<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Alanya Türk</title>
    <link>https://www.alanyaturk.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.alanyaturk.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 01 Aug 2026 17:00:12 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[8 yaşındaki Kırgızistanlı Akhmarcan'ın kardeşini kaybettiği hastalığı AÜ'de tedavi edildi]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/8-yasindaki-kirgizistanli-akhmarcanin-kardesini-kaybettigi-hastaligi-aude-tedavi-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/8-yasindaki-kirgizistanli-akhmarcanin-kardesini-kaybettigi-hastaligi-aude-tedavi-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırgızistan’da yaşayan 8 yaşındaki Akhmarcan Nursultanova, 4 yaşından bu yana mücadele ettiği ve erkek kardeşini de aynı hastalık nedeniyle kaybettiği Pulmoner Arteriovenöz Malformasyon hastalığından, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı girişimsel tedaviyle kurtuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sağlığına kavuşan küçük Akhmarcan, ülkesine döndüğünde yaşıtları gibi koşup oynamayı, büyüdüğünde ise doktor olmayı hayal ediyor.<br />
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fırat Kardelen ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla, akciğerde kısa devre oluşturan anormal damar yapıları anjiyografi yöntemiyle kapatıldı. Prof. Dr. Kardelen, Pulmoner Arteriovenöz Malformasyonun oldukça nadir görülen doğumsal bir damar hastalığı olduğunu belirterek, hastalığın akciğerlerde oksijenlenmesi gereken kanın anormal damar bağlantıları nedeniyle temizlenmeden yeniden dolaşıma katılmasına yol açtığını söyledi. Başarılı operasyonun ardından sağlık durumu düzelen Akhmarcan’ın oksijen seviyeleri normale yaklaşırken, küçük kızın en büyük hayali ülkesine döndüğünde arkadaşlarıyla özgürce koşup oynayabilmek.<br />
Çok ender görülen bir vaka<br />
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fırat Kardelen, "Vakamız çok ender görülen bir hasta. Doğumsal kalp hastalıklarını %1 oranında biz görüyoruz. Bu, onların arasında çok çok nadir olarak gördüğümüz bir doğumsal kalp hastalığı. Daha çok bizim karşılaştığımız kalp delikleri, kapak problemleridir ama bu hastamızda çok özel bir şekilde akciğere giden damar yatağında bir yumak şeklinde bir oluşum var. Sağ alt kısmında akciğere giden kirli kan ya da az oksijenli olan kan, akciğerlerde temizlenmek üzere giderken bir kısa yolla geriye dönüyor ve kalbin sol tarafına ulaşıyor. Oradan da sistemik dolaşım dediğimiz dolaşıma geçtiğinde çocuğun oksijen düzeylerinde düşmeye neden oluyor. Normalde 70 satürasyonla akciğerlere giden kan, 95-100 satürasyonla gelip vücuda o şekilde gitmesi gerekirken, o 70 satürasyonlu kan kısa bir devreyle tekrar sol taraftan kalbin içinden vücuda geçtiği için hastamızda düşük oksijen düzeyi ile karşılaşıyoruz. Yaklaşık 3 yıldır hastamız bu şekilde dolaşıyordu. İlk tetkiklerimizi yaptıktan sonra tomografi çekerek radyoloji bölümünün desteğiyle hastamıza tanı koyduk. Daha sonrasında da anjiyografi yaparak hastanın o anormal damar yatağında kısa döngü yapan damar yatağını özel "tıkaç" dediğimiz bir sistemle tıkayarak sağlığına kavuşturmayı amaçladık ve çok güzel, başarılı bir işlem oldu." dedi<br />
5 tane cihazla kapatabildik<br />
Hastaya 5 cihaz koyarak anormal damar yatağını kapattıklarını belirten Prof. Dr. Kardelen, "Bu hastalarda bazen birden fazla damar yatağında problemle karşılaşıyoruz. Bu hastamızda beş tane cihaz koyarak ancak o anormal damar yatağını kapatmayı başarabildik. Daha fazlası da ilerisi için de takibe devam edeceğiz. Bazı hastalarımızda yeniden bu damar oluşumları tekrar tekrar devam edip ileride de sorun oluşturabiliyor. O nedenle takiplerine devam edip, ilerideki kontrollerine göre belki daha fazla girişim de gerekebilen özel bir durum bu. Tedavi edilmezse zaten hastamızda daha önce de karşılaştığı bir problem var, az oksijenli kan vücuda gittiği gibi pıhtılaşmaya yatkınlık olabildiği için beyne, tüm vücuda pıhtı atma ihtimali var. Bu problem nedeniyle beyinde apse dediğimiz özel enfeksiyonların olma ihtimali var. Diğer yandan hemoglobin düzeyi, hastamızın kan düzeyi çok yüksekti. Az oksijenli olduğu için kan düzeyini artırması gerekiyor. Buna bağlı problemler olabiliyor, diğer organlarda problemler olabiliyor." diye konuştu.<br />
Bu bir ekip işi<br />
Hastanın özel bir durumu olduğuna da değinen Prof. Dr. Kardelen, "Bir de hastamızın özel bir durumu var. Genellikle bu problem kalıtsal özelliği olan bir durum ama hastamızda kalıtsal bir özellik şu ana kadar saptayamadık. İkincil nedenler olabiliyor, hastamızda çok daha nadir olan, nedenini bilmediğimiz, kendiliğinden bu damar yatağının anormal bir çoğalması şeklinde bir durum söz konusu. Tedavi edilmezse de ileride çok daha ağır komplikasyonlarla maalesef olumsuz sonuçlar yaşayabilir. Bu işi bir ekip olarak yürütüyoruz. Tüm ekip arkadaşlarıma da ben teşekkür ediyorum. Anesteziyolojideki arkadaşlar, girişimsel radyolojideki arkadaşlar ve kendi ekibimdeki tüm arkadaşlarla birlikte bu işlemi gerçekleştirdik. Hepsine teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.<br />
Haziran ayında felç geçirmiş<br />
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Ekici, "Aslında öyküsü oldukça dramatikti. Haziran ayı içerisinde bir felç olayı geçirmişti ve bu durum tabii ki yapısal damarsal anomalisiyle de yakın ilişkiliydi. Bizim ilk gördüğümüzde belirgin morarması, çomak parmak dediğimiz bayağı dramatik bir kalp hastalığını zaten bize telkin ediyordu. Ekosu normal olmasına rağmen tabii ileri testler gerekiyor. BT anjiyo ile bu pulmoner arteriyovenöz malformasyon teşhisi teyit edildi. Bu anomali çok nadir, ben meslek hayatımda 10 yılda bir falan görebildiğim nadir bir durum. Hastamız çok şükür uygulanan tedavilerle, yapılan anjiyoda kapatma işlemiyle güzel bir sonuç elde ettik. Takiplerine de mutlaka devam edeceğiz. Bundan sonra da bir süre daha antibiyotik ve ağızdan bazı ilaçlar kullanması gerekecek ve düzenli kontrollere gelecek. Çok şükür sağlığına kavuştuğunu söyleyebiliriz. Teşhis konmadığında da Allah korusun kötü sonuçlar olabilecek, sekel, özür, sakatlık bırakabilecek ciddi bir damarsal sorun. Tedavisi de hasta için en zararsız, en rahatsız etmeyen, cerrahi olmayan bir işlem olan anjiyografi ile öncelikle yürütülüyor." diye konuştu.<br />
Geldiğindeki oksijen değeri<br />
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlker Aycan, "Hastamız bize geldiğinde kandaki oksijen düzeyi %70'ti. Bu normalde hayatta bağdaşmayan bir durum, normal bir insanda bu değerleri görsek hayatını kaybedecek hatta ciddi beyin hasarı olabilecek bir durum. Bizim anestezi açısından en önemli risk, bu hastanın geliştirdiği toleransı bozmamak, ona yönelik ilaçlar uygulamak. En ufak bir değişiklikte hastada kan basıncı düşmesi, bu dediğimiz hipoksik durumun daha da kötüleşmesi ve hayat kaybı riski olabilecek bir anestezi yöntemi uygulamamamız gerekiyordu. Bunun için biz bu hastaya uygun anestezi yöntemi seçerek kan basıncı değerlerini koruduk. En ufak bir pıhtı oluşumunu, hava kabarcığının beyne gitmesini önlememiz gerekiyor. Bunun için hastayı çok yakından takip ettik ve başarılı bir şekilde işlemi gerçekleştirdik." şeklinde konuştu.<br />
Kardeşini de bu hastalıktan kaybetti<br />
Akhmarcan Nursultanova’nın Antalya’da yaşayan akrabası Venera Ateş, "4 yaşından bu yana sorun yaşıyormuş. Ondan buraya davet ettik, sağ olsunlar sorunu buldular. Umutları olmadan gelmişlerdi. Bir umut olarak burayı görmek istedik. 4 yaşından bugüne kadar çok sorun yaşamış, felç bile geçirmiş. Küçük kardeşini bu hastalıktan dolayı kaybettiler ameliyat esnasında. O yüzden çok korkuyla gelmişlerdi. Şu anda sağ olsun doktorlarımızdan Allah razı olsun, gerçekten de çok iyi, başarılı doktorlarımız var Akdeniz Üniversitesi'nde. Yardımcı oldular. Kırgızistan’a gittiğinde koşup oynamak, doktor olmak istiyor" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/8-yasindaki-kirgizistanli-akhmarcanin-kardesini-kaybettigi-hastaligi-aude-tedavi-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/doktor4.jpg" type="image/jpeg" length="69666"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya EAH’de ilk kez kapalı yöntemle yemek borusu kanseri ameliyatı gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/alanya-eahde-ilk-kez-kapali-yontemle-yemek-borusu-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/alanya-eahde-ilk-kez-kapali-yontemle-yemek-borusu-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde "Yemek borusu (özefagus) kanseri" tanısı konulan 46 yaşındaki Sevim Tiryaki, hastanede ilk kez uygulanan kapalı yöntemle gerçekleştirilen başarılı ameliyat sayesinde sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, nitelikli sağlık hizmetlerine bir yenisini daha ekledi. Yemek borusu (özefagus) kanseri tanısı konulan 46 yaşındaki Sevim Tiryaki, hastanede ilk kez uygulanan kapalı yöntemle gerçekleştirilen başarılı ameliyat sayesinde sağlığına kavuştu. Yutma güçlüğü ve yemek yerken takılma hissi şikâyetleriyle Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin’e başvuran Sevim Tiryaki’ye yapılan tetkiklerde yemek borusu kanseri tanısı konuldu. Başarılı geçen operasyonla hastanın kanserli yemek borusu çıkarılarak midesinden yeni bir yemek borusu oluşturuldu.<br />
"Türkiye’de az sayıda merkezlerde gerçekleştirilen bir operasyon"<br />
Kapalı yöntem cerrahisindeki deneyimi ve başarılı operasyonlarıyla tanınan Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin, ameliyat süreci hakkında bilgi verdi. Dr. Öğr. Üyesi Keskin, "Hastamız bize özefagus, yani yemek borusu kanseri tanısıyla başvurdu. İlk değerlendirmede çekilen PET-CT görüntülerinde hastamızın ameliyat için uygun olduğunu belirledik. Cerrahi öncesinde tümörün küçültülmesine yönelik neoadjuvan kemoradyoterapi tedavisi planlandı. Tedavisini başarıyla tamamlayan hastamızı ameliyata aldık. Yemek borusu ameliyatları, Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde gerçekleştirilebilen, yönetimi oldukça zor ve ileri cerrahi deneyim gerektiren operasyonlardır. Bu ameliyatta kanserli yemek borusu çıkarıldıktan sonra mideden yeni bir yemek borusu oluşturuluyor ve ağız tarafında kalan yemek borusu ile mide birleştirilerek sindirim sistemi yeniden yapılandırılıyor. Hem karın hem de göğüs bölgesinden gerçekleştirilen bu büyük ameliyatı, anestezi ekibimiz ve tüm ameliyathane ekibimizle uyum içerisinde başarıyla tamamladık. Yemek borusu kanserlerinde karın ve göğüs bölgesinden kapalı yöntemle (laparoskopik ve videotorakoskopik) gerçekleştirilen cerrahiler, hastaların iyileşme sürecini hızlandırırken ameliyat sonrası gelişebilecek birçok komplikasyonun da en aza indirilmesine katkı sağlamaktadır." diye konuştu.<br />
