Şirin Baba, köyün ortasındaki ateşin başında oturmuştu. Elinde yoğurduğu hamur, aslında sadece ekmek değil, bir hikâyeydi.
“Ekmek…” dedi yavaşça, “İnsanla birlikte doğdu Şirinler.”
İlk insanlar et buldu, avlandı… ama asıl mesele tohumdu. Ezildi, suyla karıştı, bekledi… mayalandı. Sonra ateşe değdi. Ve insan, sadece karnını değil, hayatını doyuracak şeyi buldu: ekmeği.
Çünkü ekmek, hiçbir zaman sadece ekmek olmadı.
Öyle zamanlar geçti ki, dört ekmeğe bir köle, 18 ekmeğe bir ev alınırdı. Para yoktu ama değer vardı. Ekmek bir ölçüydü. Bir insanın gücü, bir toplumun dengesi, bir hayatın karşılığıydı.
Şimdi…
Şirin Baba başını kaldırdı.
“Dönün Alanya’ya bakın” dedi.
Sezon kapıda… ama kapı aralık mı, kapalı mı, kimse tam bilmiyor. Yollar yetişecek mi? Şehir hazır olacak mı? Turist gelecek mi?
Esnaf aylarca kışı sırtında taşıdı. Şimdi yazdan medet umuyor. Ama umut dediğin şey de hesap kitap yapıyor artık.
Ve en sessiz çığlık…
Turizm çalışanlarından geliyor.
“Biz en geç 1 Mart’ta işbaşı yapardık" diyor biri. “Bu sene Nisan dediler… şimdi mayıs konuşuluyor.”
Beklemek…
Kış boyunca dişini sıkarak, borcunu çevirerek, günü kurtararak beklemek…
Ve sonra bir cümleyle ertelenmek.
“Şartlar netleşsin…”
“Biraz daha bekleyelim…”
“Sezonu görelim…”
Pamuk ipliğine bağlı bir sezon…
Pamuk ipliğine bağlı hayatlar…
Ve işin acı tarafı şu Şirinler:
Sezon geldiğinde bu kez aynı sesler yükseliyor:
“Usta yok…”
“Şef bulamıyoruz…”
Çünkü o insanlar beklerken tükeniyor.
Beklerken dağılıyor.
Beklerken başka hayatlara savruluyor.
Şirin Baba elindeki ekmeği ateşten aldı.
Yavaşça ikiye böldü.
“Eskiden ekmek bölünürdü,” dedi. “Çoğalırdı.”
Bir an durdu.
“Şimdi…”
Ateşin ışığı yüzüne vurdu.
“Şimdi bekleyiş bölünüyor Şirinler…
Ama kimseye yetmiyor.”
Alanya bugün sadece turizmi konuşmuyor.
Sadece sezonu beklemiyor.
Alanya bugün…
emeğini, sabrını ve yarınını bekliyor.
Ve herkesin dilinde aynı görünmeyen soru:
“Bu yaz gerçekten başlayacak mı… Yoksa yine ertelenecek mi?”
Şirin Baba son kez ateşe baktı.
“Ekmek…” dedi. “Hala en büyük mesele.”
“Çünkü artık sadece kazanılmıyor…
bekleniyor.”