<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Alanya Türk</title>
    <link>https://www.alanyaturk.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.alanyaturk.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 16 Jun 2026 02:28:40 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Karnından 12 kilogramlık yumurtalık kitlesi çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Solunum sıkıntısı, karında aşırı büyüme, yaygın enfeksiyon (sepsis) şüphesi nedeniyle Alanya EAH Acil Servisi’ne başvuran 58 yaşındaki Rus uyruklu Olga Viktorovna’nın yumurtalığından 12 kilogram ağırlığında ve 50 santimetre boyutunda dev bir kitle çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süredir solunum sıkıntısı, karın ağrısı ve karında yaygın büyüme şikâyetleri yaşayan Olga Viktorovna, durumunun ağırlaşması üzerine Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (EAH) Acil Servisi’ne başvurdu. Hastanede görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Emre Köle’ye konsülte edilen hastada yapılan fizik muayene, tetkik ve görüntüleme yöntemleri sonucunda yumurtalık kaynaklı dev bir kitle tespit edildi. Hastada yaygın enfeksiyon bulguları ve kanser şüphesi saptanması üzerine Doç. Dr. Emre Köle, hastanın durumunu değerlendirmek amacıyla Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Merve Çakır Köle ile görüşerek acil ameliyat kararı aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>“DEV YUMURTALIK KİTLESİNİ BAŞARIYLA ÇIKARDIK”</strong></p>

<p>Başarılı geçen operasyon sonucunda hastanın yumurtalığından 50 santimetre boyutunda ve yaklaşık 12 kilogramağırlığında dev kitle çıkarıldı. Operasyon sonrası açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Emre Köle, “Acil servisimize başvuran hastamızda ön değerlendirme sonucunda yaygın enfeksiyon (sepsis) tablosu ve kanser şüphesi tespit ettik. Hastamızın mevcut klinik durumu nedeniyle vakit kaybetmeden acil laparotomi kararı aldık. Operasyona katılan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Op. Dr. Hakan Demir ile Jinekolojik Onkoloji Yan Dal Uzmanı Op. Dr. Merve Çakır Köle eşliğinde gerçekleştirdiğimiz açık ameliyatta 50 santimetreye ulaşan dev yumurtalık kitlesini başarıyla çıkardık. Yaklaşık 12 kilogram ağırlığındaki kitlenin alınmasının ardından hastamızın böbrek fonksiyonları ve enfeksiyon değerleri düzelmeye başladı. Hasta operasyon sonrasında yaklaşık 20 kilogram verdi. Kısa süre içerisinde taburculuğunu planlıyoruz.” dedi.</p>

<p><img alt="Hastane Ameli̇yat 2" class=" detail-photo img-fluid" height="360" src="https://alanyaturkcom.teimg.com/alanyaturk-com/uploads/2026/06/hastane-ameliyat-2.jpg" width="640" /></p>

<p></p>

<p><strong>“HÜCRELİ TÜMÖR OLDUĞU ANLAŞILDI”</strong></p>

<p>Başarılı ameliyat sonrası hastayı serviste ziyaret eden Op. Dr. Merve Çakır Köle ise yaptığı açıklamada, “Acil şartlarda operasyona aldığımız hastanın yumurtalık kitlesinin hızlı patoloji incelemesinde nadir görülen bir yumurtalık tümörü türü olan granüloza hücreli tümör olduğu anlaşıldı. Hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla rahim (histerektomi), her iki yumurtalık ve karın içerisindeki koruyucu yağ dokusu (omentektomi) da başarılı bir operasyonla alındı. Böylece hastanın hem ana operasyonu hem de tamamlayıcı cerrahi işlemleri gerçekleştirilmiş oldu. Bundan sonraki tedavi sürecini medikal onkoloji bölümüyle birlikte sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p><strong>“YENİDEN HAYATA TUTUNDUM”</strong></p>