Başarılı operasyonun ardından sağlığına kavuşan Sevim Tiryaki ise; "Zoru başardık, hastalığımı yendim. Başta doktorum olmak üzere emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına sonsuz teşekkür ediyorum. Hayatımı hekimime borçluyum" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/alanya-eahde-ilk-kez-kapali-yontemle-yemek-borusu-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/hastane-ameliyat.jpg" type="image/jpeg" length="68213"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz ishalleri küçük çocuklarda ciddi sıvı kaybına yol açabiliyor]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/yaz-ishalleri-kucuk-cocuklarda-ciddi-sivi-kaybina-yol-acabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/yaz-ishalleri-kucuk-cocuklarda-ciddi-sivi-kaybina-yol-acabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları, hijyen şartlarındaki yetersizlikler ve havuz kullanımının yaygınlaşması çocuklarda ishal vakalarını artırabiliyor. Özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda sıvı kaybının çok kısa sürede ciddi boyutlara ulaşabileceğine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, "Yaz ishalleri çoğu zaman uygun sıvı desteği ve doğru beslenmeyle düzeliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ancak küçük çocuklarda gelişen sıvı kaybı hızla ağırlaşabileceği için ailelerin belirtileri erken fark etmesi ve vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması büyük önem taşıyor" dedi.<br />
Yaz ishallerinin en sık nedeninin virüsler olduğunu kaydeden Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, bakteriler ve parazitlerin de ishale yol açabileceğini söyledi. Özellikle iyi yıkanmamış meyve ve sebzeler, yeterince pişirilmemiş et ürünleri, uygun şartlarda saklanmayan süt ve süt ürünleri, kirli içme suları ile hijyenik olmayan havuzların enfeksiyon riskini artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Torun, çocukların ellerini ağızlarına götürmesi, ortak oyuncak kullanımı ve el hijyenine yeterince dikkat edilmemesinin de mikropların kolay yayılmasına neden olduğunu belirtti.<br />
<br />
"Sıvı kaybı belirtileri ihmal edilmemeli"<br />
İshalin yalnızca sık ve sulu dışkılama olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Torun, "Bulantı, kusma, ateş, karın ağrısı, halsizlik ve iştahsızlık tabloya eşlik edebilir. Ancak çocuklarda en büyük risk sıvı ve mineral kaybıdır. Ağız ve dudaklarda kuruluk, gözyaşının azalması, idrar miktarında azalma, gözlerde çöküklük, halsizlik ve bebeklerde bıngıldağın çökmesi gibi belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diye konuştu.<br />
<br />
"Antibiyotik her ishalde kullanılmamalı"<br />
İshal tedavisinde önceliğin kaybedilen sıvının yerine konması olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Torun, oral rehidratasyon solüsyonlarının (ORS) bu süreçte önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Anne sütü alan bebeklerde emzirmenin kesilmemesi gerektiğine değinen Uzm. Dr. Torun, daha büyük çocuklarda ise yoğurt, çorba, pirinç, patates, muz ve makarna gibi kolay sindirilebilen besinlerin tercih edilmesini önerdi. Ailelerin en sık yaptığı hatalardan birinin gereksiz antibiyotik kullanımı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Torun, "Çocukluk çağı ishallerinin büyük bölümü virüs kaynaklıdır ve antibiyotiklerin bu hastalarda faydası yoktur. Gereksiz antibiyotik kullanımı bağırsak florasını bozabilir ve antibiyotik direncine neden olabilir. Antibiyotik yalnızca hekim önerisiyle kullanılmalıdır. Uygun probiyotik desteği ise bağırsak florasının dengelenmesine katkı sağlayabilir" dedi.<br />
<br />
"Hijyen kuralları hastalıktan korunmada büyük önem taşıyor"<br />
Yaz ishallerinden korunmanın en etkili yolunun hijyen kurallarına uymak olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Torun, "Yemeklerden önce ve tuvalet sonrası eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı, meyve ve sebzeler bol suyla iyice temizlenmeli, et ve yumurta iyi pişirilmeli, güvenilir içme suyu tercih edilmeli ve açıkta satılan gıdalardan mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Gıdaların sıcak havalarda uygun şartlarda muhafaza edilmesi ve havuzların hijyen kurallarına uygun olması da enfeksiyon riskini azaltmada büyük önem taşımaktadır" açıklamasında bulundu.<br />
<br />
"Bu belirtilerde vakit kaybetmeyin"<br />
Özellikle 6 aydan küçük bebeklerde gelişen ishalin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Torun, "Sürekli kusma nedeniyle sıvı alamama, kanlı dışkılama, 39 derecenin üzerinde ateş, şiddetli karın ağrısı, belirgin sıvı kaybı, uzun süre idrar yapamama, aşırı halsizlik ve üç ila beş günden uzun süren ishal durumlarında mutlaka vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Erken müdahale ciddi komplikasyonları önlüyor"<br />
Yaz ishallerinin çoğu zaman doğru sıvı desteği ve uygun beslenmeyle kısa sürede düzeldiğini belirten Uzm. Dr. Torun, "Aileler çocuklarının sıvı tüketimine özen göstermeli, hijyen kurallarını ihmal etmemeli ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmalıdır. Erken müdahale, özellikle küçük çocuklarda gelişebilecek ciddi komplikasyonların önlenmesinde en önemli adımdır" diyerek sözlerini tamamladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/yaz-ishalleri-kucuk-cocuklarda-ciddi-sivi-kaybina-yol-acabiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/cocuklarda-ishal.jpg" type="image/jpeg" length="57129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Op. Dr. Egemen İşgören: "Yaz aylarında sistit vakaları artıyor"]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/op-dr-egemen-isgoren-yaz-aylarinda-sistit-vakalari-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/op-dr-egemen-isgoren-yaz-aylarinda-sistit-vakalari-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklık, deniz ve kumla temas, yetersiz sıvı tüketimi ve hijyen zorlukları, özellikle kadınlarda sık görülen sistit vakalarının artmasına neden olabiliyor. Sistitin doğru tedavi edilmemesi halinde enfeksiyonun böbreklere kadar ilerleyebileceğini belirten Üroloji Uzmanı Op. Dr. Egemen İşgören, "Tekrarlayan sistitlerde altta yatan sebepler mutlaka araştırılmalı ve tedaviye devam edilmelidir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimi, tatil ve deniz keyfinin yanı sıra bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Özellikle kadınların sık karşılaştığı idrar yolu enfeksiyonlarından sistit, yaz aylarında artan sıcaklık, deniz ve kumla temas, yetersiz sıvı alımı ve hijyen zorlukları nedeniyle daha sık görülebiliyor.<br />
Memorial Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü'nden Op. Dr. Egemen İşgören, yaz aylarında artış gösteren sistit vakalarına dikkat çekerek, hastalığın tekrarlamasını önlemek için alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.<br />
<br />
"Her 10 kadından yaklaşık 6'sında görülüyor"<br />
Sistitin, idrar yolu enfeksiyonları arasında en sık rastlanan rahatsızlık olduğunu belirten İşgören, "Sistit, idrar yolu enfeksiyonları arasında en sık rastlananıdır. Her 10 kadından yaklaşık 6'sında görülen bu rahatsızlık, birçok nedenle ortaya çıkabilir. Doğru bir tedavi programı ile şikayetlerden kurtulmak mümkündür. Ancak tedavi edilmezse enfeksiyon böbreklere yayılabilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle tekrarlayan sistitlerde altta yatan sebepler mutlaka araştırılmalı ve tedaviye devam edilmelidir. İdrar yaparken ağrı, yanma ve sık idrara çıkma ile seyreden sistit bir idrar yolu enfeksiyonudur. Nadir de olsa sistit doğru tedavi edilmezse, böbreklere kadar ilerleyerek, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" dedi.<br />
Sistitin anatomik yatkınlık nedeniyle kadınlarda erkeklere göre daha sık görüldüğünü belirten İşgören, bakterilerin idrar kesesine dışarıdan idrar kanalı yoluyla, dış genital organlardan, bağırsaklardan veya böbreklerden ulaşabildiğini kaydetti.<br />
<br />
"Akut ve tekrarlayan sistit olarak görülebiliyor"<br />
Sistitin mikrobik ve mikrobik olmayan olmak üzere iki türde görüldüğünü aktaran İşgören, mikrobik sistitlerin akut, yani ani başlangıçlı ve kısa süreli, ya da tekrarlayan ve uzun seyirli kronik sistit şeklinde ortaya çıkabildiğini söyledi. Hastalığın genellikle aniden geliştiğini belirten İşgören, "Hastalık genellikle birden gelişmekte ve sık sık idrara gitme, idrar yaparken yanma, bazen karın ağrısı, idrarda kanama gibi şikayetlere neden olabilmektedir" dedi.<br />
Akut sistitte idrar yapmada zorluk, idrar yaparken yanma ve sızlama, sık ve az miktarda idrara çıkma, idrarda kan görülmesi ve karnın alt kısmında rahatsızlık hissi gibi belirtilerin ortaya çıkabildiğini anlatan İşgören, uygun antibiyotiğin yeterli süre kullanılmamasının ve hastaların hekime danışmadan bilinçsiz ilaç kullanmasının tekrarlayan sistitin en sık görülen nedenleri arasında yer aldığını bildirdi.<br />
<br />
"Bilinçsiz ilaç kullanımı tekrarlayan sistitin en sık nedenlerinden"<br />
Tedavinin uygun şekilde sürdürülmesi gerektiğine dikkat çeken İşgören, "Yeteri kadar uzun sürede uygun antibiyotik kullanılmaması ve hastaların şikayetler başlar başlamaz hekime danışmadan bilinçsiz ilaç kullanması tekrarlayan sistitin en sık görülen sebeplerindendir" ifadelerini kullandı.<br />
Tekrarlayan sistitin altında farklı sağlık sorunlarının bulunabileceğini belirten İşgören, idrar yollarında taş ve tümör, idrar kesesinin sinirsel çalışma bozuklukları, idrar kesesinden böbreğe idrar kaçağı olarak bilinen reflü, büyümüş prostat, kadınlarda mesane sarkması, idrar yollarında darlık ve işeme bozukluklarının hastalığın nedenleri arasında yer aldığını söyledi. İşgören, kronik kabızlık, kadınlarda menopoz, bazı doğum kontrol ilaçları ve vajinal enfeksiyonların da tekrarlayan sistite neden olabildiğini ifade etti.<br />
<br />
"Ağrılı mesane sendromunda antibiyotik fayda sağlamıyor"<br />
Mikrobik olmayan sistitin "Ağrılı Mesane Sendromu" olarak da adlandırıldığını belirten İşgören, bu hastalıkta mesane çeperinin önemli ölçüde kalınlaştığını ve mesanenin çalışma kapasitesinin sınırlandığını bildirdi.<br />
Hastalığın nedeninin tam olarak bilinmediğini kaydeden İşgören, "İdrar kesesini döşeyen ve idrarın daha içerideki tabakalara geçmesini engelleyen örtünün çeşitli nedenlerle hasar görmesi ve idrarın iç tabakalara nüfuz ederek kimyasal iltihaba sebep olması olarak açıklanabilir. Hastalarda genellikle uzun zaman içerisinde yavaş yavaş artarak ilerleyen sık idrara gitme, gece sık idrara kalkma, idrarını hissettiğinde göbek altında ağrı yakınmaları olur. En önemli belirti ağrıdır. Ağrı; idrar yapınca hafifler. İdrarın uzun süre tutulması halinde ağrıyla birlikte idrarda kanamalar olabilir. Sebep bakteriler olmadığı için antibiyotiklerden hastalar fayda görmez" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Tekrarlayan enfeksiyonun nedeni mutlaka araştırılmalı"<br />
