Tarihimizde İkinci Viyana kuşatmasından sonra en kötü savaşlardan birisi balkan savaşlarıdır. Osmanlı hakimiyetinde beş yüzyıl huzur içerisinde yaşayan balkanlar, bu savaşta elimizden çıkmış, buralar sonraki yıllarda huzur bulamamıştır. Fransız ihtilalinden sonra çıkan milliyetçilik düşüncesi ve Avrupalıların kışkırtmalarıyla 18 Ekim 1912’de dört Balkan ülkesi ile savaş başlamıştır. Bunlar; Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ’dır.
Osmanlı devleti bu savaşa girerken kötü vaziyette girmiştir. 31 Mart darbesi yapılmış, darbeciler ikinci Abdülhamid’i tahttan indirmişler ve yerine formalite bir padişah olan Sultan Reşat’ı geçirmişlerdir. Yönetim darbeyi yapan İttihat ve Terakki partisinin elindedir. Orduyu gençleştireceğiz diye tecrübeli subayları emekli etmişlerdir. Balkanlardaki askerin bir kısmını Yemen taraflarında görevlendirmişlerdir. Ordu içerisinde İttihat ve Terakki yanlısı ve Hürriyet ve İtilaf partisi yanlısı bir görüş vardır. Silah ve cephane yönünden ve sayıca Osmanlı ordusu zayıftır. Orduda disiplin bozulmuştur. Daha önceki savaşlarda vatan sevgisi, disiplin ve itaat, şehitlik duygusu ön planda iken bu savaşta bunlar zayıftır. Savaş başladıktan bir ay sonra Osmanlı orduları balkanlardan Çatalca’ya kadar çekilmişlerdir. Bazı cephelerde hiç savaşmadan, bazı cephelerde kahramanca savaşarak fakat silah ve ihtiyaç istendiği halde bu ihtiyaçlar karşılanamamış ve komutanlar arasındaki ikilikten dolayı hiçbir başarı elde edilmemiştir.
Bu savaşta Osmanlı ordusunun önemli bir bölümü İhtiyat (yedek) askerlerden oluşmuştur. Bu askerlere redif birlikleri denir. Bu askerler gerçek askerliğini yaptıkları halde olağanüstü durumlarda göreve çağırılırlar. Bu yedek askerlerden bir grubu da Alaiye Redif Taburu’dur. Balkan savaşları çıkınca devlet, Alaiye Redif Taburunu savaşa çağırmıştır ve herkes kendi imkanlarıyla Alaiye Taburu’nun bağlı olduğu üçüncü kolordu dokuzuncu tümenin bulunduğu Çatalca’daki Dağyenice köyüne varmışlardır. Burada kahramanca savaşarak, ilerleyen Bulgar kuvvetlerini 17 Kasım 1912 günü durdurmuşlardır. O gün akşam savaş yorgunluğu ile herkes uyumuştur. Nöbetçilerin de uyuyakaldığını gören Bulgar kuvvetleri saldırıya geçerek uykudaki Alaiye taburunu şehit etmişlerdir. Burada 153 Alaiyeli şehit olmuştur. Bazı şehitlerin göğüslerinde çifte süngü saplanmış olduğu tespit edilmiştir. 3 Aralık 1912 tarihinde ateşkes yapılmış, 30 Mayıs 1913 tarihinde ise İngilizlerin aracılığı ile Londra anlaşması yapılmıştır. Bu anlaşmaya göre Midye-Enez çizgisinin batısındaki tüm topraklar Balkan ülkelerine terkedilmiştir. Balkan ülkeleri bu toprakları paylaşırken anlaşamamışlar ve Sırp, Yunan ve Karadağlılar Bulgarlara savaş açmışlardır. Osmanlılar bundan istifade ederek Edirne’yi geri almışlardır. Bu olaya da ikinci Balkan savaşı denmiştir. Bulgarlarla 29 Eylül 1913 tarihinde İstanbul anlaşması yapılarak bugünkü sınırlarımız sağlanmıştır. Bu savaşlar sırasında Osmanlı’ya başkentlik yapmış olan Edirne harap olmuş, Selimiye camisi delik deşik edilmiştir. Daha sonra Selimiye restore edilmiş, bu savaşlar sırasında haçlıların verdiği zararın nişanesi olarak caminin müze girişinin sol üst tarafında küçük bir hasarlı bölüm bırakılmıştır. Ülkemizdeki tek balkan şehitliği Çatalca ilçesindeki Alaiye şehitliğidir. Devletimiz burayı düzenlemiş, bir şehitler abidesi yaptırmıştır. Ayrıca burada balkan savaşları müzesi yaptırılmıştır.
Alaiye taburu’nun Alanya’daki yeri günümüzdeki kız meslek lisesi ve Alanya lisesi arasındaki geniş bir alandır. Bu alanın bir tarafında Sugözü caddesi, bir tarafında Bostancıpınarı caddesi vardır. 1967 yılında bu alanda 5-6 tane Alaiye taburunun tek katlı kışlaları vardı. Burası Alanya askerlik şubesi başkanlığı idi. Bu kışlalarda otuz kadar asker görev yapardı. Arazinin geri kalan tarafları buğday tarlası idi. Bu alan günümüzde birkaç tane okul yapılarak daralmıştır. Burası yine askerlik şubesidir. Yalnız, şube başkanı askerdir. Diğer görevliler sivil memurlardır. Son zamanlarda Alanyadaki sivil toplum kuruluşları 17 Kasım tarihlerinde Çatalca’ya giderek şehitliği ziyaret etmektedirler. Alanya’da da bu şehitler için mevlid okutulmakta, merasimler yapılmaktadır.
Alanya’nın yöneticileri ve tüm vatandaşlarımız bu şehitlerimiz için bir vefa borcu olarak Alanya’nın uygun bir yerine bir abide yaptırıp üzerine bu şehitlerin isimlerini yazmaları önemlidir. Şehitlerin göğsüne saplanan çifte süngü ve bu süngülerin ortasından yükselen ay yıldız şehitlerimizi temsil eden bir abide olabilir. Şehitlerimizi rahmetle anarken Alanya’dan bunu bekliyoruz. Uygun yer askerlik şubesinin bahçesindeki asırlık çınarın çevresi olabilir. Selam ve saygılarımla.
YAŞAR BALIK- EMEKLİ TARİH ÖĞRETMENİ