AHMET ABİ SİZİN ORALARDA MERHAMET VAR MI?


Bu nasıl bir soru deme Ahmet Abi. Gönlüm telaş içinde, yüreğim yangın yeri ve binlerce soru aklımda. Kime soracağımı bilemediğim, sorsam kim, kimler cevap verir dediğim kendi kendime…
Evet, sizin oralarda merhamet var mı Ahmet Abi. Sokaklarda merhametin izleri var mı, kokusu var mı?
Sizin oralarda kuşlar korkmazlar mı, kedileri aç bırakmaz mı insanlar? Kedilerin Allah’ın ayetlerinden olduğuna inanlar var mı, bizim buralarda kalmadı da…
Oysa kâinatın sahibi her canlının ayetlerinden bir ayet olduğunu söylüyordu rabbimiz…
Bizim buralarda Rabb’e çok kulak verilmez oldu Ahmet Abi, sence neden?
Üzgünüm bizim buralarda merhamet kalmadı, ya da çok az kaldı, yetmiyor kimseye…
Kavga küfür sesleriyle dolu sokaklar, kimselerin umurunda değil sevgi, saygı, aşk, sevda…
En çok merhamet taşıyan insanlara ihtiyacın var sokakların, kentlerin evlerin hatta camilerin…
Allah’ın koyduğu sınırları aşmayan insanlara, insanlığımızı talan etmeyen, yalana direnen, haksızlığa karşı duran, insanlara çok hasret kaldık Ahmet Abi…
Selam diyen insanlara, nasılsın diyen…
Komşusunu kendi ailesinden bilen, yetimleri kollayan, yoksulları hor görmeyen…
Mesela Ahmet Abi; sizin oralarda varsıllar zenginler, yoksulları kolluyor mu, yetimleri kolluyorlar mı?
Yaşlılar hürmet, saygı görüyor mu sizin oralarda?
Bizim buralarda unutuldu… Yoksullar, yetimler görmezden geliniyor camiye giden insanlardan tarafından bile…
Şehirleri idare eden yöneticiler bayramda seyranda “çoğu gösteriş için” gidiyor bir yoksul kapısına, yetim kapısına…
Her şey dilde Ahmet Abi, dilde olanların gönle inmediği, gönülde bulunmadığı zamanlar şimdi, samimiyetten uzak…
Oysa en çok merhametten söz eder İslam, insanı inşa etmekten, düşenin elinden tutmaktan, yoksulu sevindirmekten bahseder…
Merhametin güzelliğinden, merhametin soylu bir ahlak olduğundan söz eder, “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” denirdi eskiden…
Her canlı hatta her cansız merhamete ihtiyaç duyar, evimizin önündeki bir ağaç, sokağımızda yaşayan bir kedi...
Toprak berekettir Ahmet Abi, toprak rahmettir, toprak anadır, yeni insan, hatta yeni Müslüman toprağa acımaz oldu. Bağa, bahçeye acımaz oldu, güzelim ağaçları kesiyorlar Ahmet Abi. Yerine beton binanlar dikiyorlar ve Tanrı gibi seviyorlar o beton binaları…
Ne kadar çok beton binaya sahipse kadar çok nemrut davranıyor insanların çokları…
Oturup ağlamak istiyorum insanın haline Ahmet Abi, ağlasam ayıp olur mu?
İnsan yanlarımız yok oluyor, dinin kuralları bir bir terk ediliyor, onun yerine kendi kurallarını koyuyorlar Ahmet Abi…
İsyan etmek istiyorum, isyan etsem başım belaya girer mi?
Ağacı sulamak, kedinin karnını doyurmak gerek denirdi eskiden, eğer insan kalmak istersen…
Eskiden zengin yoksul demeden siyah beyaz demeden, çirkin güzel demeden Müslümanlar kardeştir denirdi öyle anlatılırdı, bu inanca ne oldu Ahmet Abi?
Beni anla Ahmet Abi, anla beni…
Çok üzgünüm çünkü çok kırgın…
Efendim bugünde böyle, kahırlanmak istedik, belki soran olur “Neden böyle kahırlısın” diye…
İyilik dolu, bereket dolu günler dileği ile gökler dolusu selam olsun…
MEHMET KAYA KÖŞE YAZISI