Uzun süreli ve sık tekrarlayan sistitlerde uzman yardımı alınması gerektiğini vurgulayan İşgören, taş hastalığı, bazı tümörler, erkeklerde prostat bezi hastalıkları, idrar sisteminde tıkanıklık ve genişlemeler ile mesanenin çalışmasında sinir sistemi problemine bağlı aksaklıkların araştırılması gerektiğini söyledi. İşgören, "Bunların mutlaka araştırılıp ortaya çıkarılması ve tekrarlayan enfeksiyona neden olan etken neyse bu problemin tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde enfeksiyon, iltihaplanma tedavi edilse bile tekrarlayacaktır. Tedavide hastanın şikayetleri başladığında idrar kültürü yapılmalı ve antibiyotik kullanımına kültür alındıktan sonra başlanmalıdır" diye konuştu.<br />
Kişinin hijyenine dikkat etmesi, kabızlık varsa giderilmesi ve işeme bozukluğu şikayeti bulunuyorsa tedavi edilmesi gerektiğini belirten İşgören, bilinçli tedaviye rağmen enfeksiyonun tekrarlaması halinde uzun süreli baskılayıcı idrar yolları antiseptiklerinin, uygun antibiyotiklerin ve gerekirse hormonal ilaç tedavisinin kullanılabileceğini kaydetti.<br />
<br />
"Bol sıvı tüketilmeli, idrar bekletilmemeli"<br />
Sistitten korunmak için özellikle su olmak üzere bol miktarda sıvı tüketilmesi gerektiğini belirten İşgören, bunun kemoterapi veya radyasyon tedavisinin ardından, özellikle tedavi günlerinde önemli olduğunu ifade etti. İdrar yapma isteği hissedildiğinde tuvalete gitmenin geciktirilmemesi gerektiğini kaydeden İşgören, dışkılama sonrasında temizliğin önden arkaya doğru yapılmasının anal bölgedeki bakterilerin vajinaya ve üretraya yayılmasını önlediğini söyledi.<br />
Enfeksiyona yatkın kişilerin banyo yapmak yerine duş almasının enfeksiyonları önlemeye yardımcı olabileceğini belirten İşgören, genital bölge çevresindeki cildin nazikçe yıkanması, sert sabunların kullanılmaması ve cildin sert şekilde temizlenmemesi gerektiğini bildirdi.<br />
Cinsel ilişkinin ardından mesanenin mümkün olan en kısa sürede boşaltılması gerektiğini ifade eden İşgören, "Bakterileri temizlemeye yardımcı olması için de dolu bir bardak su için. Genital bölgede deodorant spreyleri veya hijyen ürünleri kullanmaktan kaçının. Bu ürünler üretrayı ve mesaneyi tahriş edebilir. Yaz aylarında bu basit önlemlere dikkat edilerek sistit riski önemli ölçüde azaltılabilir. Şikayetler tekrarlıyorsa gecikmeden bir üroloji uzmanına başvurulması gereklidir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/op-dr-egemen-isgoren-yaz-aylarinda-sistit-vakalari-artiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/op-dr-egemen-isgoren.jpg" type="image/jpeg" length="24023"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında yaşlılara sağlıklı yaşam önerisi]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/yaz-sicaklarinda-yaslilara-saglikli-yasam-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/yaz-sicaklarinda-yaslilara-saglikli-yasam-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) 60+ Tazelenme Üniversitesi Koordinatörü Doç. Dr. Özgür Nalbant, yaz sıcakları nedeniyle yaşlılara yönelik uyarılarda bulunarak, "Aşırı sıcaklar halsizlik, sıvı kaybı ve tansiyon düşüklüğü gibi basit görünen sorunlardan başlayıp sıcak çarpması, kalp-damar olayları ve böbrek yetmezliğine kadar uzanan ciddi sağlık problemlerine neden olabilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ALKÜ 60+ Tazelenme Üniversitesi Koordinatörü Doç. Dr. Özgür Nalbant, yaşlı bireylerin yaz sıcaklarında daha sağlıklı yaşamaları adına önemli uyarı ve önerilerde bulundu. Bahar yağışlarının ardından beklenen sıcakların geldiğini Akdeniz bölgesinde yaşayanların sıcaklara karşı tedbir almalarına dikkat çeken Nalbant, "Yazın gelişiyle birlikte özellikle Akdeniz Bölgesi'nde sıcaklıklar kısa sürede yükseldi. Alanya'da sabahın erken saatlerinde deniz kenarında yürüyüş yapanlar serin havanın tadını çıkarırken, öğle saatlerinde sokaklar adeta boşalıyor. Güneş yalnızca havayı değil, yaşam alışkanlıklarımızı da değiştiriyor. Aslında sıcak havalar hepimiz için zorlayıcıdır. Ancak aynı sıcaklık, genç bir bireyle 75 yaşındaki bir insanın vücudunda aynı etkiyi oluşturmaz. Yaşlı bireyler için aşırı sıcaklar halsizlik, sıvı kaybı ve tansiyon düşüklüğü gibi basit görünen sorunlardan başlayıp sıcak çarpması, kalp-damar olayları ve böbrek yetmezliğine kadar uzanan ciddi sağlık problemlerine neden olabilir. Üstelik bu süreç çoğu zaman sessiz ilerler. Belirtiler hafif başlar, önemsenmez ve bazen geri dönüşü olmayan sonuçlarla karşılaşılır. Bugün iklim değişikliği artık yalnızca çevre bilimcilerin konuştuğu bir konu değildir. Sağlık çalışanlarının, yerel yönetimlerin ve toplumun her kesiminin gündeminde yer alan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bilimsel çalışmalar, önümüzdeki yıllarda sıcak hava dalgalarının daha sık yaşanacağını ve bundan en fazla yaşlı bireylerin etkileneceğini göstermektedir." diye konuştu.<br />
<br />
"Yaşlanan vücut sıcağa farklı tepki veriyor"<br />
İnsan vücudunun sıcaklığı sürekli dengede tutmaya çalışan bir sistemle çalıştığını hatırlatan Doç. Dr. Nalbant, "Hava sıcaklığı yükseldiğinde damarlar genişler, terleme artar ve vücut buharlaşma yoluyla kendini serinletmeye çalışır. Genç yaşlarda bu sistem oldukça verimli çalışırken yaş ilerledikçe aynı performansı göstermeyebilir. Sıcaklarla beraber ter bezlerinin etkinliği azalır, deri kan dolaşımı yavaşlar ve kalbin artan dolaşım ihtiyacını karşılaması zorlaşır. Bunun yanında yaşlanmayla birlikte toplam vücut suyu azalır, böbreklerin suyu koruma kapasitesi düşer ve en önemlisi susama hissi zayıflar. İşte bu nedenle yaşlı bireyler çoğu zaman susuz kaldıklarını fark etmezler. Oysa susamamak, vücudun suya ihtiyaç duymadığı anlamına gelmez. Bu durum sıcak havalarda gelişen sıvı kaybının en önemli nedenlerinden biridir. Bunun üzerine hipertansiyon, diyabet, kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, parkinson hastalığı veya demans gibi kronik hastalıklar eklendiğinde risk daha da artmaktadır. Aslında sıcak hava çoğu zaman tek başına hastalık oluşturmaz var olan sağlık sorunlarını ağırlaştırır" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"İlaçlar kullanırken dikkat etmeliyiz"<br />
Doç. Dr. Nalbant uyarılarının devamında şöyle konuştu:<br />
"Tansiyon ilaçları, idrar söktürücüler, bazı antidepresanlar ve alerji ilaçları vücudun sıvı dengesini veya terleme mekanizmasını etkileyebilir. Bu nedenle yaz aylarında ilaç kullanan yaşlı bireylerin düzenli doktor kontrollerini aksatmaması önemlidir. Yaz geldi diye hiçbir ilaç doktor önerisi olmadan kesilmemeli veya dozu değiştirilmemelidir. Doğru yaklaşım kullanılan ilaçların sıcak havalarda oluşturabileceği etkiler konusunda hekimden bilgi almak ve günlük sıvı tüketimine daha fazla dikkat etmektir."<br />
<br />
"Sıcak çarpması aniden ortaya çıkmaz"<br />
Doç. Dr. Nalbant, "Toplumda sıcak çarpmasının bir anda geliştiği düşünülür. Oysa vücut çoğu zaman önceden uyarı verir. Sebepsiz halsizlik, aşırı yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, kas krampları, mide bulantısı, dikkat dağınıklığı ve denge kaybı, sıcak çarpmasının ilk belirtileri olabilir. Bu dönemde kişi serin bir ortama alınır, sıvı desteği sağlanır ve dinlendirilirse tablo çoğu zaman kontrol altına alınabilir. Ancak belirtiler önemsenmezse vücut sıcaklığı hızla yükselebilir, bilinç bulanıklığı gelişebilir, konuşma bozulabilir, nöbet görülebilir ve kişi yaşamı tehdit eden sıcak çarpması tablosuna girebilir. Bu durum acil tıbbi müdahale gerektirir" dedi.<br />
<br />
Yazın en önemli ilacı bazen bir bardak sudur<br />
Nalbant sıvı tüketiminin düzenli olarak yapılması gerektiğinin de altını çizerek, "Sıcak havalarda en etkili koruyucu önlem yeterli sıvı tüketimidir. Ancak yaşlı bireylerde susama hissi azaldığı için "Canım su istemiyor" düşüncesi yanıltıcıdır. Su tüketimi susamayı beklemeden gün içine yayılmalıdır. Ayran ve şekersiz kompostolar sıvı alımına katkı sağlayabilir. Karpuz, kavun, salatalık ve domates gibi su oranı yüksek besinler de destekleyici olabilir. Buna karşılık aşırı tuzlu yiyecekler, fazla alkol ve yoğun kafein tüketimi sıvı kaybını artırabileceğinden dikkatli olunmalıdır" diye konuştu.<br />
<br />
Egzersiz bırakılmaz, zamanı değiştirilir<br />
Yaz dönemlerinde sıcak havalardan dolayı yürüyüş veya egzersiz zamanlarını serin zamanlarda yapılmasını öneren Doç. Dr. Nalbant, "Egzersiz bırakılmaz, zamanı değiştirilir. Düzenli fiziksel aktivite kas gücünü korur, dengeyi geliştirir, kalp sağlığını destekler ve yaşam kalitesini artırır. Ancak yaz aylarında egzersizin güvenli durumlarda yapılması gerekir. Yürüyüşler sabah erken saatlerde veya güneşin etkisinin azaldığı akşam saatlerinde tercih edilmelidir. Öğle saatlerinde yapılan egzersizler vücudun ısı yükünü gereksiz yere artırabilir. Açık renkli ve hafif giysiler tercih edilmeli, güneşten korunulmalı ve egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında yeterli miktarda su tüketilmelidir. Sağlıklı yaşlanma hareketten vazgeçmek yerine hareketi doğru planlamaktır" dedi.<br />
<br />
Evimizi de sıcaklara hazırlamalıyız<br />
Doç. Dr. Nalbant önerilerinin devamında şöyle konuştu:<br />
"Korunma yalnızca dışarıda alınacak önlemlerle sınırlı değildir. Yaşlı bireyler günün büyük bölümünü evde geçirdikleri için yaşam alanlarının serin tutulması büyük önem taşır. Sabah erken saatlerde ve gece serinliğinde pencereler açılarak ev havalandırılmalı, gün içerisinde perdeler kapalı tutulmalıdır. İmkan varsa klima kullanılabilir ancak ortamın aşırı soğutulması yerine yaklaşık 24-26 derece arasında tutulması daha uygundur. Klima bulunmayan evlerde vantilatör hava dolaşımını artırarak rahatlama sağlayabilir. Ilık duş almak da vücut sıcaklığını düşürmeye yardımcı olur. Sağlıklı yaşlanma yalnızca sağlık çalışanlarının sorumluluğu değildir. Ailelerin, komşuların, yerel yönetimlerin ve toplumun tüm bireylerinin ortak çabasıyla mümkün olabilir. Bu nedenle yaz aylarında anne ve babamızı, komşumuzu ya da yalnız yaşayan bir büyüğümüzü düzenli olarak aramak veya ziyaret etmek son derece değerlidir. Bazen sorulan basit bir soru, "Bugün su içtiniz mi?" cümlesi ciddi bir sağlık sorununun önüne geçebilir. İklim değişiyor ve bu değişim hayatımızın her alanını etkiliyor. Artık sıcak hava dalgalarını olağan dışı olaylar olarak değerlendirmek yerine yaz mevsiminin yeni gerçeği olarak kabul etmek zorundayız. Bu gerçeğe uyum sağlamanın yolu ise bilinçlenmektir. Unutmayalım ki yaşlılarımız yaşam deneyimleriyle ailelerimizin temel direği, toplumumuzun hafızası ve geleceğe uzanan en kıymetli köprüleridir. Onların sağlığını korumak toplumsal bir sorumluluktur. Belki bugün yapacağımız en değerli iş anne ve babamızı arayıp hallerini sormak, yalnız yaşayan komşumuzun kapısını çalmak ya da bir bardak su uzatmaktır. Çünkü bazen bir bardak su zamanında edilen bir telefon ya da kısa bir ziyaret bir hayatın en önemli desteği olabilir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/yaz-sicaklarinda-yaslilara-saglikli-yasam-onerisi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/60-yas.jpg" type="image/jpeg" length="62587"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Gürhan Öz: Aşırı terleme sosyal yaşamı olumsuz etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/prof-dr-gurhan-oz-asiri-terleme-sosyal-yasami-olumsuz-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/prof-dr-gurhan-oz-asiri-terleme-sosyal-yasami-olumsuz-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplumda her 100 kişiden yaklaşık 1 ila 3’ünde görülen aşırı el ve ayak terlemesinin, kişilerin sosyal yaşamını ve günlük aktivitelerini olumsuz etkileyebildiğini belirten Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gürhan Öz, "İlaç ve botoks gibi tedavilere rağmen şikâyetleri devam eden uygun hastalarda, kapalı yöntemle gerçekleştirilen endoskopik cerrahiyle kalıcı ve etkili sonuçlar elde edilebiliyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aşırı el ve ayak terlemesinin (primer lokalize hiperhidroz) yalnızca estetik bir sorun olmadığını dile getiren Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gürhan Öz, bu durumun sosyal yaşamdan iş hayatına kadar birçok alanda kişilerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebildiğini söyledi.<br />