<p>Karnındaki dev kitleden kurtulan Olga Viktorovna ise, “Böyle bir durum yaşayacağımı tahmin etmiyordum. Doktorlarım sayesinde yeniden hayata tutundum. En büyük şansım Türkiye’de olmaktı. Benimle hemen ilgilendiler ve tüm işlemlerimi hızlıca gerçekleştirdiler. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” dedi. Bu tür ileri ve özellikli operasyonların hastanelerinde başarıyla gerçekleştirildiğini belirten Doç. Dr. Emre Köle ve Op. Dr. Merve Çakır Köle, hastaların sağlığına kavuşabilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/06/hastane-ameliyat-1.jpg" type="image/jpeg" length="63571"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Büyükşehir’den Ağız ve Diş Sağlığına ücretsiz dokunuş]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/buyuksehirden-agiz-ve-dis-sagligina-ucretsiz-dokunus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/buyuksehirden-agiz-ve-dis-sagligina-ucretsiz-dokunus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin Kepez ilçesinde hizmet veren Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği yoğun ilgi görüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Merkezde açıldığı 2021 yılından bu yana kadar toplam 21 bin çocuk, 23 bin yetişkin olmak üzere toplam 162 bin farklı işlem ücretsiz olarak gerçekleştirildi.<br />
Antalya Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda hayata geçirdiği hizmetlerle vatandaşların hayatlarına dokunuyor. Kepez ilçesinde hizmet veren Sağlık Merkezi bünyesindeki Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, sunduğu ücretsiz sağlık hizmetleriyle vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Poliklinikte, 7 yaş ve üzeri çocuklar ile yetişkinlere herhangi bir sosyal güvence şartı aranmaksızın ücretsiz diş tedavisi hizmeti sunuluyor. 2026 yılının ilk altı ayında Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde 1080 çocuk ve 1700 yetişkin hastaya hizmet verilirken, toplam 10 bin 900 farklı diş tedavi ve muayene işlemi gerçekleştirildi.<br />
<br />
Büyükşehir'in diş polikliniği herkese açık<br />
Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Birim Sorumlusu Özge Öncül Kerpiççi, poliklinikte sunulan tüm hizmetlerin ücretsiz olduğunu ve vatandaşlardan herhangi bir sosyal güvence şartı aranmadığını belirtti. Kerpiççi, "Polikliniğimizde ağız ve diş muayenesi, panoramik röntgen çekimi, dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi ve diş taşı temizliği gibi birçok hizmet sunuyoruz. Vatandaşlarımıza yalnızca randevu sistemiyle hizmet veriyoruz. Bu sayede yoğunluğun önüne geçerek bekleme sürelerini azaltıyor ve daha konforlu bir hizmet sunmayı hedefliyoruz" dedi.<br />
Kerpiççi, merkezden hizmet veya randevu oluşturmak isteyen vatandaşların, mesai saatleri içerisinde 0242 361 39 18 numaralı telefonu arayabileceğini kaydetti.<br />
<br />
Vatandaşlar ücretsiz diş sağlığı hizmetinden memnun<br />
Antalya Büyükşehir Belediyesi Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni internet üzerinden öğrendiğini belirten Davut Direk isimli vatandaş, "İletişim numaraları üzerinden ulaşarak randevu oluşturdum. Bugün üçüncü kez merkeze geliyorum. Bu ziyaretimde diş taşı temizliği işlemi yaptırıyorum. Doktorlarımızın ve personelin ilgisinden, güler yüzlü yaklaşımlarından oldukça memnunum. Merkezin sunduğu hizmet kalitesi özel kliniklerden hiçbir şekilde geri kalmıyor. Son derece temiz, düzenli ve güven veren bir ortam var. Bu nedenle yakınlarıma da gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum" diyerek memnuniyetini dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/buyuksehirden-agiz-ve-dis-sagligina-ucretsiz-dokunus</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 18:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/06/bsb-dis-kontrol.jpg" type="image/jpeg" length="65314"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya trafiğinde kornalar, kanseri yenen kadın için çaldı]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/antalya-trafiginde-kornalar-kanseri-yenen-kadin-icin-caldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/antalya-trafiginde-kornalar-kanseri-yenen-kadin-icin-caldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'ya yaz tatili için gelen 45 yaşındaki Esengül Karaman, meme bölgesinde hissettiği kısa süreli sızının ardından başvurduğu hastanede meme kanseri olduğunu öğrendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ameliyat edilen Karaman, 13 kür kemoterapi ve 15 kür ışın tedavisinin ardından 3 gün önce temiz raporunu aldı. Sağlığına kavuştuğunu öğrenen Karaman, şehirde çok fazla kişiyi tanımadığı için aracının arkasına "Kanseri yendim, kutlamak için kornaya basın" yazısı asarak 2 gün boyunca Antalya sokaklarında dolaştı. "Şu an bana ikinci hayatım gibi" diyen Karaman, "En ufak bir sızı, ağrı, halsizlik ya da yorgunlukta doktora başvurun. Vücudunuzu dinleyin" sözleriyle erken teşhisin önemine dikkat çekti.<br />
Karabük'ten yaz tatili için Antalya'ya gelen Esengül Karaman'ın hayatı, meme bölgesinde hissettiği kısa süreli bir sızının ardından değişti. 2025 yılı 13 Ekim'de yaşadığı rahatsızlık sonrası Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran Karaman'dan ultrason ve mamografi istendi. Yapılan tetkiklerin ardından meme kanseri olduğunu öğrenen Karaman'ın tedavi süreci kısa sürede başladı. Erken evrede tespit edilen hastalık nedeniyle ameliyata alınan Karaman, ameliyatın ardından 13 kür kemoterapi ve 15 kür ışın tedavisi gördü.<br />
Tedavi sürecini Antalya'da geçiren Karaman, 3 gün önce yapılan kontrollerin ardından temiz raporu aldı. Büyük sevinç yaşayan Karaman, aracının arkasına "Kanseri yendim, kutlamak için kornaya basın" yazısı astı. Otomobilini pembe balonlarla da süsleyen Karaman, 2 gün boyunca Antalya sokaklarında dolaşarak sevincini kentteki vatandaşlarla paylaştı. Karaman'ın kaydettiği videolarda, trafikteki sürücülerin korna çalarak kutlamaya ortak olduğu anlar yer aldı.<br />
<br />
"Benim kitlem kesinlikle ele gelmiyordu"<br />
Hastalığı kısa süreli bir sızıyla fark ettiğini belirten Esengül Karaman, kadınlara vücutlarındaki en küçük değişikliği dikkate almaları gerektiğini söyledi. Karaman, "45 yaşındayım. Geçen yıl 13 Ekim'de fark ettim. Fark etmem anlık bir sızıyla oldu. Doktorlar, ‘Memenizi elinizle muayene edin, kitle gelirse doktorunuza başvurun' diyor. Buna ek olarak şunu söylemek istiyorum; benim kitlem kesinlikle ele gelmiyordu. Ufacık bir sızı ya da sızlama olursa mutlaka doktora başvurmanız gerekiyor. Benim hastalığım ultrasonda çıktı, ardından mamografi çekildi. Sürecim hemen başladı" dedi.<br />
<br />
"Yoksa tekrarlayabilirdi, ölebilirdim"<br />
Hastalığının 1'inci evrede tespit edildiğini anlatan Karaman, ameliyatın ardından tedavisinin devam ettiğini belirtti. Karaman, "Birinci evrede tespit edildi, erken evreydi. Önce ameliyat oldum. Küçük olduğu için alındı. Ameliyattan sonra doktorum, tekrarlamaması için koruma amaçlı kesinlikle kemoterapi almam gerektiğini söyledi. Yapılan tetkiklerde tümörümün hormon reseptörü pozitif olduğu belirlendi. Başka çarem de yoktu. Kemoterapi almamak için çok araştırdım ama en doğru karar kemoterapi almamdı. Yoksa tekrarlayabilirdi, ölebilirdim. 13 kür kemoterapi aldım, 15 kür de ışın tedavisi aldım. Şimdi hormon tedavisi ve kanser ilaçlarımla tedaviye devam ediyorum ama yendim. Temiz raporumu aldım, şu an çok mutluyum" diye konuştu.<br />
<br />
"Kemoterapi sürecinde hastalık yokmuş gibi yaşadım"<br />
Tedavi sürecinde moralini yüksek tutmaya çalıştığını dile getiren Karaman, kemoterapi döneminde yaşadığı zorlukları da anlattı. Karaman, "Kemoterapi aşamasında ben yokmuş gibi yaşadım. Sürekli mutlu olmaya çalıştım. Çok ağladım, çok üzüldüm. Ateş düştüğü yeri yakıyor ama yokmuş gibi davrandım. Sürekli gezdim, kendimi dışarı attım. Beslenmeme çok dikkat ettim, bağışıklığımı korudum. Doktorumun tavsiye ettiği ve onayladığı ek gıdalar aldım. Bu şekilde ilerledim" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Doktorum, ‘Normal sağlıklı bir kadından hiçbir farkın yok' dedi"<br />
Temiz raporunu 3 gün önce aldığını belirten Karaman, "Tahlillerim yapıldı. Doktorum 3 gün önce temiz raporumu verdi. Şükürler olsun. Bana, ‘Artık normal sağlıklı bir kadından hiçbir farkın yok' dedi. Bu da bana yeterliydi zaten. Bir oğlum, bir kızım var. 21 ve 22 yaşındalar. Onlar da çok mutlu oldu. Arkadaşları sosyal medyada paylaştığım gönderiyi görmüş, onlar da çok mutlu olmuş. En çok çocuklarım sevindi" dedi.<br />
<br />
"Kutlayabileceğim kimse olmayınca böyle bir yazı yazıp gezmek istedim"<br />
Antalya'ya yazlık için geldiğini, teşhisin ardından tedavi süreci nedeniyle kentte kalmak zorunda olduğunu anlatan Karaman, sevincini neden bu şekilde kutladığını da paylaştı. Karaman, "Aslında Karadeniz bölgesinde yaşıyordum. Antalya'ya yazlık diye gelmiştik ve burada kaldım. Teşhisim konduktan sonra kışın da burada kalmak zorunda kaldım. Burada kimsem yoktu, birkaç tanıdığım vardı. Onların dışında kutlayabileceğim kimse olmayınca ben de böyle bir yazı yazıp gezmek istedim" dedi.<br />
<br />
"Bütün Antalya halkına çok teşekkür ediyorum"<br />
Aracıyla 2 gün boyunca Antalya sokaklarında dolaştığını belirten Karaman, gördüğü ilgiden dolayı mutlu olduğunu söyledi. Karaman, "Bütün Antalya halkına çok teşekkür ediyorum. Çok arkamda oldular, hâlâ yazıyorlar, hâlâ mesaj atıyorlar. Halkımız bu tarz olaylarda gerçekten çok duyarlı. Çok güzel mesajlar alıyorum. İki gün boyunca aracın arkasına yazıyı takarak Antalya'da dolaştım. Bir gün doymadım, bir gün daha yaptım. Çok eğlendim. İnsanlar kornaya basarken çok mutlu oldum. Karabük'ten gelmiştim, Antalya'yı çok sevdim. Şu an bana ikinci hayatım gibi bir şey. O yüzden her günümün, hatta her dakikamın değerini biliyorum. Benim için her şey sağlık. Sağlıktan öte hiçbir şey yok" diye konuştu.<br />
<br />
"Babamla aynı ayda kanser teşhisi kondu"<br />
Aynı dönemde babasına da kanser teşhisi konduğunu söyleyen Karaman, yaşadığı sürecin kendisine sağlığın önemini bir kez daha hatırlattığını ifade etti. Karaman, "İnsanlar sağlığına dikkat etsin. Lütfen vücudunun her yerini dinlesin. Bizim insanlarımız hastaneye, doktora gitmeyi pek sevmiyor. Bence en ufak bir yeri ağrıdığında kesinlikle doktora gitmeliler. Kendilerinden, vücutlarından şüphelensinler. Çünkü benim hiçbir şeyim yoktu. Gayet sağlıklıydım, hiçbir ağrım yoktu. Sadece üç saniyelik bir sızıydı. Doktora şüphelenerek gittim. Benim babam da akciğer kanseri. Babamla ikimize aynı ayda kanser teşhisi kondu. O ameliyat oldu, kurtuldu. Şükürler olsun ben de kurtuldum" dedi.<br />
<br />
"Moral, moral, moral"<br />
Tedavisinin Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleştiğini belirten Karaman, hastalık sürecinde moralin kendisi için en büyük güç olduğunu söyledi. Karaman, "13 kür kemoterapi ve ameliyatım Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleşti. Kaşım, kirpiğim, her şeyim döküldü. İnsanlıktan çıkmıştım ama şükürler olsun şu anda çok iyiyim. Motivasyon ve moral bu süreçte çok önemli. Moral, moral, moral. İnsanlar kendini dışarı atsın. Evde durmasın, kendini dinlemesin. Kesinlikle hiçbir şeyi kafaya takmasınlar. Hayat kısa, anı değerlendirsinler" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/antalya-trafiginde-kornalar-kanseri-yenen-kadin-icin-caldi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/06/antalya-trafiginde-kornalar-kanseri-yenen-kadin-icin-caldi.jpg" type="image/jpeg" length="53625"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyabetik retinopatide düzenli göz kontrolleri ile körlük önlenebilir]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/diyabetik-retinopatide-duzenli-goz-kontrolleri-ile-korluk-onlenebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/diyabetik-retinopatide-duzenli-goz-kontrolleri-ile-korluk-onlenebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Kurum Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şakir Özgür Keşkek, diyabetin en önemli sağlık sorunlarından birisinin vücuttaki küçük kan damarlarına hasar vermesiyle oluşan diyabetik retinopati olduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet süresinin uzamasıyla birlikte şeker hastalığının bir komplikasyonu olarak ortaya çıkan ve gözün arka kısmındaki ışığa duyarlı retina tabakasını etkileyen ciddi bir göz hastalığı olan retinopati riskinin belirgin şekilde arttığını belirten Keşkek, erken tanı ve düzenli göz taramalarının kalıcı görme kaybını önlemede kritik rol oynadığını vurguladı. Diyabetik retinopatinin çoğu zaman sessiz ilerlediğine dikkat çeken Prof. Dr. Keşkek, “Hastalar uzun süre herhangi bir görme şikâyeti yaşamayabilir. Ancak bu süreçte retina damarlarında ciddi hasar gelişebilmektedir. Görmede bulanıklık, görme alanında karanlık bölgeler veya ani görme kaybı ortaya çıktığında hastalık ileri evreye ulaşmış olabilir. Bu nedenle yalnızca şikâyet oluştuğunda değil, düzenli aralıklarla retina değerlendirmesi yapılması büyük önem taşımaktadır. Retina damarlarında meydana gelen hasarın temelinde kronik hiperglisemiye bağlı damar yapısı bozuklukları bulunur. Yüksek kan şekeri seviyelerinin zamanla retinal kapillerlerde geçirgenlik artışı, mikroanevrizma oluşumu ve damar tıkanıklıklarına yol açabilir. İleri evrelerde ise retina dokusunda oksijen azalmasına bağlı olarak anormal damar oluşmakta ve bu durum ciddi görme kaybına neden olabilmektedir.” dedi.</p>

<p><strong>“SAĞLIKLI YAŞAM ALIŞKANLIKLARI SÜRDÜRÜLMELİ”</strong></p>

<p>Aynı zamanda Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olan Prof. Dr. Keşkek, diyabetik retinopati gelişiminde yalnızca kan şekeri yüksekliğinin değil; hipertansiyon, dislipidemi, obezite, sigara kullanımı ve sistemik inflamasyonun da etkili olduğuna dikkat çekerek, “Başarılı bir diyabet yönetimi yalnızca kan şekeri düzeyini düşürmekten ibaret değildir. Kan basıncının kontrol altında tutulması, lipid profilinin düzenlenmesi, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesi ve multidisipliner yaklaşım retinopati progresyonunun azaltılmasında önemli katkı sağlar.” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“RETİNA MUAYENESİNDEN GEÇİRİLMESİ GEREKİR”</strong></p>

