Köy bugün sessiz.
Ne horoz öter ne değirmen döner.
Çünkü köyün emeklileri yine hesap yapıyor.
Kalem yok, defter yok…
Hesap doğrudan cebin içinde.
Gargamel’den bir haber geldi bu hafta:
“Emekliye zam yapıldı!”
Davul çalındı, rakam açıklandı: 18 bin lira.
Kâğıt üzerinde büyük, ekranda yuvarlak,
ama hayatta karşılığı eksik.
Bu bir zam mı,
yoksa sadece rakam güncellemesi mi?
Gözlüklü Şirin söze giriyor:
“OECD verilerine göre gelişmiş ülkelerde emekli maaşı, çalışırken kazanılan gelirin ortalama yüzde 60–70’i civarında.
Almanya’da bir emekli ortalama 1.500–2.000 Euro alıyor.
Hollanda’da, İspanya’da emekli; kira, sağlık, gıda derdini maaşıyla çevirebiliyor.
Bizde ise rakam artıyor ama alım gücü yerinde sayıyor.”
Yani mesele sadece maaşın kaç lira olduğu değil,
o maaşla nasıl bir hayat yaşandığı.
Zeki Şirin itiraz ediyor:
“Bu ülkelerde emekli huzurludur.
Bizde emekli sabırlıdır.
Huzurla sabır arasındaki farkı da
ancak emekli bilir.”
Ve 103. Köy’de asıl soru burada yükselir:
Derin Soru: Devlet ne yapıyor?
Devlet açıklıyor:
“Emeklilerin yaşam standartları düşünüldü.”
Ancak Meclis tutanakları başka şeyler söylüyor.
Emeklileri doğrudan rahatlatacak pek çok önerge,
bütçe görüşmelerinde reddedilmiş durumda.
Bu reddedilen öneriler arasında;
emekli maaşının asgari ücrete çekilmesi,
bayram ikramiyelerinin artırılması,
intibak düzenlemesi gibi doğrudan refahı artırıcı maddeler de vardı.
Fakat bütçe görüşmelerinde çoğu kabul görmedi.
Ve soru daha da ağırlaşır:
Madem bu devlet emeklisini düşünüyor,
neden oy istemeye gelince baş tacı edilen emekli,
bütçe masasına gelince ilk gözden çıkarılan oluyor?
Bu ülkenin yollarını yapanlar,
vergisini yıllarca ödeyenler,
askerliğini, memuriyetini, işçiliğini yapanlar
bugün hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Sosyal devlet;
emeklisine sadaka değil, refah sunar.
Çünkü emekli, bir ülkenin geçmişi değil sadece,
aynı zamanda vicdanıdır.
Herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor…
Vergiler artıyor, harçlar artıyor, cezalar artıyor.
Ama emeklilerin payına düşen hep aynı söz:
“İdare edin.”
Evet, emekliler bu ülkeyi yönetenleri başa getirdi.
Ama gelinen noktada tablo net:
Emekliler başa getirdi,
emeklilere zam yapılmadı.
Ve tam o anda köy meydanı susar.
Şirin Baba asasını yere vurur.
Bu kez söz masal değil, devlet dersi gibidir:
“Sosyal devlet, emeklisini yaşatır.
Emeklisini yoksullaştıran devlet,
geleceğini de yoksullaştırır.”
Asa yere vurulur…
Ama yankısı hâlâ duyulmaz.