<br />
<strong>"SOSYAL YAŞAMI OLUMSUZ ETKİLİYOR"</strong><br />
Toplumda her 100 kişiden yaklaşık 1-3'ünde görülen aşırı terlemenin, tokalaşmaktan kaçınma, yazı yazarken zorlanma, elektronik cihazları rahat kullanamama ve özgüven kaybı gibi sorunlara neden olabildiğini ifade eden Prof. Dr. Öz, "Birçok kişi bu durumu yalnızca kozmetik bir problem olarak değerlendirse de, aslında altta yatan temel neden sempatik sinir sisteminin normalden fazla çalışmasıdır" diye konuştu.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“FARKLI TEDAVİ SEÇENEKLERİ UYGULANABİLİYOR"</strong><br />
Tedavide öncelikle ilaç tedavileri, iyontoforez uygulamaları ve botulinum toksin (botoks) enjeksiyonlarının tercih edilebildiğini belirten Prof. Dr. Öz, "Bu yöntemler birçok hastada fayda sağlayabiliyor. Ancak bazı hastalarda şikâyetler devam edebiliyor veya tedavilerin etkisi kalıcı olmayabiliyor" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"KAPALI YÖNTEMLE KALICI TEDAVİ SAĞLANABİLİYOR"</strong><br />
Tedaviye rağmen yakınmaları devam eden uygun hastalarda Videoyardımlı Endoskopik Torakal Sempatektomi (ETS) yönteminin etkili bir seçenek olduğunu belirten Prof. Dr. Öz, "Kapalı yöntemle gerçekleştirilen bu ameliyatta göğüs duvarına açılan birkaç milimetrelik kesiden kamera ve özel cerrahi aletlerle girilerek aşırı terlemeye neden olan sempatik sinirler hedefleniyor. Özellikle avuç içi terlemesinde oldukça yüksek başarı oranları elde ediyoruz" dedi.<br />
<br />
<strong>"AMELİYAT SONRASI ELLER HEMEN KURUYABİLİYOR"</strong><br />
Operasyonun genel anestezi altında gerçekleştirildiğini söyleyen Prof. Dr. Öz, "Ameliyat genellikle bir saatten kısa sürüyor. Hastaların büyük bölümünde ameliyatın hemen ardından eller kuruyor ve günlük yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme sağlanıyor. Hastalar çoğu zaman aynı gün veya ertesi gün taburcu edilerek kısa sürede normal yaşamlarına dönebiliyor" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"ŞİKÂYETLERİNİZ DEVAM EDİYORSA UZMAN DESTEĞİ ALIN"</strong><br />
Aşırı el ve ayak terlemesinin tedavi edilebilir bir sağlık sorunu olduğunun altını çizen Prof. Dr. Öz, "Özellikle genç yaşlardan itibaren sosyal yaşamı ve mesleki hayatı olumsuz etkileyen bu rahatsızlığın günümüzde güvenilir ve etkili tedavi seçenekleri bulunuyor. İlaç veya diğer tedavilere rağmen şikâyetleri devam eden hastaların, uygun tedavi yönteminin belirlenmesi için bir göğüs cerrahisi uzmanına başvurma başvurması önem taşıyor" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/prof-dr-gurhan-oz-asiri-terleme-sosyal-yasami-olumsuz-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/s-a-g-l-i-k-2.jpg" type="image/jpeg" length="71137"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi'nde rahim nakli yapılan hastada organ reddi gelişti]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/akdeniz-universitesinde-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/akdeniz-universitesinde-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezinde 18 Temmuz'da kadavradan alınan organların nakledildiği hastalardan birine yapılan rahim naklinde, immünolojik organ reddi geliştiği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, 18 Temmuz'da donörden alınan 1 kalp, 2 böbrek, 1 karaciğer, 2 kornea ve 1 rahim, gerçekleştirilen başarılı ameliyatlarla uygun alıcılara nakledildi.<br />
Açıklamada, "Doku uyumunun tam olduğu M.B. isimli hastamıza nakledilen rahimde, immünolojik nedenlere bağlı organ reddi gelişmiştir. Hastamızın yaşamını riske atmamak amacıyla, nakledilen rahim ameliyatın ikinci gününde çıkarılmak zorunda kalınmıştır. Genel sağlık durumu iyi olan hastamızın tedavisi servisimizde devam etmektedir" denildi.<br />
Açıklamada, ayrıca organ bağışıyla birçok hastaya umut olan donörün ailesine başsağlığı dilenerek, tedavileri devam eden hastalara acil şifa temennisinde bulunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/akdeniz-universitesinde-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/akdeniz-universitesinde-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti.jpg" type="image/jpeg" length="37868"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya EAH'ta yan dal asistan eğitimleri başladı]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/alanya-eahta-yan-dal-asistan-egitimleri-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/alanya-eahta-yan-dal-asistan-egitimleri-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Onkoloji Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Programı kapsamında, Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (YDUS) başarısıyla yerleşmeye hak kazanan ilk yan dal asistan hekimler, klinikte eğitime başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, tıp eğitimindeki öncü rolünü ve sağlık hizmetlerindeki akademik gücünü bir adım daha ileriye taşıyor. Onkoloji Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Programı kapsamında, Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (YDUS) başarısıyla yerleşmeye hak kazanan ilk yan dal asistan hekimler, klinikte eğitime başladı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Yazdan Balçık, “Bilim dalımız, Alanya’da bir ilke imza atarak yan dal asistanı kabul etmiştir. İç Hastalıkları uzmanlığının ardından Tıbbi Onkoloji yan dal eğitimine başlayan asistanımız, bilim dalımızın akademik ve klinik kadrosuna katılmıştır. Bu gelişme; Alanya ve çevre bölgelerde kanser hastalarına sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğinin artırılması ve bölgemizde onkoloji alanındaki akademik eğitim kapasitesinin güçlendirilmesi açısından önemli bir adımdır. Bilim dalımız, önümüzdeki dönemde üç yan dal asistanı daha kabul ederek eğitim ve hizmet kapasitesini artırmayı hedeflemektedir. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı olarak, bölgemizde onkoloji alanındaki akademik gelişimi desteklemek ve hasta bakım kalitesini sürekli iyileştirmek amacıyla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BAŞHEKİM PROF. DR. YILMAZ: “HER GEÇEN GÜN DAHA DA GÜÇLENDİRİYORUZ”</strong><br />
Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz ise yaptığı açıklamada, “Sağlık hizmeti sunmanın yanı sıra eğitim hastanesi kimliğimizi de her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Ülkemize yeni uzman hekimlerin yetişmesine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Üniversitemiz ve değerli akademisyenlerimizin desteğiyle eğitim kliniklerimizin sayısını ve kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalarımız aralıksız devam etmektedir. Böylece hem nitelikli sağlık hizmeti sunumunu güçlendiriyor hem de geleceğin hekimlerinin yetişmesine katkı sağlıyoruz.” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/alanya-eahta-yan-dal-asistan-egitimleri-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/alku-tip.jpg" type="image/jpeg" length="53911"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya EAH Uyku Merkezi’nden uluslararası başarı]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/alanya-eah-uyku-merkezinden-uluslararasi-basari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/alanya-eah-uyku-merkezinden-uluslararasi-basari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uyku Bozuklukları Merkezi, Uluslararası Klinik Araştırma Ağı’na kabul edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uyku Bozuklukları Merkezi, uluslararası bilim camiasında önemli bir başarıya imza atarak Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Almanya, Çin, İspanya, Tayvan, Polonya, Hindistan, Avustralya ve Türkiye’nin yer aldığı çok uluslu bir klinik araştırma ağına kabul edildi. Dünyada yalnızca 10 ülkeden merkezlerin yer aldığı bu prestijli araştırma ağına, Türkiye’den ise sadece 8 merkez kabul edildi. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uyku Bozuklukları Merkezi de bu seçkin merkezler arasında yer alarak uluslararası standartlarda klinik araştırma yürütebilen sağlık kuruluşlarından biri olma başarısını gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Uyku 2" class=" detail-photo img-fluid" height="360" src="https://alanyaturkcom.teimg.com/alanyaturk-com/uploads/2026/07/uyku-2.jpg" width="640" /></p>

<p><strong>UYKU TIBBININ GELİŞİMİNE DESTEK VERECEK</strong></p>

