BANA HİÇ SÖYLENMEMİŞ SÖZLER ET

Boşver uzun uzun sözleri, senden önce de çok uzun sözler ettiler, uzun uzun yazdılar insanlara halka şehir ahalisine, masal gibi anlattılar uzun uzun, âmâ çoğu içi boş sözlerdi edilenler…
Bize çoğu zaman üzülmek mahzun olmak düştü, çok üşüdü çocuklar o masallardan sonra da…
Korkusu azalmadı kuşların ve azalmadı kadın ölümleri, en çok kız çocuklarının heder edildiği bir çağ, kimselerin umurunda olmadığı…
Konfor dolu yaşamları vardı çoğunun, pahalı evleri lüks arabaları, en az on kere “Sizin için varız” diyorlardı konuşurken yazarken…
Bilge görünmek için raflar dolusu kitaplarını sergileyenler vardı raflara, oysa çoğunun evleri mağara gibi karanlıktı, sevgiden aşktan haktan hakikatten uzak…
Boşver uzun uzun yazmayı uzun uzun masalları, bize umuttan söz et, sevgiden aşktan ve ekmeğin adil paylaşılacağından…
Bereket dolu evlerden, sevgi dolu yüreklerden, insan kardeşlerden mümin kardeşlerden söz et bize, ebabil kuşlarının cihadından, güvercin kanadından umut bekleyen kızların neler yapması gerektiğinden…
Yarın bir olsun hele, yarın sabah her şey güzel olacak, yarın sabah bir başka uçacak kuşlar gökyüzünde anneler ayrı babalar ayrı mutlu olacak gibi sözler et…
Yalansız, riyasız, ikiyüzlülükten uzak, kelimelerin üzülmediği…
Kardeşlik yeniden geri gelecek, ekmek adil paylaşılacak, güçlüler kadar güçsüzlerde sevinç dolu olacak…
Televizyonlarda savaş haberleri olmayacak, çocuk ölümlerinden söz edilmeyecek, kimse saçma sözler etmeyecek, edemeyecek…
Sözün bir ayet gibi kutsal olduğuna inanacak insanlar, söze yalan karışmayacak…
Hele din adına yalan söylemeyecek vaizler, kentin müftüsünü kaymakamını, Belediye Başkanını her sabah bir yoksul evinden çıkarken görecek şehir ahalisi…
Yoksulluk ayıplanmayacak, yetimler üzülmeyecek, kardeşlik yeniden ayağa kalkacak…
Tamam, uzun uzun yaz, uzun uzun söyle de, ama hatırlat kent ahalisine; bankayı kutsal bilenlere, cami cemaatine öğretmenlere, Aziz Nebi’nin “Komşusu açken tok sabahlayan bizden değildir” uyarısını…
Peygamber uyarılarına kulak vermez, aldırış etmez bir toplum olduk, durmadan Müslümanlardanız diye diye…
Kalbimize yazık ettik, yazık ettik dinin özüne, sözüne, kendimize uygun din inşa ettik utanmayı unutarak…
Bize "Neden yoruldun bu kadar" diyecek insanlardan söz et başka insanlara, eğer varlarsa...
Zira başkalarının yorgunluğunu, yoksulluğunu, çaresizliğini, acısını, kederini ve sevincini paylaşmak insan olmaya, Müslüman olmaya dâhildir diye anlattılar peygamberlerin her biri…
Hakka ait hakikate ait sözler olsun…
Neyse efendim hoşça kalın, selam ile kalın…
Aziz Allah gününüzü gönlünüzü aydınlık kılsın…