POLİTİKA

BAŞKAN'DAN TBMM'DE ALANYA ÇAĞRISI

MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan, son dönemde Akdeniz bölgesinde yaşanan sel, su baskını ve hortumlara dikkat çekti. İklim değişikliğinin bugünün meselesi olduğuna dikkat çeken Başkan, sellerin sadece tarım alanlarına değil, altyapıya da zarar verdiğini ifade etti. Başkan, DSİ tarafından ihalesi yapılmış olmasına rağmen ödenek bekleyen projelerin bir an önce hayata geçirilmesini istedi.

MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan, TBMM Genel Kurulu’nda ‘Antalya’da meydana gelen hortum, sel ve taşkınların yol açtığı zararları’ hakkında konuşma yaptı. Antalya’nın yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olmasının yanında örtü altı üretim ve yaş sebze ihracatında Türkiye ekonomisine büyük katkılar sunduğunu vurgulayan Başkan, “Her yıl milyonlarca misafiri ağırlayan şehrimiz aynı zamanda binlerce üreticimizin emeğiyle ülkemizin gıda arzına ve ihracatına değer katmaktadır. Ancak son yıllarda iklim değişikliğinin etkileri şehrimizde her geçen gün daha ağır hissedilmektedir. Akdeniz Havzası'nda yaşanan iklim değişiklikleriyle birlikte Antalya'mız adeta tropikal iklime geçiş sürecini yaşamaktadır. Geçmişte istisnai olarak karşılaşılan hortumlar bugün daha sık meydana gelmekte, ani ve şiddet yağışlar ise özellikle denize kıyısı bulunan ilçelerimizde sele ve taşkınlara neden olarak afete varan sonuçlar doğurmaktadır. İstilacı Aslan balığı ve balon balığının Antalya'mızda görülmesi de bunun kanıtıdır” dedi.

“ÇEVRE, TOPRAK VE SU MİLLİ BİR EMANET”

İklim değişikliğinin geleceğin değil, bugünün meselesi olduğunu söyleyen Başkan, “Yaşadığımız her afet tedbirin ihmali tercih edilmesi gerektiğini bizlere açıkça göstermektedir. Bu noktada Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi'nin çevreyi, toprağı, suyu gelecek nesillere bırakılacak milli bir emanet olarak gören yaklaşımı bizlere önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Doğayı korumak yalnızca çevre politikası değil, vatan toprağının üreticimizin alın terini ve milletimizin geleceğini koruma meselesidir. Genel başkanımızın da birçok kez ifade ettiği üzere güçlü devlet anlayışı yalnızca sorunlar ortaya çıktıktan sonra müdahale eden değil, riskleri önceden gören, planlayan ve gerekli tedbirleri zamanında alan devlet anlayışıdır. Bu bakımdan çevreye ve su kaynaklarına yapılacak yatırım aslında milletimizin geleceğine yapılan bir yatırımdır. Yaşanan bu afetler vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehdit ettiği gibi seralarımıza, tarım arazilerimize ve üreticilerimizin alın terine de büyük zarar vermektedir. Bir üreticimizin aylarca emek vererek yetiştirdiği ürünler birkaç saat içinde heba olabilmektedir. Üstelik meydana gelen seller yalnızca tarımsal üretimi değil, yolları, köprüleri, mahallelerimizi, turizm altyapısını ve şehir ekonomisini de olumsuz etkilemektedir. Bunun ekonomik maliyeti kadar sosyal maliyeti de oldukça yüksektir” diye konuştu.

“TAHSİS BEKLEYEN PROJELER HAYATA GEÇİRİLMELİ”

Yapılması gerekenin yalnızca afet sonrasında yaraları sarmak değil, afetleri önleyici yatırımları hızlandırmak olduğunu vurgulayan Başkan, “Bu kapsamda Devlet Su İşleri tarafından ihalesi yapılmış olmasına rağmen ödenek tahsisi bekleyen projelerin gerekli kaynaklara kavuşturularak bir an önce hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. İhalesi tamamlanmış projelere ise hızla kaynak aktarılarak hayata geçirilmesi ise elzemdir. Afet sonrası üreticilerimizin yaralarının sarılması adına TARSİM ödemelerinin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesinden dolayı Tarım ve Orman Bakanlığı’mıza buradan teşekkür ediyorum. Bakanlığımızdan beklentimiz ise Devlet Su İşleri tarafından yürütülen projelere ilişkin ödeneklerin ivedilikle serbest bırakılarak çalışmaların hızlandırılmasıdır” ifadelerini kullandı.

“ALANYA’DA DERE YATAKLARI ISLAH EDİLMELİ”

Dere ıslah çalışmalarını hızlandırılması ve taşkın riski taşıyan bölgelerde gerekli altyapı yatırımlarının vakit kaybetmeden tamamlanmasının da bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirten Başkan, “Özellikle Kemer, Aksu, Serik, Manavgat, Kumluca Demre, Finike ve Alanya gibi tarımsal üretimin yoğun olduğu kıyı bölgelerimizde dere yataklarının ıslah edilmesi ve taşkın koruma projelerinin tamamlanması, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bizler inanıyoruz ki önleyici kamu yatırımları bir maliyet değil, milletimizin huzuruna, güvenliğine ve refahına Stratejik yatırımlardır. Antalya'mızın sesi olmak üretimimizin emeğine sahip çıkmak ve gelecek nesillere daha güvenli bir şehir bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi. – Yasemin Kaya