<p>Hastanede görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Uyku Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Hüseyin Lakadamyalı, elde edilen başarının hastanenin bilimsel altyapısı, akademik birikimi ve hasta odaklı sağlık hizmeti anlayışının uluslararası düzeyde kabul gördüğünün önemli bir göstergesi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Lakadamyalı, “Uyku Bozuklukları Merkezimiz; uykusuzluk (insomni), obstrüktif uyku apnesi, uykuda hareket bozuklukları ve sirkadiyen ritim (uyku fazı) bozuklukları başta olmak üzere toplumun önemli bir bölümünü etkileyen uyku hastalıklarının tanı ve tedavisinde bölgemize ve ülkemize nitelikli sağlık hizmeti sunmaktadır. Uluslararası klinik araştırmalarda aktif olarak yer almamız sayesinde dünyada geliştirilen yenilikçi tanı ve tedavi yöntemlerinin ülkemizde uygulanmasına katkı sağlayacak, bilimsel üretim kapasitemizi artırarak hem ulusal hem de uluslararası düzeyde uyku tıbbının gelişimine destek vermeyi sürdüreceğiz. Üniversite ve hastanemizin katkılarıyla yürüttüğümüz bilimsel araştırmaları sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Uluslararası iş birliklerinin artırılması, hastalarımızın en güncel tanı ve tedavi olanaklarına erişiminin sağlanması ve ülkemizin sağlık alanındaki bilimsel görünürlüğünün güçlendirilmesi amacıyla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu önemli başarıda emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımızı ve akademisyenlerimizi tebrik ediyor, elde edilen bu başarının ülkemize ve bilim dünyasına hayırlı olmasını diliyoruz” ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/alanya-eah-uyku-merkezinden-uluslararasi-basari</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/uyku-1.jpg" type="image/jpeg" length="64600"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Koruyucu aile programında rektörle sohbeti, anne adaylığı umutları yeşertti]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/koruyucu-aile-programinda-rektorle-sohbeti-anne-adayligi-umutlari-yesertti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/koruyucu-aile-programinda-rektorle-sohbeti-anne-adayligi-umutlari-yesertti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada kadavradan ilk rahim naklini gerçekleştirerek tıp tarihine geçen Akdeniz Üniversitesi'nde, Türkiye'nin 3'üncü rahim nakli operasyonuna anne olma hayaliyle giren Mekkiye Bostancı'nın (36), koruyucu aile oldukları programda tanıştığı Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile sohbetinin ardından nakil listesine eklenip beklediği öğrenildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada kadavradan ilk rahim naklini gerçekleştirerek tıp tarihine geçen Akdeniz Üniversitesi'nde, Türkiye'nin 3'üncü rahim nakli operasyonu sabah 09.00 sıralarında başladı.<br />
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan'ın öncülüğünde gerçekleştirilen kadavradan alınan rahim Mekkiye Bostancı'ya (36) nakledilecek.<br />
Dünyada ilk kez 2011 yılında kadavradan rahim naklini başarıyla gerçekleştirerek tıp tarihine geçen ve literatüre "Özkan Tekniği" olarak giren cerrahi yöntem, Türkiye'de üçüncü kez uygulanıyor. Üniversitede 2011 yılında Derya Sert'e gerçekleştirilen Türkiye'nin ilk kadavradan rahim naklinin ardından, 2021 yılında Havva Erdem'e de aynı operasyon başarıyla uygulanmıştı.<br />
Öte yandan nakil olacak Mekkiye Bostancı ile ilgili bir detay ortaya çıktı. Mekkiye Bostancı'nın 17 yıllık evliliğinin ilk yılında yapılan kontrollerde doğuştan rahminin olmadığı, geçen yıl Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından yürütülen 'Gönül Elçileri' projesi kapsamında çocukların koruyucu ailelerin yanına yerleştirilmesi üzerine düzenlenen programda eşiyle koruyucu aile olduğu öğrenildi. Programda Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile tanışan Bostancı'nın sohbet sırasında doğuştan rahminin olmadığını söylediği, bunun üzerine Prof. Dr. Özkan'ın Bostancı'ya rahim nakli olup, bu sayede çocuk sahibi olabileceklerini anlatması üzerine genç kadının nakil için listeye alınıp anne olmayı beklemeye başladığı öğrenildi.<br />
Mersin'de tatildeyken dün akşam saatlerinde kadavradan rahim nakli yapılabileceği haberini alan Bostancı ve eşi hastaneye geldi. Yapılan kontrollerin ardından önce kadavradan rahim alındı, ardından Bostancı'ya rahmin nakledileceği zorlu operasyona geçildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/koruyucu-aile-programinda-rektorle-sohbeti-anne-adayligi-umutlari-yesertti</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 17:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/koruyucu-aile-programinda-rektorle-sohbeti-anne-adayligi-umutlari-yesertti.jpg" type="image/jpeg" length="44563"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yıllar önce bir hastaya can olur diye yaptığı bağış annesinin hayatını kurtardı]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/yillar-once-bir-hastaya-can-olur-diye-yaptigi-bagis-annesinin-hayatini-kurtardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/yillar-once-bir-hastaya-can-olur-diye-yaptigi-bagis-annesinin-hayatini-kurtardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli'de yaşayan 34 yaşındaki Sezer Çümen'in 6 yıl önce kan bağışı için girdiği Kızılay'da hiç tanımadığı bir hastaya umut olmak için yaptığı kök hücre bağışı, yıllar sonra lösemiyle mücadele eden annesinin hayatını kurtardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi'nde (TÜRKÖK) 1,2 milyon kişinin tarandığı süreçte hastaya yüzde 100 uyum sağlayan donörün kendi oğlu çıkması, doktorların "milyonda bir" diye nitelendirdiği bir umut hikayesine dönüştü.<br />
Denizli'de yaşayan 55 yaşındaki Fatma Çümen, 3 Mayıs 2025 yılında evinde birden ateşlendi. Tek oğlu olan Sezer Çümen'in (34) hastaneye götürdüğü kadına lösemi teşhisi konuldu. Denizli Pamukkale Üniversitesi Hastanesi'nde 1,5 aylık kemoterapi sürecinin ardından taburcu olan Fatma Çümen'in rahatsızlıkları devam etti. Ardından oğlu ile birlikte Antalya'daki Memorial Sağlık Grubu Medstar Hastanesi'ne gelen talihsiz kadına kemlik iliği nakli kararı alındı.<br />
<br />
1,2 milyon kişi tarandı, tek uyumlu donör 6 yıl önce bağış yapan oğlu çıktı<br />
İlk olarak Fatma Çümen'in kardeşlerinden örnek alındı, bir kardeşi uyumlu çıktı ancak rahatsızlığı nedeniyle bağışçı olamadı. Bunun üzerine Çümen, TÜRKÖK datasına kaydettirildi. Yapılan taramada ise hastanın 6 yıl önce Kızılay'a bağışta bulunan bir kişiyle yüzde 100 uyumlu olduğu tespit edildi. Bu kişinin kendi öz oğlu Sezer Çümen çıktığının öğrenilmesinin ardından herkes şoka uğradı. Doktorları da şaşırtan olay sonrası gerekli hazırlıklar yapılıp, Fatma Çümen'e oğlundan ilik nakli gerçekleştirildi.<br />
<br />
Umutsuzluk gözyaşları sevinç gözyaşlarına dönüştü<br />
Fatma Çümen'in sağlığına kavuşarak hastaneden taburcu olması ile umutsuzluk gözyaşları bir anda sevinç gözyaşlarına dönüştü. Sezer Çümen, yaşananları şu sözlerle anlattı:<br />
"6 yıl önce yolda Kızılay'a kan verirken, oradaki arkadaş ‘Gelin siz de donör bağışında bulunun' demişti. Bir gün birisine uyum sağlar ve hayatı kurtulur diye bağışta bulunmuştum. Üzerinden yıllar geçti, şimdi karşımıza geldi. Annemle veri tabanında uyumlu olduğumuz ortaya çıkmış. Tabii bundan sonradan haberimiz oluyor. Kök hücre bankasından bir telefon geldi, iliğimin birine uyum sağladığını söylediler. Tabii bunun annem olduğunu ne karşı taraf ne de ben biliyorum. Ardından bir telefon daha geldi ve annem olduğunu öğrendim. Çok şaşırdık, inanamadık, ağladım. Naklimizi olduk. Annem yoğun bir kemoterapi aldı, zor bir süreç ama artık toparlıyor."<br />
<br />
"Bizi örnek alarak bunu görebilirsiniz"<br />
Sadece bir tüp kan vererek bir can kurtulabileceğini söyleyen Çümen, "Başkasına verseydim de bu mutluluğu yaşardım. Bu bebeğe, çocuğa ya da yetişkin bir insana çıkabilir. Kimse bana bir şey olmaz demesin. Verecek olduğunuz bir tüp kan her şeyi değiştiriyor. Bizi örnek alarak bunu görebilirsiniz" ifadelerini kullandı.<br />
Sevinç gözyaşı döken anne Fatma Çümen ise, "Bu yaşa getirdiğim oğlum beni kurtardı. Allah ondan razı olsun, hakkım helal olsun" dedi.<br />
<br />
"Milyonda bir görülecek nadir bir durum, 12'de 12 uyum çıktı"<br />
Süreçle ilgili bilgi veren Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çetin, nakil için önce hastanın kardeşlerine bakıldığını ancak uyum sağlayan kardeşinin rahatsızlığı nedeniyle verici olamadığını belirterek, TÜRKÖK taramasında uygun donör bulunması için sürecin başlatıldığını anlattı. Yaklaşık 1,2 milyon kişinin yer aldığı verici datasından çıkan uygun donörün hastanın kendi oğlu çıkmasıyla şaşırdıklarını aktaran Çetin, "Bu milyonda bir gelecek bir pozitif rastlantı. Annesinin kardeşleriyle özdeş iken kendisiyle özdeşliğini beklemiyorduk. Fakat şans eseri oğlu yüzde yüz, yani 12'de 12 uyumlu çıktı. Bunun üzerine taramayı hemen bırakıp çocuğu üzerinden ilerledik. Bu milyonda 1 görülecek nadir bir durum" dedi.<br />
<br />
"Verici olmak çok önemli ve hastaların hayatını kurtarıyor"<br />
Normalde bir hastanın kardeşlerinden donör bulma şansının yüzde 25 ile 40 arasında değiştiğini ifade eden Çetin, bu gibi donör olma başvuruları sayesinde artık nakil bekleyen hastaların uygun donör bulma ihtimalinin arttığına ve bu sayede de sağlığına kavuşabildiğine dikkati çekti. Çetin, "Verici olmak çok önemli ve hastaların hayatını kurtarıyor. Türkiye'nin kendi donör programı olmasaydı verici bulamayacaktık. Donör programına oğlu gidip başvurmasaydı, hastaya verici çıkmayacaktı, belki dünyada bulamayacaktık. Bu program sayesinde artık hastalarımıza uygun donörü bulabiliyoruz" diye konuştu.<br />
<br />
"Sadece bir tüp kanla bağış"<br />
Hemotoloji Uzmanı Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik de, kendilerine lösemi rahatsızlığıyla başvuran Fatma Çümen'in tedavisinde ilk başta akıllı ilaçlar kullandıklarını ancak alınan kemik iliği biyopsisinde kan değerlerinin düşüklüğünün yanında kemik iliği yetmezliği tespit edince nakil kararı aldıklarını kaydetti. TÜRKÖK taramasında uygun donörün çıktığını ancak bunun 6 yıl önce bağışta bulunan oğlu olduğunu ilk etapta bilmediklerini aktaran Özgeyik, bu durumun örnek olması gerektiğini vurguladı. Özgeyik, "Böyle bir örnek varken tüm toplumumuzun TÜRKÖK gibi bağışçılar için önemli bir kaynak olan Kızılay'a bağışçı olmasını öneriyorum. Her ne kadar yakınları için ihtiyaç olmasa da belki de hiç tanımadıkları lösemili çocuk ya da erişkin hasta için umut olabilirler. O hasta kendi yakınınız da olabilir. 30 yaş üstünde herhangi bir hastalığı olmayan tüm insanların sadece bir tüp kanla bağışçı olması bizim için çok önemli" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/yillar-once-bir-hastaya-can-olur-diye-yaptigi-bagis-annesinin-hayatini-kurtardi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/yillar-once-bir-hastaya-can-olur-diye-yaptigi-bagis-annesinin-hayatini-kurtardi.jpg" type="image/jpeg" length="31389"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi'nden verem araştırmalarında dünya çapında başarı]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Verem araştırmalarındaki bilimsel çalışmalarıyla dünya sıralamasına giren Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, çok ilaca dirençli ve yaygın ilaç dirençli tüberküloz türlerinin artış gösterdiğini belirterek, "Tanıda yaşanan gecikmeler, yeni ilaçlara karşı direnç gelişimi ve bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler mücadeleyi zorlaştırmaktadır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, verem hastalığına neden olan Mycobacterium tuberculosis bakterisi üzerine yürüttüğü bilimsel çalışmalarla uluslararası akademik etki sıralamasında başarı elde etti. Bilim insanlarının yayınlarını, çalışmalarına yapılan atıfları ve akademik etkilerini değerlendiren ScholarGPS tarafından yayımlanan sıralamada Çoban, Mycobacterium tuberculosis alanında yaşam boyu etki kategorisinde dünya genelinde 104'üncü sırada yer aldı. Çoban, aynı alandaki son 5 yıllık bilimsel çalışmaların değerlendirildiği kategoride ise dünya 87'ncisi oldu.<br />