<p>Diyabet hastalarının göz sağlığı açısından düzenli takip edilmesinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Keşkek, “Tip 2 diyabet tanısı alan bireylerin tanı anında, tip 1 diyabetli bireylerin ise yaklaşık 5 yıl içerisinde göz hastalıkları uzmanı tarafından ayrıntılı retina muayenesinden geçirilmesi gerekir. Sonrasında ise hastanın risk durumuna göre düzenli takip planlanmalıdır. Günümüzde erken tanı, etkili metabolik kontrol ve modern tedavi seçenekleri sayesinde diyabetik retinopatiye bağlı görme kayıplarının önemli bir kısmı önlenebilmektedir” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/diyabetik-retinopatide-duzenli-goz-kontrolleri-ile-korluk-onlenebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/06/hastane-goz-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg" length="47063"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YAZ SICAKLARI DİYABETLİLERİ ZORLUYOR! UZMANDAN KRİTİK UYARILAR]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/yaz-sicaklari-diyabetlileri-zorluyor-uzmandan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/yaz-sicaklari-diyabetlileri-zorluyor-uzmandan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcaklık değerleri yükselmeye başlamasıyla birlikte Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şakir Özgür Keşkek, diyabet hastalarını dikkatli olmaları konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü'nce hayata geçirilen Kuzey Antalya İçmesuyu Tesisi İnşaatı Projesi’nde çalışmalar büyük ölçüde tamamlandı. Döşemealtı ilçesi Kovanlık Mahallesi’nde yürütülen proje kapsamında, bölgedeki yeraltı su kaynaklarının içme suyu sistemine kazandırılması amacıyla inşa edilen tesisin fiziki gerçekleşme oranı yüzde 90 seviyesine ulaştı.<br />
Antalya’nın uzun vadeli içme suyu ihtiyacına cevap verecek proje kapsamında kuyu bölgesindeki inşaat işleri ile elektromekanik ekipmanların temin ve montaj çalışmaları hızla devam ediyor. Çalışmalar çerçevesinde kuyu bölgesi su toplama hatları, yağmursuyu ve drenaj sistemleri, tesis içi ulaşım yolları, çevre koruma duvarları ve çevre düzenlemeleri büyük ölçüde tamamlandı. Yatırımın en önemli bileşenlerinden biri olan 10 bin metreküp kapasiteli su toplama deposunda su biriktirme işlemlerine başlanırken, kuyu başı yapıları, klorlama binası ve idari bina imalatlarında da son aşamaya gelindi.<br />
<br />
Sistemlerde son montajlar yapılıyor<br />
Proje kapsamında tesisin enerji ihtiyacını karşılayacak yüksek gerilim iletim hattı, tesis içi yüksek ve alçak gerilim dağıtım sistemleri ile otomasyon altyapısının kurulumu da tamamlanma aşamasına ulaştı. Trafo köşkleri, güç trafoları, Orta Gerilim ve Alçak Gerilim panoları, jeneratörler, motor sürücüleri, aydınlatma sistemleri, topraklama ve paratoner sistemleri ile CCTV ve otomasyon ekipmanlarının büyük bölümü sahaya yerleştirilirken, tüm elektrik ve mekanik sistemlerin entegrasyon çalışmaları sürdürülüyor. Ayrıca proje kapsamında idare tarafından temin edilen yaklaşık bin 750 metre uzunluğundaki bin 400 milimetre çapındaki çelik boruların döşenmesi de gerçekleştirildi.<br />
<br />
Tesis devreye alma aşamasına geçecek<br />
Sözleşme kapsamında devam eden çalışmalar doğrultusunda mekanik ve elektrik işlerinde klor dolum tankları ile jeneratörlerin montajlarının, inşaat işlerinde ise yapıların ince işçilikleri, tesis içi yollar ve giriş kapılarının tamamlanmasının ardından tesis devreye alma aşamasına geçecek. Gaz klor tanklarının temin edilmesi ve tüm sistemlerin test süreçlerinin tamamlanmasının ardından Kuzey Antalya İçmesuyu Tesisi’nden şebekeye su verilmesi hedefleniyor.<br />
Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay da proje sahasını ziyaret ederek yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Teknik ekiplerden çalışmaların son durumu hakkında bilgi alan Gülebay, tesisin planlanan takvim doğrultusunda tamamlanması için sahadaki imalatların titizlikle sürdürüldüğünü belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/yaz-sicaklari-diyabetlileri-zorluyor-uzmandan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 13:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/06/yaz-sicaklari-diyabetlileri-zorluyor-uzmandan-kritik-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="15039"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya’da 9 günlük tatilde 12 bin hastaya bakıldı]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/alanyada-9-gunluk-tatilde-12-bin-hastaya-bakildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/alanyada-9-gunluk-tatilde-12-bin-hastaya-bakildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, 9 günlük idari ve bayram tatili süresince Acil Servis’te 12 bin 14 hastaya sağlık hizmeti verildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayram tatilinde ilçe nüfusundaki artışın sağlık hizmetlerine de yansıdığını belirten Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, sürecin nöbetçi sağlık çalışanlarıyla koordineli bir şekilde yürütülerek yakından takip edildiğini ve gerekli bölümlere personel takviyesi yapıldığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>9 günlük tatil sürecini değerlendiren Başhekim Prof. Dr. Karakuş Yılmaz, “Tüm yataklı servislerimizde, Acil Servis, Doğumhane ve Ameliyathanemizde kesintisiz sağlık hizmeti sunmaya devam ettik. Yoğun çalışma temposu ve güçlü ekip anlayışı içerisinde görevlerini özveriyle yerine getiren sağlık çalışanlarımız sayesinde Acil Servisimizde 12 bin 14 hastaya hizmet verildi.</p>

<p>Bu süreçte yeni yatışı yapılan hasta sayımız 374 olurken, Anjiyo Ünitemizde 18 hastaya sağlık hizmeti sunuldu. Ayrıca 110 hastamızın ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. 79 hastamıza diyaliz hizmeti verilirken, hastanemizde 26 bebeğimiz dünyaya geldi. Anne ve babaların mutluluğuna, hayatın en özel mucizelerine tanıklık ettik.</p>

<p>Bayram süresince ayrıca 264 kişiye kesi sütürasyonu işlemi uygulandı. Bayram boyunca büyük fedakârlık ve özveriyle görev yapan tüm hekim arkadaşlarıma ve sağlık çalışanlarımıza şahsım ve vatandaşlarımız adına teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/alanyada-9-gunluk-tatilde-12-bin-hastaya-bakildi</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 17:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/06/eah-bayram.jpg" type="image/jpeg" length="41169"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyetisyen Çetin’den bayram uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/diyetisyen-cetinden-bayram-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/diyetisyen-cetinden-bayram-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı’nda değişen beslenme alışkanlıkları ve büyüyen sofralarla birlikte porsiyon kontrolünün zorlaştığına dikkat çeken Diyetisyen Yavuz Çetin, bayramı "yasaklar listesine" çevirmek yerine dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayram döneminde sabah kahvaltılarının uzadığını, öğle ve akşam yemeklerinin birbirine karıştığını belirten Diyetisyen Yavuz Çetin, bu süreçte beslenmede katı kurallar uygulamak yerine porsiyon farkındalığı oluşturmanın daha gerçekçi bir çözüm olduğunu ifade ederek; "Bayramda her lokmayı hesaplamak bayramın tadını kaçırır. Kendinizi kısıtlamadan ama gerçekten doyduğunu fark ederek yemek en önemli noktadır" dedi.</p>

<p><strong>"ASIL SORUN ET DEĞİL, PORSİYONLARIN BÜYÜMESİ"</strong></p>

<p>Bayram sofralarında ikramların ve porsiyonların fark edilmeden büyüdüğünü dile getiren Çetin, "Bayram, sevdiklerimizle aynı sofrada uzun uzun oturmak, paylaşmak ve keyif almak demektir. Bu yüzden beslenmeyi bir cezalandırma yöntemine dönüştürmemek gerekir. Çoğu zaman sorun et tüketimi değil; 'bir tabak daha al', 'tatlıyı da ye' baskılarıyla porsiyonların büyümesidir. Bayram sofralarında sevdiğiniz yiyecekleri yiyin. Kavurma da yiyin, hatta 'eti bir gün dinlendirin' önerilerine bile takılmadan tadını çıkarın. Tatlı da tüketin. Ama bunu sırf sofrada var diye değil, gerçekten keyif alarak yapın. Hızlı yemek yerine yavaş çiğnemek, porsiyonu doğal olarak dengeleyecektir" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TEK BİR ÖĞÜN HER ŞEYİ BOZMAZ"</strong></p>

<p>Günün ilk saatlerinde ölçünün kaçırılmasının tüm günü kontrolsüz geçirmek adına bir bahane olmaması gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Çetin, trafik kurallarından örnek vererek, "Araç kullanırken bir hata yaptık diye gün boyunca diğer trafik kurallarını da ihmal mi ediyoruz? 'Nasıl olsa diyet bozuldu' düşüncesi yanlıştır. Tek bir öğün hiçbir şeyi bozmaz; aynı şekilde tek bir sağlıklı öğün de mucize yaratmaz. Önemli olan dengeyi sürdürebilmektir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>YEMEK SONRASI 15-20 DAKİKALIK YÜRÜYÜŞ FORMÜLÜ</strong></p>

