Azakzade Tevfik Bey, Alanya’nın ve ülkemizin yetiştirdiği önemli değerlerden birisidir. Önce Tevfik Bey’in ailesinin tarihçesinden başlayacağız. Fatih döneminin en önemli sadrazamı Gedik Ahmet Paşa’dır. Fatih hem Karadeniz’i hem de Akdeniz’i hakimiyeti altına almak istiyordu. Bunun için Gedik Ahmet Paşa’yı Karadeniz’in önemli bir askeri üssü olan Kırım’ı almakla görevlendirdi. Akdeniz’in önemli bir askeri üssü olan Alanya’yı almak için de Gedik Ahmet paşayı görevlendirdi. 1471 yılında Alanya, Osmanlı topraklarına dahil edilmiştir. Osmanlılar, Karadeniz’in Azak Denizi bölgesindeki Azak Kalesi’ni askeri üs yaptılar. Gedik Ahmet Paşa bu bölgeden denizci aileleri alarak İstanbul’a getirdi. Alanya alınınca bu denizci ailenin bir bölümünü 1473 yılında Alanya’ya getirdi. Bundan dolayı bu aileye Azakzade (Azaklar) denilmeye başlandı. Osmanlı devletinde şöyle bir gelenek vardı; bir ülke fethedilince, o ülkenin önemli bilim adamları ve sanatçıları İstanbul’a getirilir, bu insanlara büyük ilgi gösterirlerdi. Yavuz Selim, Çaldıran Savaşı’ndan sonra Tebriz’deki sanatçıları İstanbul’a getirmiştir. Fatih, Semerkant’tan devrin büyük matematikçisi Ali Kuşçu’yu İstanbul’a getirtmiştir. Azakzade Ailesi de bu usulle Alanya’ya gelmiştir.
Aile, Alanya’ya gelişinden itibaren şu işleri yapmıştır:
1- Gemicilik ve denizcilik, 2- Devlete at yetiştirme, 3- Kereste ticareti, 4-Narenciye ve muz tarımı, 5- Turizm faaliyetleri.
Osmanlı Devleti, denizciliğin ve ticaretin gelişmesi için büyük gayret göstermiştir. Azakzade Ailesi, Alanya Limanı’nda hem gemicilik hem de gemi yapımı işini sürdürmüştür. İstanbul’dan Alanya’ya gelen mallar Alanya’dan Orta Anadolu bölgesine kervanlarla taşınmıştır. Kervan yolları ve kervansaraylar burada önemlidir. Orta Anadolu’nun malları; özellikle Konya ve çevresi tarafından üretilen mallar Alanya’ya getirilir, buradan deniz yoluyla İstanbul’a götürülürdü. Bu dönemde Alanya canlı bir ticaret limanıdır.
Aile daha sonraki dönemde devletin at ihtiyacını karşılamak için at çitlikleri kurarak devlete at yetiştirmiştir. Aile her dönem devletle birlikte çalışmıştır. Ordunun, devletin, sarayın at ihtiyacı buradan karşılanmıştır. Atlar kışın Konaklı bölgesinde, “büyük yer” denilen çiftlikte beslenir, yazın ise “Söbüçimen yaylası” ve “Oğuz” yaylasına götürülürdü. Yazın çayırda atlar hem kolayca beslenir hem de serbestçe koşarlardı. Bu atlara seyisler bakardı. Mayıs ayında yaylaya gidilir, Kasım ayında Konaklı bölgesine inilirdi. Oğuz yaylasındaki bu geniş arazilere Ağa’nın otlağı denirdi.
Aile, daha sonraki dönemde kereste ticareti ile uğraşmaya başlamıştır. Manavgat, Alanya, Gündoğmuş, Gazipaşa ormanlarındaki kesilmesi gereken ağaçlarını keserek kerestesini satarlardı. Bunun için devlete para öderlerdi. Bu ağaçlar yazın kesilir, kışın Alara Çayı, Kargı Çayı, Oba Çayı, Dim Çayı gibi sular vasıtasıyla deniz kıyısına ulaştırılır. Buradaki atölyelerde kereste haline getirilir. Azakların gemilerine yüklenerek Mısır, İskenderiye, Beyrut gibi bölgelere gönderilerek satılırdı. Bu çalışmalar 1945 yılına kadar devam etmiştir. Aile orman vasfını kaybetmiş arazileri devlete parasını ödeyerek satın alıyordu. Bundan dolayı ailenin çok geniş arazileri olmuştur.
Osmanlı’nın son döneminde ailenin en önemli büyüğü Azakzade Hüseyin Efendi’dir. Hüseyin Efendi, kereste ticareti ile uğraşırken yetiştirdiği 4 oğlu bu işi sürdürmüştür. Azakzade Hüseyin Efendi, 1908 yılında ölmüştür. Hüseyin Efendi ölünce büyük oğlu Azakzade Tevfik Bey öncülüğünde diğer kardeşleri Necip, İzzet ve Şevki Bey birlikte kereste ticaretini sürdürmüşlerdir. Hüseyin Efendi’nin genç yaşta ölen Ahmet Rıfat adında bir oğlu daha vardı. Aile kereste ticaretinden çok para kazanmış, bu parayla Mersin’den, Alanya’dan, İstanbul’dan, Mısır’dan mülkler almışlardır. Azakzade Tevfik Bey, Beyrut’a gittiği zaman Beyrut’ta vali tarafından karşılanırdı. Azakzade’nin zenginliği halk arasında efsane olmuştur. 1920 yılında İngiltere tarafından “Lord” ünvanı verilmiştir. Bu unvan zengin olan ve kişilik sahibi kişilere verilirdi. Halk arasında şöyle bir efsane dolaşıyordu: “Lord, devletin borçlarına karşı kefil olmuş” denilirdi. İsviçre bankaları Lord’a kredi teklif etmiş, Lord kabul etmemiştir. Azakzade, Lord unvanını kendisi kullanmamış, fakat halk ona hep lord demiştir.
Azakzade Tevfik Bey 1872 yılında Alanya’da doğmuştur. Babası Azakzade Hüseyin Efendi, annesi Afitap Hanım’dır. Azakzade son derece dindar, cömert, hayırsever, alçakgönüllü; vatanına, milletine, devletine bağlı bir insandır. Her türlü fedakarlığı yapardı. Eğitimini İstanbul’da almıştır. Yılın bir kısmını İstanbul’da bir kısmını Alanya’da geçirir. İstanbul musiki cemiyetinin başkanlığını yapmıştır. Sonradan Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış olan İstanbul müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen ile arkadaştır. Müftü ona şöyle der: “Sen hayattayken yapabildiğin kadar hayır yap, sen öldükten sonra ne olacak bilemeyiz.” İstanbul’da olduğu dönemler Beyazıt Gedik Paşa bölgesinde konağı vardır. Cuma namazından sonra çınar ağacının altında oturur, fakirlere yardım ederdi. Azakzade’nin çocuğu yoktu. Onun için fakir ve kimsesiz çocuklara çok ilgi gösterirdi. Okullara gider, fakir öğrencileri, yetim ve öksüz öğrencileri sevindirirdi. DEVAMI HAFTAYA…