<br />
"Yeni tanı ve tedavi yaklaşımları üzerine çalışıyoruz"<br />
Tüberkülozun dünya genelinde enfeksiyon hastalıklarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmayı sürdürdüğünü belirten Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, "Tüberküloz (verem), dünya genelinde enfeksiyon hastalıklarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir. Çalışmalarımız ağırlıklı olarak verem hastalığının etkeni olan Mycobacterium tuberculosis için yeni tanı ve ilaç duyarlılık yöntemlerinin geliştirilmesi, antitüberküloz ilaçların etkinliğinin değerlendirilmesi ve yeni tedavi yaklaşımlarının araştırılması üzerine yoğunlaşmaktadır. Özellikle ilaç dirençli tüberkülozun erken ve doğru tanılanmasına yönelik yöntem geliştirme çalışmaları ile mevcut tedavi seçeneklerinin etkinliğini artırmaya yönelik araştırmalar yürütüyoruz" dedi.<br />
Araştırma, tanı ve eğitim faaliyetlerini aynı çatı altında buluşturmak amacıyla Akdeniz Üniversitesi bünyesinde önemli bir altyapı oluşturduklarını aktaran Çoban, "Bu çalışmaları daha ileriye taşımak amacıyla 2019 yılında Akdeniz Üniversitesi bünyesinde Verem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'ni kurarak araştırma, tanı ve eğitim faaliyetlerini aynı çatı altında buluşturan önemli bir altyapı oluşturduk" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Uluslararası patentli özgün besiyeri geliştirdiler<br />
Mikobakterilerin laboratuvar ortamında çoğaltılması amacıyla özgün bir besiyeri geliştirdiklerini kaydeden Çoban, çalışmanın uluslararası patentle korunduğunu belirterek, "Bunun yanı sıra, mikobakterilerin laboratuvar ortamında çoğaltılmasına yönelik geliştirdiğimiz ve uluslararası patentle korunan özgün besiyeri AYC.2.1. broth ve AYC.2.2. agar gibi yenilikçi çalışmalarla, temel bilim araştırmalarını uygulamaya dönüştürmeyi hedefliyoruz. Amacımız, laboratuvar bulgularını klinik uygulamaya aktararak tüberkülozun tanı ve tedavisine katkı sağlamak ve bu alandaki uluslararası bilgi birikimine yeni veriler kazandırmaktır" diye konuştu.<br />
<br />
"İlaç dirençli suşların artışı mücadeleyi zorlaştırıyor"<br />
Tüberkülozla mücadelede karşılaşılan en önemli sorunlardan birinin ilaç direnci olduğuna dikkati çeken Çoban, "Günümüzde tüberkülozla mücadelede en önemli sorunlardan biri, çok ilaca dirençli (MDR-TB) ve yaygın ilaç dirençli (XDR-TB) suşların artış göstermesidir. Bunun yanında tanıda yaşanan gecikmeler, yeni ilaçlara karşı direnç gelişimi ve bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler de mücadeleyi zorlaştırmaktadır" dedi.<br />
Türkiye'de tüberküloz kontrol programlarının başarılı şekilde yürütüldüğünü ifade eden Çoban, dirençli vakaların erken teşhis edilmesi ve moleküler epidemiyolojik çalışmaların artırılması gerektiğini vurguladı. Çoban, "Türkiye'de tüberküloz kontrol programları başarılı şekilde yürütülmekle birlikte, dirençli olguların erken tanısı ve moleküler epidemiyolojik çalışmaların artırılması önem taşımaktadır. Dünya genelinde ise hızlı, düşük maliyetli tanı yöntemleri, yeni antitüberküloz ilaçların geliştirilmesi ve direnç mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına yönelik araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Başarı, ekip arkadaşlarımızın ve öğrencilerimizin ortak ürünüdür"<br />
Uluslararası sıralamada elde ettiği başarıyı kişisel bir kazanım olarak görmediğini dile getiren Çoban, "Bu tür uluslararası sıralamalar elbette memnuniyet verici olmakla birlikte, benim için asıl anlamı yıllardır aynı kararlılıkla sürdürdüğümüz bilimsel çalışmaların uluslararası düzeyde görünürlük kazanmış olmasıdır. Bu başarı yalnızca kişisel bir kazanım değil; birlikte çalıştığım ekip arkadaşlarımın, öğrencilerimin, Akdeniz Üniversitesi'nin ve ülkemizde bilimsel araştırmalara sağlanan desteklerin ortak bir ürünüdür" dedi.<br />
Sıralamaları bir hedef değil, daha nitelikli çalışmalar üretmek için motivasyon kaynağı olarak değerlendirdiğini belirten Çoban, "Bu tür değerlendirmeleri bir hedef olarak değil, daha nitelikli araştırmalar üretmek ve ülkemizi uluslararası bilim dünyasında en iyi şekilde temsil etmek için motivasyon kaynağı olarak görüyorum. Bilimde en değerli sıralamanın, üretilen bilginin insan sağlığına ve topluma sağladığı katkı olduğuna inanıyorum. Bu nedenle çalışmalarımıza aynı azim ve sorumlulukla devam edeceğiz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari.jpg" type="image/jpeg" length="10936"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kireçlenmede 60 yaş üzeri ve kadınlarda risk artıyor]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/kireclenmede-60-yas-uzeri-ve-kadinlarda-risk-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/kireclenmede-60-yas-uzeri-ve-kadinlarda-risk-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İleri yaşla birlikte sık görülen kıkırdak aşınması, diz ve kalça ağrılarının birçok kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilediğini belirten Op. Dr. Mustafa Kunt, kireçlenmede 60 yaş üzeri ve kadınlarda riskin arttığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Halk arasında "kireçlenme" veya "sıvı tükenmesi" olarak bilinen kıkırdak aşınması, bir noktadan sonra hayatı çekilmez hale getirebiliyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Op. Dr. Mustafa Kunt, diz ve kalça protezi cerrahisi hakkında bilgi verdi. Protez ameliyatlarının en çok diz ve kalça kireçlenmelerinde uygulandığını söyleyen Op. Dr. Kunt, "Protez ameliyatları, aslında bir 'yüzey yenileme' veya 'yüzey değiştirme' işlemidir. Dizde veya kalçada aşınan eklem yüzeyleri uygun protez malzemelerle değiştirilir. Her iki ameliyatın da başarı oranları, yani hasta memnuniyet oranları çok yüksektir" dedi.<br />
<br />
60 yaş üzeri ve kadınlarda risk artıyor<br />
Kireçlenmede 60 yaş üzeri ve kadınlarda riskin arttığını ifade eden Op. Dr. Mustafa Kunt, "Kireçlenme genellikle 60 yaş ve üzeri bireylerde görülse de aşırı kilo, eski spor yaralanmaları, kalça çıkığı öyküsü, romatizmal hastalıklar veya genetik yatkınlık nedeniyle daha genç yaşlarda da karşımıza çıkabiliyor. Özellikle kadınlarda menopoz sonrası dönemde kemik ve kıkırdak yapısındaki değişimlerle birlikte bu sorunlara daha sık rastlanıyor. Ameliyat kararında ağrının derecesi ve hastanın sosyal hayatını kısıtlama düzeyi dikkatle değerlendirilir. Bunun yanında röntgen, gerekirse MR ve kan tetkikleriyle ameliyat kararı verilir. Protez cerrahisi, yaşam kalitesini yükselten tıbbın çok başarılı işlemlerinden biridir" şeklinde konuştu.<br />
<br />
Cerrahinin altın kuralları<br />
Protezin hastanın kemik yapısına uygun olması gerektiğini söyleyen Op. Dr. Kunt, "Bu sebeple malzeme seçimi önemlidir. Bunun yanında steril şartların sağlandığı, güvenli bir ameliyathanede tecrübeli bir cerrahi ekiple yapılacak ameliyat başarıyı artırıcı bir faktördür. Diz ve kalça protezi ameliyatları, modern tıbbın insan konforunu artırıcı en başarılı işlemlerindendir. Protez cerrahisi konusunda tecrübeli bir cerrahın hastayla ameliyat öncesi ve sonrası iyi iletişim kurarak maksimum ameliyat güvenliği sağlanmış hastanelerde yapacağı işlemlerin hasta memnuniyeti tartışmasız yüksek olacaktır" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/kireclenmede-60-yas-uzeri-ve-kadinlarda-risk-artiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/60-yas-ustu-kirecleme.jpg" type="image/jpeg" length="20381"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kemer'de anne adaylarının yol arkadaşı: Anne Taksi]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/kemerde-anne-adaylarinin-yol-arkadasi-anne-taksi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/kemerde-anne-adaylarinin-yol-arkadasi-anne-taksi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, anne adaylarının sağlık hizmetlerine güvenli ve konforlu bir şekilde ulaşabilmesi amacıyla hayata geçirilen Anne Taksi projesinden faydalanan anne adayı Merve Serel’i doğum yaptıktan sonra evinde ziyaret etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu'nun öncülüğünde, Sağlık İşleri Müdürlüğü bünyesinde başlatılan Anne Taksi projesi kapsamında, ilçede yaşayan hamile kadınların devlet hastanelerindeki muayene ve kontrol randevularına ücretsiz ulaşımı sağlanıyor. Anne Taksi aracı, yolculuk sırasında ihtiyaç duyulabilecek ıslak mendil, kolonya, su, havlu peçete, hijyen malzemeleri gibi donanımlarla hizmet veriyor. Ayrıca projeden yararlanan anne adaylarına, bebek bezi, zıbın takımı, biberon, emzik, şampuan ve çeşitli bakım ürünlerinin yer aldığı bir anne çantası da hediye ediliyor. Belediye ekipleri, proje çerçevesinde anne adayı Merve Serel’i hamilelik sürecinde hastaneye güvenli ve konforlu şekilde ulaştırdı ve muayenesinin ardından tekrar evine bıraktı.<br />
<br />
Başkan Topaloğlu’ndan hayırlı olsun ziyareti<br />
Anne Taksi projesiyle sosyal belediyecilik anlayışına yeni bir hizmet daha ekleyen Başkan Topaloğlu, Anne Taksi imkanlarından yararlanan Merve Serel ve ailesini doğum yaptıktan sonra evinde ziyaret ederek, hayırlı olsun dileklerinde bulundu. Başkan Topaloğlu, yaptığı açıklamada, Anne Taksi projesinden faydalanan Merve Serel’i tebrik ettiğini belirterek, "Anne Taksimizin kadın şoförü Merve kardeşimizi güvenli şekilde hastaneye götürüp getirdi. Kendisi bu hizmetimizden çok memnun. Doğumdan sonra da kendisini ziyaret ettik. Çocuklarını Allah analı babalı büyütsün" dedi.<br />
Projeden yararlanan Merve Serel ise "Hamilelikten doğumuma kadar olan süreçten çok memnunum. Her şey için çok teşekkür ediyorum. Başkanımızın bize sunduğu Anne Taksi hizmeti çok güzel. Doğumdan sonra da projeden yararlanmaya devam ediyoruz" diye konuştu.<br />
Merve Serel’in eşi Cengiz Serel ise "Anne Taksiden oldukça memnunuz. İşimden dolayı çoğu zaman eşimi hastaneye götürüp getirmeye vaktim olmuyordu. Bu konuda Anne Taksi bana çok yardımcı oldu. Belediyeyi aradığımız zaman bize her türlü yardımda bulunuyor. Başkanımıza bu hizmetinden dolayı çok teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Gerçekten güzel bir hizmet ve çok memnun kaldık"<br />
Merve Serel’in babası İbrahim Tekin de "Yapılan hizmet o kadar güzel ki sanki dedenin üzerinden büyük bir yük alınmış gibi. Anne Taksi olmasaydı mutlaka ben götürüp getirecektim. Gerçekten güzel bir hizmet ve çok memnun kaldık. Doğuma kadar ve doğumdan sonra da hala bu hizmeti almaya devam ediyoruz. Anne Taksi şoförü kadın arkadaşımız da çok güler yüzlü. Başkanımıza çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.<br />