<p>Sindirim sistemini rahatlatmak ve vücut enerjisini korumak için su tüketimi ve hareketin hayati önem taşıdığını kaydeden Çetin, "Bayram boyunca su içmeyi unutmamak ve kısa yürüyüşler yapmak hem sindirimi hem de enerjiyi olumlu etkiler. Özellikle tüm günü oturarak geçirmek yerine, yemek sonrası yapılacak 15-20 dakikalık hafif yürüyüşler bile bedene çok iyi gelecektir. Bu bayram kendinizi suçlamadan, korkmadan ama bedeninizi de yormadan ilerleyin. Sevdiklerinizle vakit geçirirken, 'birkaç gün içinde aşırıya kaçmak zorunda değilim' düşüncesini de aklınızın bir köşesinde bulundurun" dedi. – Yasemin Kaya</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/diyetisyen-cetinden-bayram-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 09:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/05/b-e-s-l-e-n-m-e.jpg" type="image/jpeg" length="96837"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nadir görülen hastalıktan Alanya EAH’taki ameliyatla kurtuldu]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/nadir-gorulen-hastaliktan-alanya-eahtaki-ameliyatla-kurtuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/nadir-gorulen-hastaliktan-alanya-eahtaki-ameliyatla-kurtuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya’da yaşayan 61 yaşındaki Hüseyin Yürüsün, halk arasında yemek borusu kesesi olarak bilinen ve yüzde 1’in altında görülen özofagus divertikülü hastalığından, Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde (EAH) ilk kez kapalı yöntemle gerçekleştirilen ameliyat sayesinde kurtuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süredir öksürük ve yemek yemede güçlük şikâyetleri yaşayan Hüseyin Yürüsün, muayene olmak için Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin’e başvurdu. Yapılan tetkik ve muayeneler sonucunda hastada özofagus divertikülü tespit edildi. Hastanın onayı alınarak kapalı yöntemle ameliyat planlandı. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Yürüsün’ün kontrol muayenesinde açıklamalarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin, “61 yaşındaki hastamızda, yemek borusunda oluşan kese nedeniyle tüketilen gıdalar divertikülün içine doluyor, bu durum ağızda ve göğüs bölgesinde yanmalara neden oluyordu. Bunun yanı sıra sindirilmemiş gıda artıklarının ağza geri gelmesi, soluk borusuna kaçması, sık akciğer enfeksiyonları ve diş apseleri gibi ciddi sorunlar da görülebiliyordu. Özofagus divertikülü oldukça nadir görülen bir hastalıktır. Hastamızın yaşam konforunu artırmak ve eski sağlığına kavuşmasını sağlamak amacıyla operasyonu kapalı yöntemle gerçekleştirdik. Yemek borusunun alt ucundan yaklaşık 4-5 santimetrelik kesi açarak kamera yardımıyla divertikülü temizledik. Hastamız ameliyattan 3 gün sonra yemek yemeye başladı ve 1 hafta içinde günlük yaşamına dönebildi. Yemek borusuna yönelik ameliyatlar bazen iyi huylu olmasına rağmen ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Ancak gerçekleştirdiğimiz bu başarılı operasyon sayesinde hastamız; soluk borusuna kaçma, nefes darlığı, tekrarlayan enfeksiyonlar, diş apseleri ve ağız kokusu gibi şikâyetlerinden kurtulmuş oldu.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>“YEMEK YİYEBİLDİĞİM İÇİN ÇOK MUTLUYUM”</strong></p>

