CHP’li Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik görevde iki yılını geride bıraktı. Ancak bugün gelinen noktada, anlatılanlarla yaşananlar arasındaki mesafe artık gizlenemeyecek kadar büyüdü.
Göreve gelir gelmez “kenti yavaşlatacağız” diyerek yola çıkan yönetim, bu söylemini fazlasıyla hayata geçirdi. Ne var ki bu yavaşlama, planlı bir dönüşüm değil; şehrin ritmini kaybetmesi, hatta durma noktasına gelmesi olarak hissedildi. “Onarım süreci” denilerek anlatılan tablo, sahada vatandaş için adeta bir çileye dönüştü.
Turizmin kalbi olan Alanya’da çöp, çamur ve çukur görüntüsünün hâlâ giderilememesi başlı başına bir yönetim sorunu olarak duruyor. Üstelik bu görüntüler artık sadece ara sokaklarda değil, kentin vitrini olması gereken noktalarda da kendini gösteriyor.
Büyük beklentilerle açıklanan spor tesisleri ve etkinlik projeleri ise tartışmaların odağında. Turizmcilerden ve otelcilerden toplanan gelirler, satılan belediye arsaları… Tüm bu kaynaklara rağmen borç yükünün artması, “borç ödüyoruz” söylemini inandırıcılıktan uzaklaştırıyor.
Yollar ise artık herkesin ortak derdi. Plansız kazılar, kısa ömürlü asfalt uygulamaları ve bitmek bilmeyen çalışmalar nedeniyle şehir içi ulaşım adeta kilitlenmiş durumda. Öyle ki geçmiş dönemde eleştirilen yollar için bugün vatandaşın dilinde tek bir cümle var:
“Siz hiçbir şeye dokunmayın, olanı da bozdunuz.”
Kaçak yapıyla mücadele söylemiyle başlayan süreçte ise beklenti “eşit uygulama”ydı. Ancak gelinen noktada bazı yapıların yasallaştırılmaya çalışıldığı yönündeki eleştiriler, belediyeye duyulan güveni zedeleyen önemli başlıklardan biri haline geldi.
Sosyal ve kültürel alanda atılan adımlar da tartışmaları büyüttü. Bozkurt heykelinin kaldırılması ve Devlet Bahçeli’nin adının yaşatıldığı alanın değiştirilmek istenmesi, Alanya’da gereksiz bir gerilim yarattı. Bununla da sınırlı kalınmadı; belediye başkanının danışmanı sıfatıyla Yörüklere yönelik kullanılan “berduş” ifadesi, toplumsal fay hatlarını daha da derinleştiren, kutuplaştırıcı bir dilin yansıması oldu.
Tüm bu tablo içinde en dikkat çeken nokta ise söylem ile gerçeklik arasındaki uçurum. Meclis kürsülerinde kurulan süslü cümleler ve bolca yapılan algı mühendisliği artık vatandaş nezdinde karşılık bulmuyor. Çünkü vatandaş anlatılanı değil, yaşadığını esas alıyor.
Bugün tabloyu özetlemek aslında çok zor değil:
Yatırım yok.
Projeler yarım.
Borç azalmıyor, artıyor.
Vatandaşın tepkisi büyüyor.
İki yıl böyle geçti…
Kalan üç yıl da böyle geçerse, kaybeden sadece bir yönetim değil, Alanya’nın kendisi olacak.