Sosyal belediyecilik anlayışını güçlendiren Anne Taksi Projesi'nin hem anne adaylarının sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırması hem de gebelik sürecinde güvenli ulaşım imkanı sunmasıyla Kemer’de önemli bir ihtiyacı karşılaması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/kemerde-anne-adaylarinin-yol-arkadasi-anne-taksi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 17:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/hamile-taksi.jpg" type="image/jpeg" length="35306"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aksu'da Cihadiye Mahallesi'ne 9 hekim kapasiteli aile sağlığı merkezi yapılacak]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/aksuda-cihadiye-mahallesine-9-hekim-kapasiteli-aile-sagligi-merkezi-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/aksuda-cihadiye-mahallesine-9-hekim-kapasiteli-aile-sagligi-merkezi-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'nın Aksu ilçesi Cihadiye Mahallesi'nde yapılması planlanan Aksu Fatma-Şevket Yüksel Aile Sağlığı Merkezi için Aksu Belediyesi ile hayırsever Yüksel Tohum Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş. sahibi Mehmet Yüksel arasında protokol imzalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım, hayırsever iş insanı Mehmet Yüksel ve Cihadiye Mahalle Muhtarı Mustafa Demir'in katılımıyla gerçekleştirilen törende, Cihadiye Mahallesi'nde inşa edilecek Aksu Fatma-Şevket Yüksel Aile Sağlığı Merkezi için hazırlanan protokol imza altına alındı.<br />
564 ada 9 parsel üzerinde inşa edilmesi planlanan ve 9 hekim kapasiteli olacak aile sağlığı merkezinin, bölgede birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumuna katkı sağlaması hedefleniyor. Modern fiziki yapıya sahip olacak merkezin, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırması amaçlanıyor.<br />
Törende konuşan Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım, sağlık yatırımlarının vatandaşların yaşam kalitesi açısından önem taşıdığını belirterek, Cihadiye Mahallesi'ne kazandırılacak aile sağlığı merkezinin bölgenin önemli bir ihtiyacını karşılayacağını söyledi.<br />
Yıldırım, Aksu Belediyesi'nin kamu kurumları ve hayırseverlerle iş birliği içerisinde ilçenin ihtiyaçlarına yönelik projeleri hayata geçirmeye devam ettiğini ifade ederek, projeye katkı sunan Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, hayırsever Mehmet Yüksel ile emeği geçenlere teşekkür etti.<br />
Aksu Belediyesi'nin, sağlık, eğitim, sosyal yaşam ve altyapı alanlarında kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve hayırseverlerle yürüttüğü iş birlikleri kapsamında benzer yatırımların sürdürüleceği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/aksuda-cihadiye-mahallesine-9-hekim-kapasiteli-aile-sagligi-merkezi-yapilacak</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/9-ekim.jpg" type="image/jpeg" length="96918"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ALANYA’DA MUAYENE ÜCRETLERİNE ZAM! DEVLET 50 TL OLDU]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/alanyada-muayene-ucretlerine-zam-devlet-50-tl-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/alanyada-muayene-ucretlerine-zam-devlet-50-tl-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), sağlık hizmetlerinde muayene katılım paylarını artırdı. Yeni düzenleme, Resmî Gazete’de yayımlanarak 1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemeye göre devlet hastanelerinde muayene katılım payı 26 TL’den 50 TL’ye yükseltildi. Üniversite hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastanelerinde bu ücret 26 TL’den 90 TL’ye, özel hastanelerde ise 60 TL’den 100 TL’ye çıkarıldı.<br />
Yeni ücret tarifesi şu şekilde uygulanacak:<br />
Devlet hastaneleri: 50 TL<br />
Üniversite / Eğitim ve Araştırma Hastaneleri: 90 TL<br />
Özel hastaneler: 100 TL<br />
Düzenleme kapsamında aile hekimi veya iş yeri hekimi sevkiyle hastaneye başvuran vatandaşlara yüzde 50 indirim uygulanacak.<br />
Öte yandan, aynı branşta belirlenen süre içinde farklı sağlık kuruluşlarına yapılan ikinci başvurularda alınacak ilave ücrette de artışa gidildi.<br />
Sağlık hizmetlerindeki yeni ücret artışı vatandaşlar arasında tartışma yaratırken, özellikle artan sağlık maliyetleri nedeniyle kararın geniş yankı uyandırması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/alanyada-muayene-ucretlerine-zam-devlet-50-tl-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/zam-haberi-hastane.jpg" type="image/jpeg" length="62592"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında anne ve bebek sağlığını korumanın 5 altın kuralı]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-altin-kurali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-altin-kurali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklık ve nemin, hamilelik sürecinde anne adaylarını daha fazla etkileyebileceğini belirten Op. Dr. Bilgi Uslu Aybar, yeterli sıvı tüketimi, güneşten korunma, dengeli beslenme ve aşırı sıcaktan kaçınmanın hem anne hem de bebeğin sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hamilelik, bir kadının hayatındaki en özel dönemlerden biri olarak görülüyor. Bu süreçte anne adayının vücudunda hem fiziksel hem de duygusal büyük değişimler yaşanıyor. Bebeğin sağlıklı gelişimi için anne adayının beslenmesinden uyku düzenine, hareketliliğinden stres yönetimine kadar birçok faktöre dikkat edilmesi gerekiyor. Özellikle yaz aylarında artan hava sıcaklığı, nem oranı ve terleme, hamilelik sürecini daha da zorlayıcı hale getirebiliyor. Dehidrasyon, vücut ısısının yükselmesi, enfeksiyon riski ve yorgunluk gibi etkenler hem anne hem de bebek için ek önlemler alınmasını zorunlu kılıyor. Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Op. Dr. Bilgi Uslu Aybar, yaz mevsiminde hamilelik yaşayan anne adaylarının karşılaşabileceği riskler ve korunma yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.<br />
<br />
Gebelik sürecinde olanların yaz aylarında dikkat etmesi gerekenler<br />
Op. Dr. Aybar, gebelik süreci, özellikle yaz aylarında anne adayından ekstra özen ve dikkat talep ettiğini ifade ederek, "Vücut zaten bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun bir çaba içindeyken, yüksek sıcaklıklar bu dengeyi bozabilir. Bu dönemde anne adaylarının hem kendi sağlığını hem de bebeğin gelişimini korumak için bilinçli adımlar atması büyük önem taşımaktadır" dedi.<br />
<br />
Sıcak havalarda sıvı tüketimi hayati önem taşır<br />
Gebelik sürecinde özellikle dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Op. Dr. Aybar, "Yaz aylarında vücut daha fazla sıvı kaybeder. Hamilelikte günlük en az 2,5-3 litre su tüketimi önerilir. Susuzluk hissetmeden düzenli aralıklarla su içmek, idrar yolu enfeksiyonları ve erken doğum riskini azaltır. Sade suyun yanı sıra taze sıkılmış meyve suları ve ayran da tercih edilebilir. Özellikle 11.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında bulunulmamalıdır. Hafif, pamuklu, açık renkli ve bol kıyafetler giyilmeli, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Klima veya vantilatörle serin ortamlar tercih edilmelidir. Yazın enfeksiyon riski artar. Havuz yerine denizin tercih edilmesi önerilir. Yüzme sonrası hemen duş alınmalı ve mayo değiştirilmelidir. İdrar yolu ve vajinal enfeksiyonlara karşı hijyen kurallarına titizlikle uyulmalıdır. Ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı, taze sebze-meyve ağırlıklı beslenilmelidir. Çiğ et, suşi, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve aşırı tuzlu gıdalar riskli olabilir. Yemekler küçük porsiyonlar halinde ve sık sık tüketilmelidir. Hamilelikte yürüyüş ve hafif egzersizler yazın da devam edebilir ancak serin saatlerde yapılmalıdır. Aşırı terleme ve yorgunluk hissedildiğinde hemen dinlenilmelidir. Güneş kremi (güvenli olanlar) düzenli kullanılmalıdır. Uzun yolculuklarda mola verilerek bacaklarda kan dolaşımı desteklenmelidir. Reflü ve şişkinlik şikayetleri artabileceğinden yatmadan 2-3 saat önce yemek yenmemelidir" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-altin-kurali</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/07/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek.jpg" type="image/jpeg" length="29173"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda sessiz tehlike: Çölyak hastalığı]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/cocuklarda-sessiz-tehlike-colyak-hastaligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/cocuklarda-sessiz-tehlike-colyak-hastaligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda büyüme geriliğinden karın ağrısına, kansızlıktan kronik ishale kadar birçok belirtiyle kendini gösterebilen çölyak hastalığı, erken teşhis edilmediğinde çocukların sağlıklı gelişimini olumsuz etkileyebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Enes Turan, klinik olarak çocukluk çağında sık görülen sindirim sistemi hastalıklarının tanı, tedavi ve takip süreçleri başarıyla yürüttüklerini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Enes Turan, çölyak hastalığının gluten içeren gıdaların tüketilmesiyle ortaya çıkan ve ince bağırsakları etkileyen kronik bir hastalık olduğunu belirterek, erken tanının çocukların sağlıklı gelişimi açısından kritik rol oynadığını ifade etti.<br />
Dr. Turan, “Karın ağrısı, kabızlık, ishal, şişkinlik, bulantı, kusma, yutma güçlüğü, iştahsızlık ve büyüme geriliği gibi belirtiler çölyak hastalığının habercisi olabilir. Erken teşhis sayesinde çocuklarımızın yaşam kalitesini artırmayı ve ileride oluşabilecek kalıcı sağlık sorunlarının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Kliniği olarak bebeklik döneminden ergenlik çağına kadar olan çocuk hastaların yemek borusu, mide, bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi ve pankreas hastalıklarının tanı, tedavi ve takiplerini başarıyla gerçekleştiriyoruz. Kliniğimiz bünyesinde sindirim sistemi hastalıklarının teşhisinde önemli yere sahip üst ve alt endoskopik işlemler (endoskopi ve kolonoskopi) de uygulanıyor. Çocuk hastaların konforunu ön planda tutularak gerçekleştirilen bu işlemler, anestezi (sedasyon) altında yapılıyor. Böylece çocuklar işlem sırasında ağrı veya kaygı hissetmeden güvenli bir şekilde değerlendiriliyor.<br />
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Kliniğimizde güncel tıbbi yaklaşımlar ve modern tanı yöntemleriyle çocuk hastalarımıza nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/cocuklarda-sessiz-tehlike-colyak-hastaligi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/06/alku-2.jpg" type="image/jpeg" length="38218"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Sanırım düzelemeyeceğim" dedi, Antalya'da yeniden yürümeye başladı]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da başvurduğu hastanede durumu riskli görülerek Antalya'ya gelen bağırsak kangreni hastası 20 yaşındaki Sudenur Erboy, uygulanan medikal tedaviyle sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 4 ay boyunca yürümekte, nefes almakta ve günlük yaşamını sürdürmekte zorlandığını anlatan Erboy, "20 yaşında biri için bunları yaşamak bence oldukça üzücü bir durumdu. Bir ara çare bulamayacağımı düşündüm. Ta ki Gökhan hocamla tanışana kadar. Şimdi çok çok iyiyim" dedi.<br />