<p>Başarılı operasyon sonrası yeniden rahat yemek yiyebildiğini ifade eden Hüseyin Yürüsün ise doktoruna ve sağlık ekibine teşekkür ederek, “Tekrar yemek yiyebildiğim için çok mutluyum. Çok iyi bir hocayla karşılaştım. Ameliyatla ilgili tüm korkularımı giderdi. Psikolojik olarak da bana çok büyük destek oldu. Kendisine ve ekibine teşekkür ediyorum.” diye konuştu</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/nadir-gorulen-hastaliktan-alanya-eahtaki-ameliyatla-kurtuldu</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/05/a-m-e-l-i-y-a-t-1.jpg" type="image/jpeg" length="44464"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UZMAN İSİMDEN CİLT KANSERİ UYARISI: “GÜNEŞİN KARANLIK YÜZÜ”]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/uzman-isimden-cilt-kanseri-uyarisi-gunesin-karanlik-yuzu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/uzman-isimden-cilt-kanseri-uyarisi-gunesin-karanlik-yuzu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyelerinden Cildiye Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ali Türkay, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında cilt kanserine karşı erken tanının önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Cilt kanserinin dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ali Türkay, özellikle melanomun en agresif ve ölümcül deri kanseri türü olduğuna işaret etti. Dr. Öğr. Üyesi Türkay, “Cilt kanseri gözle görülebilen ve erken teşhis edildiğinde ilk aşamada yüzde 99-100 oranında tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ancak belirtiler ihmal edildiğinde sonuçları çok ağır olabilmektedir. Melanom, derinin üst tabakasından başlayarak kısa sürede lenf bezlerine ve iç organlara yayılma potansiyeline sahiptir.” dedi.<br />
CİLT KANSERİNİ TANIYIN, KORUNUN, HAYAT KURTARIN!<br />
Deri kanserinin en önemli nedeninin güneş ve solaryum kaynaklı ultraviyole (UV) ışınları olduğunu ifade eden Cildiye Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ali Türkay, “Özellikle çocukluk ve ergenlik çağında geçirilen su toplamalı, şiddetli güneş yanıkları, ilerleyen yaşlarda deri kanseri ve melanom riskini katlayarak artırır. Açık tenli ve renkli gözlü olan, vücutta 50'den fazla bene sahip olan, güneşte kolay kızaran ve ailede deri kanseri öyküsü olan kişiler daha fazla risk altındadır.” dedi.<br />
NE ZAMAN ŞÜPHELENMELİ VE DOKTORA GİTMELİ?<br />
Güneşin zararlı etkilerinden korunmanın önemine değinen Türkay, “UV ışınlarının en yoğun olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında kalınmamalıdır. Geniş kenarlı şapka, UV korumalı gözlük ve koruyucu giysiler tercih edilmelidir. Bulutlu havalarda dahi en az SPF 30, ideal olarak SPF 50+ içeren güneş koruyucu kremler kullanılmalı ve düzenli olarak yenilenmelidir. Solaryum cihazları Dünya Sağlık Örgütü tarafından kesin kanserojen olarak sınıflandırılmıştır.” diye konuştu.<br />
Vatandaşlara ben takibi konusunda da uyarılarda bulunan Türkay, “Ciltte oluşan değişimlerin dikkatle izlenmesi gerekir. Benlerde şekil bozukluğu, düzensiz sınırlar, renk değişiklikleri, büyüme, kaşıntı veya kanama gibi belirtiler görülmesi halinde vakit kaybetmeden dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. “Unutmayın, erken teşhis hayat kurtarır.” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/uzman-isimden-cilt-kanseri-uyarisi-gunesin-karanlik-yuzu</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/05/uzman-doktor.jpg" type="image/jpeg" length="84142"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sektörden kurbanlık uyarısı]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/sektorden-kurbanlik-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/sektorden-kurbanlik-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Ticaret Borsası (ATB), Kurban Bayramı öncesinde hayvancılık ve kırmızı et sektöründe yaşanan sorunlar ile çözüm önerilerinin ele alındığı "Kurban Bayramı Öncesi Sektörel Analiz Toplantısı" düzenledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Ticaret Borsası Başkan Vekili Halil Bülbül başkanlığında düzenlenen toplantıya, ATB Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Doğan, Türkiye Kasaplar Federasyonu Başkanı Osman Yardımcı, ANET Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Cengiz, ATB 5. Meslek Komitesi Başkanı Ufuk İngeç, Antalya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Halil Karakaş, Antalya Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı İlhan Ayhan, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nü temsilen Ziraat Mühendisi Salih Toros, ZMO Temsilcisi Musa Toros ile sektör temsilcileri katıldı.<br />
ATB Başkan Vekili Halil Bülbül, Antalya Ticaret Borsası olarak her yıl Kurban Bayramı öncesinde sektörel analiz toplantısı düzenlediklerini belirterek, "Tarım ve hayvancılık sektöründeki gelişmeleri meslek komitelerimiz aracılığıyla yakından takip ediyoruz. Burada dile getirilen sorun ve talepleri ilgili kurumlarla paylaşacağız" dedi.<br />
<br />
Kurbanlık sıkıntısı yok<br />
Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilisi Ziraat Mühendisi Salih Toros, 178 bin büyükbaş, 1 milyon 285 bin küçük baş hayvan varlığının olduğu Antalya'da geçen yıl 11 bin büyükbaş, 166 bin küçükbaş hayvanın kurban edildiğini belirtirken, kurbanlık sıkıntısının olmadığını vurguladı.<br />
ANET Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Cengiz, Antalya'da kurban sektörünün özellikle büyükbaşta gelişim gösterdiğini ve kesim hizmeti verdiğini belirterek, ANET'in üç farklı noktada küçükbaş kurban kesim hizmeti sunacağını kaydetti. Cengiz, Antalya'da kurbanlık sıkıntısı yaşanmadığını söyledi.<br />
<br />
Zincir marketlere eleştiri<br />
Türkiye Kasaplar Federasyonu Başkanı Osman Yardımcı, zincir marketlerde yapılan kurban kesimini eleştirirken, "Kurban, et satışı değildir. Vatandaşın dini duygularıyla oynanıyor. Sabah saatlerinde paketlenmiş etin eve teslim edilmesi kurban ibadetinin ruhuna uygun değildir" dedi. Mini kurban adıyla yapılan satışların da doğru olmadığını ifade eden Yardımcı, "13 kiloluk koç olmaz, o süt kuzusudur. Kurbanlık işi dini ve ticari ahlaka uygun yapılmalıdır" diye konuştu.<br />
ATB 5. Meslek Komitesi Üyesi Ata Sönmez, önceden kesilip depolara kaldırılan kurbanlıkların vatandaşın dini hassasiyetlerini zedelediğini ifade etti. Sönmez, kısa sürede binlerce hayvanın kesilebileceği yeterli mezbaha kapasitesinin bulunmadığını, buna rağmen sabah 10.00'da kurban etlerinin evlere teslim edilmeye başlandığına dikkat çekti. Sönmez, bazı işletmelerin dini kurallara uygun olmayan şekilde hisselendirme yaptığını dile getirirken, "7 kişilik büyükbaş kurbanı 25 kişiye pay ediyorlar, bu doğru değil" dedi.<br />
<br />
Eti poşette bekletmeyin<br />
ATB 5. Meslek Komitesi Başkanı Ufuk İngeç, kesilen etlerin poşet içinde bekletilmemesi uyarısında bulunurken., "Et önce 4 derecede dinlendirilmeli, ardından derin dondurucuya konulmalı" dedi. İngeç, sıcak ortamda uzun süre kalan ya da poşet içinde bekletilen etin bozulacağını kaydetti.<br />
<br />
Kurbanı ehil işletmelerden alın<br />
Antalya Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı İlhan Ayhan, üreticilerin kurban sezonuna hazır olduğunu belirterek, vatandaşlara kurbanlıklarını güvenilir ve işin ehli işletmelerden almaları çağrısında bulundu. Hayvan varlığının korunması için dişi hayvan yerine erkek hayvanların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Ayhan, belediyelerin kesim alanlarında sunduğu hizmetlerin iyi olduğunu söyledi.<br />
Toplantıda hayvan varlığı, et üretim miktarı ve ticaret hacmi, kurbanlık fiyatları, kesim ücretleri, kesim noktaları ile sektörün sorunları, beklentileri ve çözüm önerileri değerlendirildi. Toplantıda, 2026 yılı itibarıyla Antalya'da büyükbaş kurbanlık canlı kilogram satış fiyatının yaklaşık 430 TL, küçükbaş kurbanlık canlı kilogram satış fiyatının 418 TL seviyesinde olduğu kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/sektorden-kurbanlik-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/05/sektor-uyari.jpg" type="image/jpeg" length="67001"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elmalı'ya 2 yeni sağlık tesisi]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/elmaliya-2-yeni-saglik-tesisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/elmaliya-2-yeni-saglik-tesisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Valiliği, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü, Elmalı Belediyesi ve ATSO (Antalya Ticaret ve Sanayi Odası) arasında, Elmalı ilçesinde inşa edilecek olan Aile Sağlığı Merkezi ve KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) için iş birliği protokolü imzalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elmalı ilçesi Yeni Mahalle’de inşa edilecek olan 3 hekimli Aile Sağlığı Merkezi ve KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) için Antalya Valiliği, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü, Elmalı Belediyesi ve ATSO (Antalya Ticaret ve Sanayi Odası) arasında iş birliği protokolü imzalandı. Antalya Valiliği Hükümet Konağı’nda düzenlenen protokol törenine Vali Hulusi Şahin, Elmalı Kaymakamı Faruk Erdem, Elmalı Belediye Başkanı Halil Öztürk, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ve ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman katıldı.<br />
