103. KÖY ASGARİ ÜCRETE ZAM GELDİ DE HAYAT UCUZLADI MI?

Bu hafta 103. Köy’de bahar gelmedi. Kar da yağmadı, yağmur da… Zam yağdı. Asgari ücrete zam açıklandı, Şirinler bir an sevinecek oldu ama sevinçleri etiketlere takıldı. Çünkü 103. Köy’de zam haberi duyulur duyulmaz, fiyatlar Şirinler’den önce harekete geçti.
Şirin Baba daha bastonunu yere vurmadan, köy meydanındaki markette etiketler değişmişti bile. Zam gelmişti ama kimse henüz cebinde görmemişti. Görülen tek şey, art arda zamlanan fiyatlardı.
Türkiye geneline bakıldığında tablo çok net. Asgari ücret artıyor ama açlık sınırı hâlâ üzerinde duruyor. Yoksulluk sınırı ise Şirin Dağı’nı çoktan aşıp görünmez olmuş durumda. Rakamlar büyüyor, hayat küçülüyor. Kağıt üzerindeki hesaplar tutuyor ama mutfaktaki hesap bir türlü tutmuyor.
Alanya’ya dönelim. Kış gelmiş. Oteller kapalı. Dükkanlar yarı kapalı. Esnaf kış moduna değil, hayatta kalma moduna geçmiş. Asgari ücretle çalışan var mı diye sorulsa, Şirinler bile düşünüyor. Zaten çalışan yok. Olan da sezonu bekliyor. Ama giderler beklemiyor. Kira beklemiyor, fatura beklemiyor, vergi hiç beklemiyor.
Zeki Şirin söze giriyor, her zamanki gibi sakin ve akıllı: “Devlet zam verdi, daha ne istiyorsunuz?”
Şirinler birbirine bakıyor. Sonra aynı soruyu soruyorlar: “Bu zam bize mi geldi, yoksa etiketlere mi?”
Zeki Şirin cevap vermiyor. Çünkü matematik biliyor ama mutfak hesabının formülü başka.
Meraklı Şirin sabaha kadar uyumamış. Asgari ücret açıklandıktan sonra aynı gece olan biteni not almış. Süt zamlı, ekmek zamlı, peynir zamlı, ulaşım zamlı. Dayanamıyor, isyan ediyor: “Bir gece sabredin bari. Zam geldi diye her şeye aynı anda zam yapmak zorunda mısınız?”
Ama kimse duymuyor. Çünkü 103. Köy’de etiketler, vicdandan hızlı değişiyor.
Asıl gerçek Şirine mutfağa girince ortaya çıkıyor. Dolabı açıyor, tencereye bakıyor ve iç çekiyor. Aynı mutfak, aynı tencere ama içine girenler daha az. Şirine net konuşuyor: “Asgari ücrete zam geldi deniyor ama ben bu tencereye eskisinden az koyuyorum. Bu kadar olmaz.”
Köyde herkes aynı noktada birleşiyor. Zam var ama rahatlama yok. Maaş artıyor ama geçim zorlaşıyor. Kağıt üstünde iyileşme var, sofrada yok.
Bugün 103. Köy, Alanya’ya çok benziyor. Sezon bitmiş, para bitmiş, umut bahara ertelenmiş. Asgari ücret konuşuluyor ama asgari yaşam sağlanamıyor. Zam var ama refah yok. Rakam yükseliyor ama hayat ucuzlamıyor.
Şirin Baba en sonunda sözü alıyor. Bastonunu yere vuruyor ve sakin ama net konuşuyor: “Asgari ücret artıyorsa açlık sınırı düşmeli. Fiyatlar durmuyorsa verilen zam halkın cebine girmeden erir. Bu zam olmaz, sadece rakam değişikliği olur.”
Ve 103. Köy’de herkes aynı soruyla baş başa kalıyor.
Zam geldi.
Peki hayat ucuzladı mı?