Osmanlı Devleti’nin son büyük zaferi Kut’ül Amare zaferidir. 29 Nisan 1916 tarihinde Bağdat yakınlarındaki Kut bölgesinde Osmanlılar İngilizlere karşı büyük bir zafer kazanmışlardır. Bu zafer Çanakkale zaferinden 4 ay kadar sonradır. Çanakkale zaferi ile Kut’ül Amare zaferinin ortak özellikleri vardır. Çanakkale Savaşı’nda İngilizler Osmanlı’nın başkentini işgal ederek hilafeti dağıtmak, Osmanlı’yı yok etmek istiyorlardı. Kut’ül Amare’de ise İngilizler petrol kokusunu aldıkları, Misak-ı Milli sınırları içinde bulunan Musul ve Kerkük’ü almak, Basra Körfezi’ne hâkim olmak, İsrail’in kurulması için Filistin bölgesine hâkim olmak istiyorlardı.
İngilizler bu hedeflerine ulaşabilmek için 1915 yılının sonlarında bölgeye asker çıkardılar. Osmanlı Devleti bölgeyi savunmak için harekete geçti. Osmanlılar 1. Dünya Savaşı’nda Almanlarla müttefiktiler. Onun için bu bölgedeki Osmanlı askerlerinin komutanı Alman General Goltz Paşa idi. Çanakkale Savaşı’nda da cephe komutanı Alman General Liman Von Sanders idi. Yardımcıları Osmanlı subaylarıydı. İngiliz askerleri General Townshend komutasında Selman-ı Pak bölgesine saldırdılar. Selman-ı Pak bölgesinde Osmanlı Komutanı Nurettin Paşa (Sakallı Nurettin Paşa) İngiliz kuvvetlerini yenerek Kut bölgesine sürdü. Nurettin Paşa ile cephe komutanı Goltz Paşa anlaşamadılar. Osmanlı genelkurmayı Nurettin Paşa’yı buradan alarak yerine Halil Paşa’yı görevlendirdi. Halil Paşa Enver Paşa’nın bir yaş küçük amcasıdır. Halil Paşa göreve geldikten bir süre sonra cephe komutanı Goltz Paşa tifüs hastalığından öldü. Yerine cephe komutanı olarak Halil Paşa tayin edildi.
Halil Paşa, İngilizleri Kut bölgesinde kuşattı. Kut kasabası Bağdat yakınlarında Dicle Irmağı kıyısında bir kasabadır. Halil Paşa cesur, vatansever, kararlı ve iyi bir askerdir. Tavizsiz olarak kuşatmayı sürdürdü. İngilizler zor durumda kaldılar. Erzak ve yiyecek sıkıntısı başladı. Basra Körfezi yoluyla İngilizler yardım ulaştırmak istediler. Burada görevli Türk Komutan Ali İhsan Paşa (Ali İhsan Sabis) Sabis bölgesinde İngiliz kuvvetlerini yenerek bu yardımı engelledi. İngilizler uçaklarla erzak attılar, fakat bu erzak İngilizlerin bölgesine değil de Türklerin bölgesine indi. İngiliz General Halil Paşa’ya bir milyon sterlin rüşvet teklif etti. Halil Paşa reddedince iki milyon sterlin teklif etti. Halil Paşa cevap olarak “Silahımdaki son kurşunla cevap veririm” dedi. İngilizler mecburen kayıtsız şartsız Halil Paşa’ya teslim oldular. 29 Nisan 1916 tarihinde 13 General, 486 Subay, 13 bin 300 er Osmanlı’ya teslim oldu. Bu olay İngiliz tarihinde en büyük hezimet olarak kabul edildi. İngiliz tarihinin en utanç verici olayı olarak değerlendirildi. Bu savaşta Osmanlı’nın 25 bin askeri şehit oldu. İngilizlerinse 40 bin askeri öldürüldü. İngiliz komutan kılıcını ve silahlarını Halil Paşa’ya teslim etti. Halil Paşa, İngiliz Komutana kılıcını iade ederek “Sen artık esir değil, Padişah’ımızın misafirisin” dedi. İngilizlere bir insanlık dersi verdi. Daha önce İngilizler, esir düşen Osmanlı askerlerine insanlık dışı muamele yapmışlardı. Halil Paşa bu zaferden sonra askerlerine teşekkür etti. “Hepinizin alnından öpüyorum” dedi. “Bundan sonra bu zafer Kut Bayramı olarak kutlanacaktır” dedi. Bu zaferi nasip ettiği için Allah’a şükretti.
İngilizler dünyanın çeşitli yerlerinde problem çıkaran, insanları birbirine kırdıran fakat kendisini hep masum gösteren bir millettir. Günümüzdeki Hint yarımadasındaki Keşmir sorunu, Orta Doğu’daki huzursuzlukların temeli, Filistin-İsrail meselesi, Kıbrıs meselesi, Afrika’daki sorunların temeli İngilizlerdir. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra, İngilizlerin yerini eski bir İngiliz sömürgesi olan, dili ve kültürü aynı olan Amerika almıştır.
Kut’ül Amare zaferi 1946 yılına kadar tarih kitaplarında anlatılırdı. 1946’dan sonra bu zafer kitaplardan kayboldu. 2017 yılına kadar İnkılap tarihi kitaplarında “Kut’ül Amare başarısından yeterince yararlanılamadı” sadece bir cümle ile bahsedilirdi. Günümüzdeki yeni baskı kitaba baktım; 3 cümle ile bu zaferden bahsedilmiş. 1940’lı yıllarda garip bir dış politikamız vardır. 2. Dünya Savaşı sonunda Sovyetler lideri Stalin boğazlarda gözü olduğunu söylemiş, dönemin Türkiye cumhurbaşkanı İsmet Paşa endişelenerek çözüm aramaya başlamıştır. Çözüm olarak Avrupa’ya ve Amerika’ya yaklaşmayı seçmiştir. Türkiye İkinci Dünya Savaşı’na katılmadığı halde savaş bittikten sonra Almanya’ya savaş ilan etmiştir (bu formalite bir ilandır). İsmet Paşa bir taraftan Rusya’yı kızdırmayalım politikası izlemiştir. Eskiden Rusya ve Çin bölgesindeki Türklerin yaşadığı yerlere Türkistan denirken, Stalin buraya Orta Asya demiştir. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra bizim ders kitaplarında da Türkistan unutulmuş, Orta Asya denmeye başlanmıştır. Türkiye, İngiltere ile dost olmak isterken İngilizler (tarih kitaplarındaki Kut’ül Amare zaferinden) rahatsız olmuşlardır. 1946’dan itibaren ders kitaplarındaki Kut’ül Amare zaferi kaybolmuştur. Zaferin 100. yılında Cumhurbaşkanımızın gayreti ile bu olay gündeme gelmiştir. Kutlu Zafer dizisi ile milletimiz bu zaferi hem öğrenmiş hem de çok sevmiştir. Milli Eğitim Bakanımızdan aynen Çanakkale zaferi gibi müstakil bir konu olarak ders kitaplarında bu konunun geniş olarak yer almasını istiyoruz. Bu zaferdeki tüm askerlerimizi, Halil Paşa’yı, Nurettin Paşa’yı, Ali İhsan Paşa’yı rahmetle anıyoruz.