ATSO Elmalı Eğitim ve Sağlık Merkezi’nin zemin ve ikinci katında hizmet verecek olan Aile Sağlığı Merkezi ile KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi)’in inşası tamamlandıktan sonra Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim edileceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/elmaliya-2-yeni-saglik-tesisi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/05/elmaliya-2-yeni-saglik-tesisi.jpg" type="image/jpeg" length="71706"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlarda idrar kaçırmanın tedavi yöntemleri]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/kadinlarda-idrar-kacirmanin-tedavi-yontemleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/kadinlarda-idrar-kacirmanin-tedavi-yontemleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı İbrahim Uğraş Toktaş, kadınlarda sık görülen idrar kaçırma sorununun nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Toplumda çoğu zaman yaşlanmanın doğal bir sonucu ya da doğum sonrası normal bir durum olarak görülen idrar kaçırma, kadınların sosyal yaşamını ve psikolojik durumunu olumsuz etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Utanma duygusu nedeniyle çoğu zaman gizlenen bu durumun, özgüven kaybından sosyal izolasyona kadar birçok soruna yol açabildiği belirtiliyor. Antalya Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı İbrahim Uğraş Toktaş, kadınlarda idrar kaçırmanın nedenleri, türleri ve tedavi yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.<br />
<br />
"Sosyal hayatı esir alabiliyor"<br />
İdrar kaçırmanın yalnızca fiziksel bir rahatsızlık olmadığını belirten Toktaş, kadınların uzun yolculuklardan kaçınmasına, sosyal ortamlara girememesine, hatta gülmekten ve hapşırmaktan çekinmesine neden olabildiğini ifade etti. Yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bu durumun kontrol altına alınabildiğini ve uygun tedaviyle tamamen iyileşmenin mümkün olabileceğini söyledi.<br />
<br />
"Üç temel tipte görülüyor"<br />
İdrar kaçırmanın üç temel tipte görüldüğünü belirten Toktaş, "Stres tipi idrar kaçırma; öksürme, hapşırma veya ağır kaldırma gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Sıkışma tipi ise aniden gelen ve durdurulamayan tuvalet ihtiyacı ile gelişmektedir. Karışık yani mikst tipte ise her iki durum aynı anda görülmektedir" dedi. Pelvik taban kaslarının zayıflaması, zorlu doğum öyküsü, menopozla birlikte gelişen hormonal değişimler, obezite, kronik kabızlık ve diyabet gibi durumların idrar kaçırmayı tetikleyen başlıca nedenler arasında yer aldığını aktardı.<br />
<br />
"Tedavide ilk adım yaşam tarzı değişikliği"<br />
Tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını ifade eden Toktaş, ilk aşamada cerrahi dışı yöntemlerin tercih edildiğini belirtti. Toktaş, "Doğru uygulanan pelvik taban egzersizleri idrar sızıntısını belirgin şekilde azaltabilmektedir. Bunun yanında kilo verme, sigaranın bırakılması ve mesane eğitimi gibi yaşam tarzı düzenlemeleriyle yüksek başarı oranları elde edilmektedir. Menopoza bağlı sorunlarda ise lokal tedaviler semptomların hafiflemesine katkı sağlamaktadır" diye konuştu.<br />
<br />
"Cerrahi karar kişiye özel verilmelidir"<br />
Cerrahi tedavinin, diğer yöntemlerden yeterli sonuç alınamadığında gündeme geldiğini belirten Toktaş, "Cerrahi karar standart bir uygulama değildir. Hastanın yaşı, fiziksel özellikleri, şikayetlerinin düzeyi ve gelecekteki gebelik planları değerlendirilerek kişiye özel planlama yapılmalıdır. Özellikle stres tipi kaçırmalarda uygulanan askı operasyonları ve organ sarkmasının eşlik ettiği durumlarda tercih edilen onarıcı cerrahiler, detaylı klinik değerlendirme sonrasında belirlenmektedir" ifadelerini kullandı. Gelişen tıp teknolojileri sayesinde operasyonların çoğunlukla kapalı veya minimal invaziv yöntemlerle gerçekleştirildiğini kaydeden Toktaş, hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini ve sosyal yaşamlarını yeniden kazanabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/kadinlarda-idrar-kacirmanin-tedavi-yontemleri</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/05/kadinlarda-idrar-kacirma.jpg" type="image/jpeg" length="73771"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tuzu azaltarak sağlığı korumanın etkili yolları]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/tuzu-azaltarak-sagligi-korumanin-etkili-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/tuzu-azaltarak-sagligi-korumanin-etkili-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Selva Oturakçıibogil, tuz kullanımını azaltmanın en etkili yollarından birinin baharatlardan destek almak olduğunu belirterek, "Kimyon, kekik, biberiye, karabiber, zencefil ve kırmızı biber gibi aromatik baharatlar yemeklere istediğiniz lezzeti kazandırabilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü, bireylerin günlük tuz tüketiminin yaklaşık 5-6 gramı geçmemesini öneriyor. Oysa pek çok kişi yalnızca yemeklere eklediği tuzla değil; peynirden zeytine, soslardan atıştırmalıklara kadar birçok besin aracılığıyla fark etmeden gereğinden fazla miktarda tuz yani sodyum tüketiyor.<br />
Günlük hayatta uygulanabilecek küçük ama etkili değişikliklerle hem daha dengeli beslenmenin hem de sağlığı korumanın mümkün olduğunu söyleyen Medline Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Selva Oturakçıibogil, tuz tüketimini azaltmak için uygulanabilecek pratik önerilerde bulundu.<br />
Beslenme ve Diyet Uzmanı Oturakçıibogil, yemeklerin tadına bakmadan tuz eklemenin çoğu zaman farkında olmadan fazla sodyum tüketimine neden olduğunu söyleyerek, "Bu alışkanlığı azaltmanın en etkili yollarından biri, sofradan tuzluğu tamamen kaldırmak olabilir. Beyaz peynir ve salamura peynirler genellikle yüksek miktarda tuz içerirler. Lor peyniri veya dil peyniri gibi daha düşük sodyum içeren seçenekleri tercih edin. Tuz oranı yüksek peynirleri ise tüketmeden önce bir süre suda dinlendirerek tuz miktarını azaltabilirsiniz. Kahvaltıların vazgeçilmezi olan zeytin, yüksek tuz içeriği nedeniyle kontrollü tüketilmelidir. Zeytinleri bir gece önceden suda bekletmek, içerisindeki fazla tuzun azalmasına yardımcı olacaktır. Hazır salçalar yüksek oranda tuz içerirler. Yemeklerde salça yerine taze domates rendesi kullanmak daha sağlıklı bir tercih olacaktır. Salça kullanılması gereken tariflerde ise yemeklere fazladan tuz eklemekten kaçının" dedi.<br />
Konserve sebze, hazır gıda ve çorbaların genellikle yüksek miktarda sodyum içerdiğini belirten Oturakçıibogil, "Bu nedenle mümkün olduğunca taze ve doğal besinleri tercih etmeye özen gösterin. Sucuk, salam, sosis ve paketlenmiş et ürünleri, raf ömrünü uzatmak amacıyla yoğun miktarda tuz içerirler. Et, tavuk ve balığın doğal yapısında zaten belirli miktarda sodyum bulunduğu için ekstra tuz içeren işlenmiş ürünlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Tuz kullanımını azaltmanın en etkili yollarından biri de baharatlardan destek almaktır. Kimyon, kekik, biberiye, karabiber, zencefil ve kırmızı biber gibi aromatik baharatlar yemeklere istediğiniz lezzeti kazandırabilir. Ketçap, mayonez ve hazır salata sosları yüksek miktarda gizli tuz içerebilir. Bunun yerine taze limon, zeytinyağı ve çeşitli baharatlarla hazırlanan doğal sosları kullanabilirsiniz. Turşu, yüksek tuz içeriği nedeniyle dikkatli tüketilmesi gereken besinler arasında yer alır. Tüketmeden önce bol suyla yıkamak tuz oranının bir miktar azalmasına yardımcı olur. Ayrıca porsiyon kontrolüne de çok dikkat edilmelidir. Hazır cips ve paketli atıştırmalıklar yoğun miktarda tuz içeren ürünlerdir. Ara öğünlerde çiğ badem, ceviz, fındık gibi yağlı tohumları tercih edebilir; evde baharatlarla hazırlayıp fırınladığınız sebze veya patates cipslerini daha sağlıklı bir alternatif olarak tüketebilirsiniz" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/tuzu-azaltarak-sagligi-korumanin-etkili-yollari</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/05/saglik-tuz.jpg" type="image/jpeg" length="53406"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya EAH’ta sağlık çalışanlarına CPR eğitimi düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/alanya-eahta-saglik-calisanlarina-cpr-egitimi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/alanya-eahta-saglik-calisanlarina-cpr-egitimi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (EAH) bünyesinde görev yapan sağlık çalışanlarına yönelik, acil durumlara müdahale becerilerinin güçlendirilmesi amacıyla Kardiyopulmoner Resüsitasyon (CPR) Temel ve İleri Yaşam Desteği Eğitimi düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastanenin konferans salonunda gerçekleştirilen eğitim, Dr. Nuri Taştekin tarafından verildi. Sağlık hizmetlerinde acil müdahale kapasitesinin artırılması ve hasta güvenliğinin en üst düzeyde sağlanması amacıyla düzenlenen eğitim programında; ani kardiyak arrest durumlarında uygulanması gereken temel yaşam desteği basamakları, ileri hava yolu yönetimi, ritim değerlendirmesi, defibrilasyon uygulamaları ve ekip koordinasyonu konularında kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Simülatör maket üzerinde uygulamalı olarak gerçekleştirilen eğitimde, sağlık çalışanlarının aktif katılımıyla interaktif bir eğitim ortamı oluşturularak uygulama becerilerinin geliştirilmesi hedeflendi. Eğitim süresince acil durumlarda hızlı ve doğru müdahalenin hayati önemi vurgulanırken, katılımcılar uygulamalı çalışmalarla bilgi ve becerilerini pekiştirme fırsatı buldu. Program, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.</p>

