardından AGC tarafından İletişim Uzmanı ve Yazar Esat Aydın’ın katılımıyla üyelere yönelik söyleşi düzenlendi. AGC üyelerine söyleşide hitap eden Aydın, "Gazetecilik yaptığımı bilmeden gazetecilik yapmışım. Türkiye'deki basın tarihi aslında bizde gazetecilik değil de gazetecilik yapmaya çalışmanın tarihi gibi geliyor. Gazetecilik yapmaya çalışma mücadelesi diye bahsettiğim insanların hayatlarında sürekli zorluklar var. Kimileri de bunu hayatlarıyla ödüyor. 8 Ocak'ta Metin Göktepe, Uğur Mumcu, Çetin Emek'e kadar uzanan karanlık bir dönem var. Gazetecilik tarihimiz biraz bu ölümlerle de ilgili. Sizin işinizin özünü oluşturan bir kelime var. Hakikat. Burada bu mesleği icra ederken hakikatin hakemi olun. Dezenformasyon bir sorundur. Ortada bir yalan var. Bunda hemfikiriz ama nasıl ayıklayacağınız başka bir mesele. İletişimin kökeninde bir soru var. Kim, kime, hangi hızla, tekrarla ulaşacak? İletişim Başkanlığı'nın Dezenformasyonla Mücadele Merkezi var. Ülkede bir bülten haberciliği var. Birisi size bir bülten gönderiyor. Gazetecinin sınavı tam burada başlıyor. Siz bülteni o hakikatin kendisi mi, yoksa bir güç aktörünün iddiası olarak mı okuyacaksınız? Hakikatin kendisi olarak algılarsanız o zaman hakikati öldürürsünüz. Bir iddia olarak algılarsanız o zaman gazetecilik refleksleri başlıyor. Bu bültenin karşısında buna söyleyecek sözü olan var mı? Dezenformasyonla Mücadele Merkezi çıkıp bu doğru bu yanlış diyor. Susuyorsunuz” ifadelerini kullandı.

“RTÜK SADECE CEZA OLARAK DEĞİL, CEZANIN GÖLGESİ OLARAK DA VAR”
Haber masasında RTÜK’ün de bulunduğunu söyleyen Aydın, “RTÜK sadece ceza olarak değil, cezanın gölgesi olarak da var. Gazeteci o haberi yaptığında benim kurumumum başına ne gelir diye düşünüyor. Bir de Basın İlan Kurumu var. Ekonomik olarak gazetenin oksijenini kesiyor. Bir de TCK 217 var. Bildiğimiz anlamda dezenformasyon suçu. Yani halkı kışkırtıcı yayın suçu. Bunlardan birinin muhatabı Fatih Altaylı. Yakın dönemde İBB ile ilgili Ruşen Çakır'a da dava açıldı. Bu adam neden mahkemeye çıkacağını bilmiyor” dedi.

“SİYASİ ELİTLERLE GÜÇ İLİŞKİLERİ KURUYORLAR”
Medya patronlarının tamamının sahip olduklarını korumak için yerel gazete kurduğunu belirten Aydın, “Yetmiyor, siyasi elitlerle güç ilişkileri kuruyor. Bu ilişkilerle kendine başka alanlar açıyor. Bant daraltma var. Orman yangını oluyor. İnsanlar derdini anlatamıyor. İnsanlar 6 Şubat'ta enkaz altında kalıyor, mesaj atamıyor” diye konuştu.

“BİZİM HAKİKATİMİZ ALGORİTMATİK GÖRÜNÜMLE İLGİLİ”
AB Komisyonu’nun X'e 120 milyon Euro ceza kestiğini hatırlatan Aydın, “Elon Musk ben sana mavi tık vereceğim. Sen bununla itibarlı, güvenilir olacaksın diyor. İnsanlar mavi tıka bakıyor, ne yazdığınıza değil. AB, X'e şeffaf ve güvenilir olmadığın, kamu alanı oluşturduğun için ceza veriyorum dedi. Anlatı tekeli ile bir haberi doğrulamanın önüne geçiyor. Telgraf, posta, matbaa, radyo, televizyon ile başlayan süreç bugün karşımızda başka bir şey olarak duruyor. Bugün dünyanın en zengin 10 insanının 8'i tekno oligark. Sizden verileri alarak neye üzeleceğinize, sevineceğinize onlar karar veriyor. Sizi orada tutarak para kazanıyor. 8 tekno oligarkın 8'i Amerikalı. Karar veren insanlar sizden verileri alıp para kazanıyor. Elon Musk, bir devlet başkanının sosyal medyadaki paylaşımının altına 'Kurşun mu, gümüş mü istiyorsun' diyor. Artık bizim hakikatimiz algoritmatik görünümle ilgili” ifadelerini kullandı.

“MANGALINI YEDİĞİNİZ, UÇAĞINA BİNDİĞİNİZ İNSANI ELEŞTİREMEZSİNİZ”
“Türkiye'de iktidarı değiştirin kafanızdaki iktidarı koyun ülkedeki sistem değişmeyecek” diyen Aydın sözlerini şöyle sürdürdü: “Sistem sizinle değişecek. Alanya'daki basın bizi, başkanı eleştirdiğinizde değişecek. Gazetecilik dezenfeksiyon gibi. Alın gerçeği damlatın ortalık birden temizleniyor. Bazı insanlar, 'Facebook'ta seni yazarım' diyor. Bu insanlar oranın belediye başkanıyla, yöneticisiyle dağ evinde mangal yaptığında ona her şey çok güzel görünüyor. Depremin 3. günü Hatay'a gittim, 26 gün çıkamadım. Gündüz enkazdan ceset çıkarırken akşam eczane kurmak ile uğraşırken Mehmet Akif Ersoy ödül alıyordu. Narrativ ödüllendirme ile Ersoy gazetecilik yapmadan bir yere geliyordu. Bu sistemin baştan aşağı düzenlenmesi gerekiyor. Bülten haberciliğini reddeceksiniz. Size bülten atılıyorsa saklanan bir gerçek vardır. O basın toplantısına gideceksiniz, soru soracaksınız. Yerelde iktidarın mangal sofrası yukarda uçağa dönüşüyor. Mangalını yediğiniz, uçağına bindiğiniz insanı eleştiremezsiniz. Bu mesleğin kutup noktası Mehmet Akif Ersoy mu? Ela Rumeysa Cebeci mi? Mesleğin kendisine dönmek gerekiyor? Bir Uğur Mumcu, Çetin Emeç yok. Bu insanlar bunun bedelini canlarıyla ödedi” dedi. Aydın söyleşinin ardından ‘Kusurlu Demokrasiden Planlı Otokrasiye’ adlı kitabını gazeteciler için imzaladı.