Antalya'da yaşayan 20 yaşındaki Sudenur Erboy, karın ağrısı ve tuvalete çıkamama şikayetleriyle başlayan rahatsızlığı nedeniyle yaklaşık 4 ay boyunca farklı hastanelere başvurdu. Alanya'dan Denizli'ye, İstanbul'dan Antalya'ya kadar birçok hastanede tedavi aradığını anlatan Erboy'un, bağırsak kangreni tanısı sonrası durumu riskli olarak değerlendirildi. İstanbul'da başvurduğu hastanede yatış alması gerektiği belirtilen genç kız, aynı gün ambulansla Antalya'ya getirildi. Medical Park Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş tarafından kabul edilen Erboy, uygulanan medikal tedavinin ardından sağlığına kavuştu.<br />
<br />
"Hayati tehlikesi çok yüksekti"<br />
Medical Park Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş, hastanın kendilerine şehir dışından ambulansla yönlendirildiğini belirterek, "Hastamız, karın ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanelerde bağırsak kangreni tanısı almış. Bu süreçte çok büyük sıkıntılar yaşamış. Bir süre müdahale edilemediği için hastalığı ilerlemiş. Şehir dışından ambulansla bize yönlendirildi, biz de hastamızı kabul ettik. Gerçekten ciddi sıkıntıları vardı ve hayati tehlikesi çok yüksekti. Şu anda gayet iyi durumdayız, mutluyuz. Hatta 20 yaşını da burada kutladık. Bağırsak kangreni hızlı ilerleyen, zamanında müdahale edilmediğinde hayatı riske atan ciddi bir durumdur. Hastamızın yaşının genç olması nedeniyle muhtemelen bazı durumlar atlanmış olabilir. Ancak şu anda iyi olması bizim için en önemli nokta" diye konuştu.<br />
<br />
"Geldiğinde ağrıdan nefes almakta zorlanıyordu"<br />
Hastanın kendilerine geldiğinde günlük temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumda olduğunu aktaran Op. Dr. Ateş, "Hızlı bir şekilde kendine geldi. Yaklaşık bir ay boyunca neredeyse yürüyememiş, idrarını dahi yapamamış. Bize geldiğinde de idrarını ve büyük abdestini yapamıyor, ağrıdan nefes almakta zorlanıyordu. Şimdi ise çok daha iyi. Hastamız gelir gelmez medikal tedavisine başladık. Yaklaşık 10 gün önce tedavisi uygulandı. Tedaviden sonraki 2-3 gün içerisinde kendine gelmeye başladı. Sonrasında toparlanma süreci biraz zaman aldı. Bugün 10'uncu gündeyiz ve hastamızın geldiği noktadan dolayı mutluyuz" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Doktor kontrolü dışında alınan her şey zarar verebilir"<br />
Bağırsak sağlığı ve kullanılan destek ürünlerine ilişkin uyarıda da bulunan Op. Dr. Ateş, "Doktor kontrolü dışında alınan her şey, faydadan çok zarar verebilir. Kullandığımız vitaminlerden bağırsakların çalışmasına yardımcı olan maddelere kadar her şeyin doktor kontrolünde alınması gerekiyor" diye konuştu.<br />
<br />
"Gezmediğim hastane kalmadı diyebilirim"<br />
Alanya'dan geldiğini belirten Sudenur Erboy ise yaklaşık 4 aydır hastalıkla mücadele ettiğini söyledi. Denizli, İstanbul ve Antalya'da birçok hastaneye başvurduğunu anlatan Erboy, "Alanya'dan geliyorum. Yaklaşık 4 aydır bu hastalıkla mücadele ediyorum. Daha önce birçok hastaneye başvurdum, farklı illere gittim. Denizli, İstanbul ve Antalya'da gezmediğim hastane kalmadı diyebilirim. Çok kez başvurdum ancak genelde hekimler sanırım sorumluluk almak istemedi. Tuvaletime çıkamadığım için bu durumu biraz psikolojime yordular" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"İstanbul'dan ambulansla Antalya'ya geldim"<br />
Tedaviye yanıt bulamayınca İstanbul'a gittiğini, burada da birçok hastaneye başvurduğunu anlatan Erboy, "Tedavime bulunduğum yerde yanıt bulamayınca il değiştirdim, İstanbul'a gittim. İstanbul'da da birçok hastaneye başvurdum. En son gittiğim hastanede, durumumun çok riskli olduğu ve hemen yatış almam gerektiği söylendi. Biz de aynı gün acil bir şekilde ambulansla Antalya'ya geri geldik. Gökhan hocamızı tanıdıklarımız aracılığıyla duyduk, bu konuda gerçekten çok iyi olduğunu öğrendik. Sağ olsun, Gökhan hocam da beni kabul etti. Burada çok güzel bir şekilde iyileştim" dedi.<br />
Yaşadığı sürecin günlük hayatını tamamen etkilediğini dile getiren Erboy, "Öncesinde yürüyemiyor, kalkamıyordum. Sürekli kramp ve sancılar yaşıyordum. Doktora gittiğimde herhangi bir yatış yapılmadı, bana yalnızca ilaçlarla düzelebileceği söylendi. Ancak ilaçlarla düzelmedim. Sonunda gerçekten kendime geldiğim için çok mutluyum. Artık yürüyorum, nefes alabiliyorum. Çok mutluyum ve Gökhan hocamla tanıştığım için de kendimi çok şanslı hissediyorum" dedi.<br />
<br />
"20 yaşında biri için çok üzücü bir durumdu"<br />
Denizli'de çocuk gelişimi okuduğunu ve mezuniyet yılına hazırlandığını belirten Erboy, hastalığın eğitim ve sosyal hayatını da olumsuz etkilediğini anlattı. Erboy, "Denizli'de okuyorum, öğrenciyim. Hastalığımın beslenme şeklimle ilgili olabileceğini düşünüyorum. Ne kadar dikkat etmeye çalışsam da biraz kiloluydum, bu süreçte zayıfladım. Sanırım beslenmem, stres, sınavlar ve mezuniyet senemde olmam bu durumu etkiledi. Aynı zamanda stajımı da yapıyordum. O yoğun tempoda, muhtemelen yorgunluğun da etkisi oldu" dedi.<br />
Hastalık sürecinde sosyal hayatının tamamen durduğunu belirten Erboy, "Hastalık sürecinde yürüyemiyordum, herhangi bir sosyal hayatım kalmamıştı. Bu dönemde bir yandan da staj görüyordum. Çocuk gelişimi okuyorum. Anaokuluna gidip gelirken kendi enerjim olmadığı için çocuklara da yeterince enerji verebildiğimi düşünmüyordum. Çok zorlandım. Sürekli yatıyordum. Hafta içi, hafta sonu fark etmiyordu; işim biter bitmez gidip kendimi yatağa atıyordum. Çok zor bir süreçti. 20 yaşında biri için bunları yaşamak bence oldukça üzücü bir durumdu" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Sanırım düzelemeyeceğim dedim"<br />
Uzun süre çare aramanın psikolojik olarak da kendisini yıprattığını söyleyen Erboy, "Bir ara çare bulamayacağımı düşündüm. Sürekli il değiştirdik, hastane hastane gezdik. Artık insanın gerçekten psikolojisi bozuluyor. ‘Sanırım düzelemeyeceğim' dedim. Ta ki Gökhan hocamla tanışana kadar. Şimdi çok çok iyiyim" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/06/sanirim-duzelemeyecegim.jpg" type="image/jpeg" length="92646"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzm. Dr. İrem Özçelik: "Sıcak çarpması böbrek yetmezliği, beyin hasarı ve hatta ölüme yol açabilir"]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/uzm-dr-irem-ozcelik-sicak-carpmasi-bobrek-yetmezligi-beyin-hasari-ve-hatta-olume-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/uzm-dr-irem-ozcelik-sicak-carpmasi-bobrek-yetmezligi-beyin-hasari-ve-hatta-olume-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzm. Dr. İrem Özçelik, yazın en tehlikeli sağlık sorunlarından biri olan sıcak çarpması konusunda uyarılarda bulundu. Özçelik, "Sıcak çarpması erken müdahale edildiğinde genellikle kalıcı hasar bırakmıyor. Ancak gecikildiğinde böbrek yetmezliği, beyin hasarı ve hatta ölüm riski taşıyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında etkisini artıran aşırı sıcakların, özellikle risk grubundaki kişiler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Memorial Antalya Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. İrem Özçelik, sıcak çarpmasının hayati tehlike oluşturabilen acil bir durum olduğunu söyledi. Özçelik, sıcak çarpmasının belirtileri, risk grupları ve alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı.<br />
<br />
Hayati tehlike oluşturabilir<br />
Sıcak çarpmasının vücut ısısının kontrol mekanizmalarının bozulması sonucu ortaya çıktığını belirten Özçelik, "Sıcak çarpması, vücut ısısının kontrol mekanizmalarının bozulması sonucu ortaya çıkan ve hayati tehlike oluşturabilen acil bir durumdur. Vücut 40°C ve üzeri sıcaklığa ulaştığında terleme mekanizması yetersiz kalır, ısı dağılımı bozulur ve organ hasarları başlayabilir. Özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı olanlar ve açık havada çalışanlar risk grubundadır. Sıcak çarpması sadece güneş altında olmaz. Kapalı, havasız ve çok sıcak ortamlarda da gelişebilir. Unutulmamalıdır ki park halindeki bir aracın iç sıcaklığı yaz aylarında dakikalar içerisinde tehlikeli seviyelere ulaşabilir. Bu nedenle çocuklar, yaşlılar ve evcil hayvanlar camlar açık olsa dahi araç içinde bırakılmamalıdır" dedi.<br />
<br />
Belirtilere dikkat<br />
Sıcak çarpmasının genellikle ani başladığını ifade eden Özçelik, "Sıcak çarpması genellikle ani başlar ve yüksek vücut sıcaklığı (40°C ve üzeri), sıcak ve kızarık cilt, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma, hızlı nabız ve nefes alma, kas krampları ile bilinç bulanıklığı, kafa karışıklığı ve hatta bayılma gibi belirtilerle kendini gösterir" diye konuştu.<br />
<br />
Kimler daha fazla risk altında<br />
Risk grubunda yer alan kişilere dikkat çeken Özçelik, "65 yaş üstü bireyler, bebekler ve küçük çocuklar, kalp, tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalığı bulunanlar, aşırı kilolu kişiler, alkol ve bazı ilaçları kullananlar ile açık alanda uzun süre kalanlar, tarım işçileri ve sporcular sıcak çarpması açısından daha fazla risk altındadır" dedi.<br />
<br />
Sıcak çarpmasını önlemek için 7 önemli ipucu<br />
Sıcak çarpmasına karşı alınabilecek önlemleri sıralayan Özçelik, "Susamasanız bile günde en az 2,5-3 litre su tüketmeye özen gösterin. Ancak kalp veya böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması bulunan kişiler doktorlarının önerdiği miktara uymalıdır. Alkol, yoğun kafeinli ve şekerli içeceklerden uzak durulmalıdır. Bebekler susadıklarını ifade edemez, yaşlılarda ise susama hissi azalabilir. Bu nedenle düzenli olarak su içmeleri sağlanmalıdır. Yoğun terleme sonrası sadece su değil elektrolit kaybı da yaşanır. Uzun süre sıcakta çalışan veya yoğun fiziksel aktivite yapan kişiler, doktor önerisi doğrultusunda sade maden suyu ya da şekersiz elektrolit içeren içeceklerden faydalanabilir" ifadelerini kullandı. Özçelik, "Güneşin en dik olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı, pamuklu, bol ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Klima veya vantilatör ile serin kalınmalı, serin duş alınmalı, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı ve risk grubundaki kişiler sık sık kontrol edilmelidir" dedi.<br />
<br />
Belirtileri fark ettiğinizde hemen harekete geçin<br />
Sıcak çarpmasında ilk müdahalenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Özçelik, "Şüphe durumunda kişiyi serin bir yere alın, kıyafetlerini gevşetin ve gerekirse fazla kıyafetleri çıkarın. Boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerini serin ya da soğuk su ile ıslatın. Bilinci kapalı kişilere ağızdan su vermeyin ve derhal 112 Acil'i arayarak tıbbi yardım isteyin" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/uzm-dr-irem-ozcelik-sicak-carpmasi-bobrek-yetmezligi-beyin-hasari-ve-hatta-olume-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/06/uzm-dr-irem-ozcelik.jpg" type="image/jpeg" length="62617"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