<p><img alt="Eği̇ti̇m 2" class=" detail-photo img-fluid" height="360" src="https://alanyaturkcom.teimg.com/alanyaturk-com/uploads/2026/05/egitim-2.jpg" width="640" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“EĞİTİMLER DEVAM EDECEK”</strong></p>

<p>Eğitim hakkında bilgiler veren Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, “Sağlık çalışanlarımızın bilgi ve becerilerini güncel tutmak amacıyla düzenlenen Kardiyopulmoner Resüsitasyon (CPR) Temel ve İleri Yaşam Desteği eğitimleri, acil durumlarda hızlı ve etkili müdahaleyi sağlamak adına rutin olarak gerçekleştiriliyor. Hastanemizde sağlık hizmetlerinin kalitesini ve hasta güvenliğini artırmaya yönelik eğitim faaliyetlerimiz, tüm birimleri kapsayacak şekilde düzenli olarak devam edecek” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/alanya-eahta-saglik-calisanlarina-cpr-egitimi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/05/egitim-1.jpg" type="image/jpeg" length="88158"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer: "İnme yalnızca tedavi edilen değil, önlenebilen bir sağlık sorunudur"]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/uzm-dr-elif-sarionder-gencer-inme-yalnizca-tedavi-edilen-degil-onlenebilen-bir-saglik-sorunudur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/uzm-dr-elif-sarionder-gencer-inme-yalnizca-tedavi-edilen-degil-onlenebilen-bir-saglik-sorunudur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girişimsel Nöroloji Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, 10 Mayıs İnme Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, inmenin yalnızca tedavi edilmesi gereken değil, aynı zamanda büyük ölçüde önlenebilen bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da inme hastalığına dikkat çekmek amacıyla açıklamalarda bulunan Memorial Antalya Hastanesi Girişimsel Nöroloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, inmenin nedenleri, risk faktörleri ve erken müdahalenin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.<br />
<br />
İnme riskini azaltmak büyük ölçüde kişinin elinde<br />
İnmenin çoğu zaman aniden geliştiğini ancak altta yatan risk faktörlerinin büyük bölümünün kontrol altına alınabileceğinin mümkün olduğunu belirten Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, "Özellikle kontrolsüz yüksek tansiyon ve sigara kullanımı ülkemizde en sık görülen nedenler arasında yer almaktadır. Diyabet, yüksek kolesterol, obezite, hareketsiz yaşam, aşırı alkol tüketimi, düzensiz beslenme ve kalp ritim bozuklukları da inme riskini artıran önemli faktörler arasında bulunmaktadır. İnme çoğu zaman öncesinde sessiz ilerleyen damar risklerinin sonucudur. Düzenli sağlık kontrolleri, tansiyon, şeker ve kolesterol takibi, sigaranın bırakılması, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin artırılması ile inme riski belirgin şekilde azaltılabilir. Birden fazla risk faktörü bir araya geldiğinde risk katlanarak artar. Bu nedenle korunmada en etkili yaklaşım, tüm riskleri birlikte ele almaktır" dedi.<br />
<br />
Yaş ve genetik değiştirilemese de farkındalık hayat kurtarır<br />
İnmede ileri yaş, erkek cinsiyet, aile öyküsü ve daha önce geçirilmiş geçici iskemik atak gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin de önemli olduğunun altını çizen Gencer, "Bu kişilerin daha yakından izlenmesi gerekir. Kalp hastalıkları, boyun damarlarında darlık, pıhtılaşma bozuklukları, hormonal etkenler, kronik stres ve bazı enfeksiyonlar da inme riskini artırabilir" şeklinde konuştu.<br />
<br />
İnmede en kritik mesaj: Belirtileri tanıyın, zaman kaybetmeyin<br />
"İnme belirtileri genellikle aniden başlar" diyen Gencer, "Erken fark edilen her dakikanın tedavi açısından büyük önem taşır. İnmede zaman beyindir. Müdahalede geçen her dakika, beyin hücrelerinde geri dönüşü olmayan kayıplara yol açabilir. Bu nedenle belirtiler başladığında beklemek, şikayetlerin geçmesini umut etmek ya da zaman kaybetmek çok ciddi sonuçlara neden olabilir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
İnmenin en sık görülen belirtileri<br />
İnmenin en sık görülen belirtilerini; yüzde ani kayma veya asimetri, kol ya da bacakta ani güçsüzlük ve uyuşma, konuşmada bozulma, peltekleşme ya da konuşulanı anlayamama, ani görme kaybı, denge kaybı veya yürüme bozukluğu ile ani başlayan şiddetli baş ağrısı olarak sıralayan Gencer, "Bu belirtilerden biri bile görüldüğünde vakit kaybetmeden 112 Acil aranmalıdır. Çünkü hızlı başvuru, tedavi şansını belirleyen en önemli unsurdur" dedi.<br />
<br />
Erken müdahale kalıcı sakatlık riskini azaltıyor<br />
Girişimsel nöroloji alanındaki gelişmeler sayesinde, özellikle damar tıkanıklığına bağlı inme tablolarında uygun hastalara zamanında müdahale edilebildiğini belirten Gencer, "Erken tanı ve doğru tedaviyle inme sonrası gelişebilecek kalıcı kayıplar azaltılabilir. İnme sonrası sakatlık ani, beklenmedik ve kalıcı olabilir. Ancak bu tablo her zaman kaçınılmaz değildir. Hastanın doğru zamanda, doğru merkezde, uygun tedaviye ulaşması; yaşamını, hareket kabiliyetini ve konuşmasını koruma açısından belirleyici olabilir. İnme artık yalnızca sonucu kabullenilen bir hastalık değildir; erken müdahaleyle seyri değiştirilebilen bir acildir" dedi.<br />
<br />
İlk saatler hayati önem taşıyor<br />
"Belirtilerin başlamasından sonraki ilk saatler kritiktir" diyen Gencer, "Özellikle ilk 4,5 saat çok önemlidir. Ancak bazı hastalarda ileri değerlendirmelerle daha geç dönemde de uygun tedavi seçenekleri vardır. Bu nedenle "geç kaldım" düşüncesiyle beklenmemesi, her inme şüphesinde mutlaka en kısa sürede hastaneye başvurulması gerekir" diye konuştu.<br />
<br />
Toplumsal farkındalık tedavinin ilk adımıdır<br />
İnmenin yalnızca ileri yaş hastalığı olmadığını açıklayan Gencer, şöyle dedi:<br />
"On yıllarda daha genç yaş gruplarında da daha sık görülmektedir. Toplumun her kesiminin inme belirtilerini bilmesi gerekmektedir. İnme tedavisinde başarı yalnızca hastanedeki müdahaleye değil, hastanın yakın çevresinin farkındalığına da bağlıdır. İnmeden korunmak da, inme geçirildiğinde kalıcı sakatlığı önlemek de mümkündür. Bunun için risk faktörlerini ciddiye almak, belirtileri tanımak ve zaman kaybetmeden doğru merkeze başvurmak gerekir. İnmede hızlı davranmak, hastanın geleceğini değiştirebilir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/uzm-dr-elif-sarionder-gencer-inme-yalnizca-tedavi-edilen-degil-onlenebilen-bir-saglik-sorunudur</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/05/s-a-g-l-i-k-1.jpg" type="image/jpeg" length="47202"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rektör Özkan "Bu ayın sonunda CAR-T hücreleri ile lösemi ve lenfoma tedavilerine başlayacağız"]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/rektor-ozkan-bu-ayin-sonunda-car-t-hucreleri-ile-losemi-ve-lenfoma-tedavilerine-baslayacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/rektor-ozkan-bu-ayin-sonunda-car-t-hucreleri-ile-losemi-ve-lenfoma-tedavilerine-baslayacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Kemer ilçesinde bir dizi resmi ziyaret ve inceleme programı gerçekleştirdi. Ziyaretlerinde üniversite bünyesinde yürütülen CAR-T Cell’e de (Hücresel Tedavi Merkezi) değinen Rektör Özkan, "Merkezimizin ruhsatı geçen hafta alındı; muhtemelen bu ayın sonunda CAR-T hücreleri ile lösemi ve lenfoma tedavilerine başlayacağız. Hedefimiz bu çalışmaları diğer kanser türlerine de yaygınlaştırmak" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, beraberinde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen ve Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre ile Kemer’de ziyaretlerde bulundu. İlk ziyaretini Kemer Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı Gamze Almalı’ya yapan Rektör Özkan, Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak yeni görevine atanması nedeniyle Başsavcı Gamze Almalı’ya hayırlı olsun dileklerini iletti.<br />
Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nu da makamında ziyaret eden Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, üniversite-şehir iş birliğinin güçlü bir örneği olarak Kemer’e kazandırılan Denizcilik Fakültesi ile 300 kişi kapasiteli öğrenci yurdu projesinin mevcut durumunu ve ilerleyen süreçlerini görüştü. Rektör Özkan ve beraberindeki heyet Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz’ı da makamında ziyaret ederek bir süre görüştü.<br />
Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, güçlendirme ve tadilat çalışmaları devam eden Kemer Uygulama Oteli inşaatını yerinde inceledi. Öğrencilerin sahada deneyim kazanabileceği, turizm ve hizmet sektörüne yönelik sertifikalı eğitimlerin verileceği nitelikli bir uygulama alanı olarak planlanan binada projelendirme çalışmalarının tamamlandığı açıklandı.<br />
Kemer Göynük Mutfak Sanatları Meslek Yüksekokulunu da ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, akademisyenlerle ve öğrencilerle sohbet ederek çalışmalarında başarılar diledi. Rektör Özkan, Aşçılık Programının aldığı tam akreditasyon nedeniyle Doç. Dr. Adem Arman’ı, akademisyenleri ve öğrencileri tebrik etti.<br />
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Kemer Göynük Fen Lisesi’ni ziyaret ederek öğrencilerle sohbet etti. Kemer Göynük Fen Lisesi’ni ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Erkan Ergen, Göynük Fen Lisesi Müdürü Ali Yıldırım, müdür yardımcıları, öğretmenler ve öğrenciler karşıladı. Göynük Fen Lisesi Konferans Salonu’nda öğrencilerle bir araya gelen Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, kendi eğitim hayatından plastik cerrahi alanındaki dünyaca ünlü başarılara kadar pek çok konuya değinerek tıp eğitimi ve üniversite tercihleri konusunda öğrencilere tavsiyelerde bulundu.<br />
<br />
"Fen liseleri bilim dünyası için önemli"<br />
Konuşmasına fen lisesi mezunu bir aileden geldiğini belirterek başlayan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, fen liselerinin bilim dünyası için taşıdığı kritik öneme dikkat çekerek "Çok güzel bir okulda okuyorsunuz, okulunuzun kıymetini bilin. Üç yıl çok çabuk gelip geçiyor. Burada hem eğlenin hem kendinizi donatın hem de üç yılın sonunda ne yapacağınıza en başta karar verirseniz, işiniz çok daha kolay." tavsiyelerinde bulundu.<br />
<br />
"Tıp okumak sabır ve çalışma gerektirir"<br />
Öğrencilerin tıp fakültesi eğitimi hakkındaki sorularını yanıtlayan Rektör Özkan, tıp okumanın zorlu ancak tatmin edici bir süreç olduğunu vurguladı. Başarının anahtarının çalışmak olduğunu ifade eden Rektör Özkan, "Çalışmadan bir yere geleni hiç görmedim. Geliyorsa da o çok uzun kalmıyor. Tıp fakültesi eğitimi 6 yıl ve zor bir eğitim. Bir insanla ilgili birçok şeyi hâlâ bilmiyoruz. Ama bir iş ne kadar zorsa ve siz onda ne kadar iyiyseniz, o kadar vazgeçilmez olursunuz." dedi.<br />
<br />
"Seçeceğiniz mesleği yakından tanıyın"<br />
Tıp eğitiminin sadece hasta tedavi etmekten ibaret olmadığını, sağlık yönetimi, farmakoloji ve moleküler biyoloji gibi geniş bir yelpazeye yayıldığını belirten Rektör Özkan, öğrencilere önce meslek seçimi yapmalarını önererek, "Size tavsiyem önce çok istediğiniz mesleği tanıyın. Belki yaz dönemlerinde o mesleğin erbabının yanına giderseniz size çok yardımcı olacaktır." tavsiyesinde bulundu.<br />
<br />
"CAR-T Merkezi dünyadaki sekizinci merkez"<br />
