Köy’de bu hafta yine gündem boldu. Şirinler köy meydanında oturup çay içmeye niyetleniyor ama her yudumda yeni bir haber geliyor. Biz de köşeden bakıp not alıyoruz. Çünkü Alanya’da gündem bazen bir haftaya değil, bir güne bile zor sığıyor.
Önce doğadan başlayalım. Bu hafta en çok konuşulan konulardan biri zeytin ağaçları oldu. Bazı bölgelerde zeytinlerin söküldüğü haberleri köy meydanına düşünce herkesin içi burkuldu. Zeytin dediğin ağaç öyle sıradan bir ağaç değildir; gölgesi ayrı, hatırası ayrı. İşin içinde kadastro meseleleri var, arsalar var, sınırlar var. Siyasiler de devreye girmiş durumda. Ama asıl soru şu: Bu zeytinler gerçekten yerinde kalabilecek mi? Yoksa 103. Köy’de bir sabah daha eksilmiş ağaçlarla mı uyanacağız?
Bir başka merak edilen konu ise Dim Çayı.
Dim Çayı yıllardır Alanya’nın yaz serinliği, hafta sonu kaçamağı, çocukların suya ayak soktuğu o güzel yerlerden biri. Şimdi herkes aynı soruyu soruyor: Dim Çayı’nda nasıl bir düzenleme olacak? Yeni bir sistem mi gelecek, eski hali korunacak mı? Köy meydanındaki beklenti aslında çok net. İnsanlar Dim Çayı’nın betonlaşmadan, doğallığını kaybetmeden ama daha düzenli bir hale gelmesini istiyor. Çünkü bazı yerler sadece bir mekan değildir; şehrin hafızasıdır.
Gelelim Alanya’nın en büyük meselesine: Turizm sezonu.
Sezon yaklaşıyor. Oteller yavaş yavaş kapılarını açmaya hazırlanıyor. Ama işin arka planında başka bir gerçek var: Kalifiye eleman sorunu.
Alanya’da turizm güçlü ama yıl 12 ay sürmediği için çalışanların da hayatı kolay değil. İnsanlar 8 ay çalışıp 4 ay ne yapacağını düşünmek zorunda kalınca başka şehirlere, başka sektörlere yöneliyor. Sonra sezon gelince oteller aynı soruyu soruyor: “Kalifiye personel nerede?”
Yani Alanya’da turizm var ama 12 ay istihdam hâlâ bir hayal.
Bir yandan da Gazipaşa Havalimanı konuşuluyor.
Bir gün bakıyorsunuz “uçuşlar patladı” haberleri geliyor. Ertesi gün “beklenen ilgi görülmedi” yorumları yapılıyor. Köy meydanındaki Şirinler bu konuda biraz temkinli. Çünkü herkes biliyor ki turizm sadece uçuş sayısıyla ölçülmez; rezervasyonla, dolulukla ve sezon sonunda kasaya giren parayla ölçülür.
Üstelik bu sezonun üzerinde başka bir gölge daha var: Savaşlar ve küresel belirsizlik.
Dünyada dengeler değişirken turizm de bundan etkileniyor. O yüzden bu sezonun nasıl geçeceğini bugün kimse kesin konuşamıyor.
Alanya için yurt dışında fuarlara gidiliyor, tanıtımlar yapılıyor, milyonlar harcanıyor. Ama bu tanıtımların gerçek etkisini görebileceğimiz yer aslında çok basit: otel rezervasyonları.
İşte orası henüz tam net değil.
Çünkü şehirde hâlâ tadilatını bitirmemiş oteller var. Kapısını açmamış tesisler var. Sezon hazırlığı sürüyor ama tablo biraz muamma.
Tabii kısa vadede bir hareketlilik kapıda. Ramazan Bayramı geliyor. Bayram tatiliyle birlikte özellikle yerli turistin Alanya’ya yönelmesi bekleniyor. 9 günlük tatil şehirde bir canlılık yaratabilir. Ardından okulların kapanmasıyla yaz sezonu biraz daha hareketlenebilir.
Ama herkesin aklındaki soru yine aynı:
Bu hareketlilik geçici mi olacak, yoksa sezon gerçekten güçlü mü başlayacak?
Köy’de umut var mı? Var.
Ama kesinlik yok.
Yani sevgili okuyucu…
Alanya’da bu hafta zeytin ağaçları konuşuldu, Dim Çayı konuşuldu, turizm konuşuldu. Oteller, uçuşlar, fuarlar, rezervasyonlar…
Kısacası 103. Köy’de herkes aynı soruyu soruyor:
“Bu sezon nasıl geçecek?”
Cevabını ise ne Şirinler biliyor ne köyün bilgesi…
Onu bize yaz ayları söyleyecek.