Üniversite bünyesinde yürütülen yeni çalışmalara da değinerek CAR-T Cell (Hücresel Tedavi Merkezi) hakkında bilgiler aktaran Rektör Özkan, "Bildiğiniz üzere vücudumuzda T hücreleri, B hücreleri, nötrofiller ve lenfositler gibi bağışıklık sistemi hücreleri bulunmaktadır. Şu an dünyada sadece 5-6 noktada uygulanan bu tedavi yönteminin sekizinci merkezi biz olacağız. Bize en yakın merkez İsrail’de bulunuyor ve bu tedaviler yaklaşık 1 milyon dolar gibi yüksek maliyetlerle uygulanıyor. Şu an için bu yöntem yalnızca lenfoma ve lösemi vakalarında kullanılabiliyor. Tedavi sürecinde hastadan kan alıyor, içindeki T hücrelerini ayrıştırıyor ve bu hücreleri söz konusu lösemi veya lenfoma türüne karşı laboratuvar ortamında adeta silahlandırıyoruz. Bu hücrelerin hem sayısını hem de etkisini artırdıktan sonra hastaya geri enjekte ediyoruz. Böylece bu modifiye edilmiş T hücreleri, vücutta doğrudan gidip sadece kanserli hücrelerle savaşıyor" dedi.<br />
<br />
"CAR-T merkezi çok yönlü bir merkez"<br />
CAR-T hücre tedavisi tamamen kişiye özel olduğunu ifade eden Rektör Özkan, "Hastanın kendi hücresi kullanıldığı için hem çok daha seçici hem de hedef odaklı bir hücresel tedavidir. İnanıyorum ki 20 yıl sonra artık klasik tedavileri değil, bu tür hücresel tedavileri konuşuyor olacağız. Merkezimizin ruhsatı geçen hafta alındı; muhtemelen bu ayın sonunda CAR-T hücreleri ile lösemi ve lenfoma tedavilerine başlayacağız. Hedefimiz bu çalışmaları diğer kanser türlerine de yaygınlaştırmak. Bu kapsamda dünyada çok az sayıda bulunan öncü merkezlerden biri olacağız. Şu an odaklandığımız merkezimiz sadece kanserle değil, aynı zamanda yapay doku çalışmalarıyla da ilgilenen çok yönlü bir yapıya sahip" dedi.<br />
<br />
"Üniversite tercihi ve şehir avantajı"<br />
Akdeniz Üniversitesi’nin uluslararası sıralamalarda Türkiye’nin önde gelen kurumları arasında olduğunu hatırlatan Rektör Özkan, tıp ve mühendislik gibi yoğun mesai gerektiren bölümlerde aile yanında okumanın lojistik ve psikolojik avantajlarına vurgu yaptı.<br />
<br />
"Merak eden öğrenci benim için çok kıymetlidir"<br />
Akdeniz Üniversitesi ile Göynük Fen Lisesi arasında yapılan protokolün öğrencilere ne gibi bir yararı olacağı sorusu üzerine Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Üniversitemizin sunduğu laboratuvar imkânları ve öğretim üyelerimizin desteği çok kıymetli. Bir araştırma yapmak istediğinizde, lisenizdeki laboratuvar imkanlarının ötesinde daha derinlemesine analizlere ihtiyaç duyarsanız, üniversitemizin tüm kapıları sizlere sonuna kadar açıktır. Yeter ki isteyin; hiçbir öğrenciye hayır denmez. Eğer olur da bir engel ile karşılaşırsanız lütfen beni bulun. Merak eden öğrenci benim için çok kıymetlidir ve o merakı her zaman ateşlemek gerekir. Bizim size bu protokolle sunduğumuz en büyük katkıların başında yabancı dil desteği ve gelişmiş laboratuvar imkanları geliyor. Ancak bizim asıl kazanımımız, sizlerin mutluluğu ve başarılarıdır. Sizler güzel işler çıkardıkça biz de mutlu oluyoruz. Belki bir-iki sene sonra üniversitemizde benim öğrencim olacaksınız; sizin gibi başarılı ve meraklı öğrencilerin bizi tercih etmesi bizim için en büyük kazanımdır" dedi.<br />
Kemer İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Erkan Ergen ise yaptığı konuşmada Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı Göynük Fen Lisesi’nde misafir etmekten mutluluk duyduklarını ifade etti. Ergen geçtiğimiz haftalarda Göynük Fen Lisesi ile Akdeniz Üniversitesi arasında imzalanan protokol içinde Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’a teşekkür etti.<br />
Söyleşi sonunda Rektör Özkan’a günün anlam ve önemine binaen İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Erkan Ergen ve Göynük Fen Lisesi Müdürü Ali Yıldırım tarafından plaket takdim edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/rektor-ozkan-bu-ayin-sonunda-car-t-hucreleri-ile-losemi-ve-lenfoma-tedavilerine-baslayacagiz</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/05/akdeniz-universitesi.jpg" type="image/jpeg" length="27223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda alerjiye dikkat: "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/cocuklarda-alerjiye-dikkat-besin-iliskili-anafilaksileri-cok-sik-gormeye-basladik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/cocuklarda-alerjiye-dikkat-besin-iliskili-anafilaksileri-cok-sik-gormeye-basladik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda besin alerjilerine ilişkin konuşan uzmanlar, "90'lı yıllardan sonra astım çocukluk çağının ilk alerjik pandemisiydi. Şimdi besin alerjileri 2'nci pandemi diye söyleniyor. Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık. Sadece ülkemiz için değil tüm dünyada bu şekilde artık besin alerjileri çok daha ağır, daha komplike tablolarla gelmekte. Alerjik şok eğer tanınmazsa geç tedavi edilirse, adrenalin hemen uygulanmazsa o zaman ölümcül" diyerek uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ve Türkiye'de arttığı belirtilen şehirleşme ve sanayileşme, hava kirliliğiyle birlikte işlenmiş gıdaların sıklıkla tüketimi, yoğun ilaç kullanımı gibi durumların bağışıklık sistemini etkilediğine dikkat çeken uzmanlar, alerjilere karşı uyardı. Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyeleri, İstanbul Üniversitesi- Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Doç. Dr. Esra Yücel ile Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Aydoğan, alerjilerin nedenleri ve dikkat edilmesi gerekenleri sıralarken ailelere önemli tavsiyelerde bulundu.<br />
<br />
"Annelerimiz ne kadar sağlıklıysa çocuklarımız da o kadar sağlıklı doğuyor"<br />
"Annelerimiz ne kadar sağlıklıysa çocuklarımız da o kadar sağlıklı doğuyorlar" diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Metin Aydoğan, "Annenin florası, bağırsak mikropları direkt çocuğa geçiyor, bağışıklık sistemi şekilleniyor. Ona göre de alerjik bir çocuk mu, sağlıklı bir çocuk mu oluyor. Çocuklarımızı ve annelerimizi nasıl sağlıklı tutacağız, her şeyden önce abur cuburdan, bütün paketli yiyecek içeceklerden uzak durmaları lazım. 2'ncisi gereksiz antibiyotik kullanmayacağız. Her bir gereksiz antibiyotik anne ve çocuğumuzun floralarını darmadağın ediyor. Ev içi ve ev dışı kirlilikleri önlememiz, sigaradan kesinlikle uzak durmamız lazım. Kargodan gelen paketlerin kesinlikle evde açılmaması lazım. Bulaşık makinelerinin içine parlatıcı, çamaşır makinelerinin içine de yumuşatıcı koymamamız gerekiyor. Bu şekilde çocuğumuzun alerjik olma oranını en aza indirme imkanı bulabileceğiz" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Katkı maddelerinin birçok alerjik hastalığa zemin hazırladığını söyleyebilirim"<br />
Sözlerini sürdüren Prof. Dr. Aydoğan, "Türkiye'deki besin alerjisi sıklıklarıyla ilgili çok çalışma var, sonuçlarında en çok inek sütü alerjisi var. 2'nci yumurta, 3'üncü ağaç yemişleri. ABD'de çocuklar da en çok fıstık alerjisi varken bizde ise süt alerjisi daha fazla. Cips, kolalı içecekler, hazır meyve suları, salam, sosis, sucuk, ketçap, mayonez gibi yiyeceklerin çocuklar tarafından tüketilmemesi gerekiyor. Paketli yiyeceklerin içerisindeki katkı maddelerinin çocukların bağırsak epitel bariyerlerini bozarak birçok alerjik hastalıklara zemin hazırladığını söyleyebilirim. Hem hamile annelerimizin hem çocuklarımızın kesinlikle uzak durması lazım. Bu konunun anne babaların birinci öncelikleri olması lazım. Doğal beslenmeleri lazım, sağlıklı büyümeyi gösteren en çok Akdeniz tipi beslenme" dedi.<br />
<br />
"Bazı virüsler ilk 10 ayda, bazıları 2 yaşta geçirildiğinde astım sıklığını artırıyor"<br />
Astımla ilgili konuşan Aydoğan, "Türkiye'de genel olarak yüzde 6 ile 10 arasında bir sıklık var, Orta Anadolu Bölgesi'nde daha düşük, nem oranı daha yüksek olan Marmara'da daha yüksek bir oran söz konusu. Sigaranın bir çocuk, anne için zehirden bir farkı olmadığını bilmemiz lazım. İlk 1-2 yaşlarında karşılaşılan enfeksiyonlar da alerjik hastalıkların sıklığını artırabiliyor. Bazı virüsler ilk 1 yılda, bazıları ilk 10 ayda, bazıları da ilk 2 yaşta geçirildiğinde astım sıklığını artırıyor. 2 yaştan önce kreşe giden çocukların riskinin her virüs için değil, astım riskini artırdığı kanıta dayalı olarak gösterilmiş. Annelerimizin iş hayatıyla ilgili bir dinamikleri var, çok kolay değil ama olabildiği kadar o dönemlerde kalabalık, çocukların enfeksiyon geçireceği ortamlarda olmamalarını sağlamalarında fayda var. Annenin bağırsak florasının çocuğu birebir etkilediği gösterilmiş, o nedenle anne ne kadar sağlıklı beslenirse ne kadar antibiyotikten uzak kalırsa, sağlıklı olursa çocuğun dünyaya attığı ilk adımı daha sağlıklı hale getirebilir" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"<br />
Geçmişten bu güne alerjik hastalıklarla ilgili konuşan Doç. Dr. Esra Yücel, "90'lı yıllardan sonra astım çocukluk çağının ilk alerjik hastalık pandemisiydi. Şimdi besin alerjileri için 2'nci pandemi diye söyleniyor. Besin ilişkili anafilaksileri biz de artık çok sık görmeye başladık. Sadece ülkemiz için değil tüm dünyada bu şekilde artık besin alerjileri çok daha ağır, daha çoklu besin alerjisi gibi daha komplike tablolarla karşımıza gelmekte. Ülkemizden bununla ilgili yapılan bir çalışmada da özellikle besin alerjili çocukların yüzde 16'sının ilk reaksiyonu anafilaksi şeklinde olmuş. İngiltere'den yapılan çalışmalar da benzer gözlemi gösteriyor. Bu çocuklarda acil başvuruları özellikle ilk reaksiyon olarak anafilaksi olabilmekte. Besin ilişkili anafilaksi yaşayan hastalarda mutlaka kaçınma önlemlerini aileyle konuşuyoruz. Etiket okuma, besin güvenliğini sağlayabilmek önemli" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Adrenalin oto enjektörleri yanlarında olmalı"<br />
‘Bazı ortamlarda hastaların kazayla alerjisi bulunan besinle karşılaşmaları da tabi ki mümkün' diyen ve bu durumda yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Doç. Dr. Yücel, "Böyle durumlarda acil müdahalenin yapılmasına kadar olan o kritik süreyi geçirmemek adına uygulamaları gereken adrenalin oto enjektörleri hastaların yanında olmasını öneriyoruz. Hastaya ne yapması gerektiğini öğretiyoruz. Uygun yerden uygun şekilde uygulamasını istiyoruz, sonrasında ilgili sağlık kuruluşuna müracaatını özellikle 112'yi arayarak bunu sağlamalarını öğretiyoruz. Koruyucu önlemlerle ilgili anne beslenmesi çok önemli. Bebeğin ilk 6 ay mutlaka anne sütüyle beslenmesi, alerjik hastaların azaltılmasında güzel bir önlem olabilir. Bebeğin sezaryenle doğuma göre vajinal yolla doğması alerjik hastalıkların azalmasına neden olabilir. Çocuğun temiz havada, doğal besinlerle beslenmesi, aşırı işlenmiş besinleri çok fazla tüketmemesi, bağırsak mikrobiyomunun sağlıklı olması alerjik hastalıkların gelişmemesi adına faydaları olacaktır" dedi.<br />
<br />
"Alerjik şok tanınmaz, adrenalin hemen uygulanmazsa ölümcül"<br />
Alerjisi bulunan bireylerin tatil noktaları vb. alanlarda yiyeceklerle temasına ilişkin konuşan Doç. Dr. Yücel, "Açık büfelerle ilgili en büyük risk, besinlerin birbirine çok temas etmesi. Hazırlayan kişilerin bu konudaki özeni hakkında ailelerin bilgi sahibi olmamaları, restoran ve çalışanların besin alerjisi konusundaki bilgilerinin, farkındalıkların ne durumda olduğunu bilemememiz. Ailelerin içeriğinden emin olmadıkları besini çocuklarına tükettirmemeleri en güvenli olmalarını sağlayacak yollardan bir tanesi. Alerjik şok eğer tanınmazsa, geç tedavi edilirse, adrenalin hemen uygulanmazsa o zaman ölümcül ya da ölüme yakın, çok ağır bir tabloyla karşı karşıya bırakabilir. Yumurta alerjili bir genç kızımız, doğum günü pastasında içeriğini sorgulatmasına rağmen tüketimi sonrası çok ağır bir alerjik şok nedeniyle kaybedilmişti. Örneğin, nar tükettikten sonra yoğun bir egzersiz sonrası anafilaksi geçiren bir hastamız olmuştu. Böyle nadir durumlarda olabiliyor. Alerjide sıklık özellikle inek sütü ve yumurta ülkemiz için kuru yemişler ceviz ve fındık, Antep fıstığı, kaju, susam, bakliyatlar ve deniz ürünleri" ifadelerini kullandı.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/cocuklarda-alerjiye-dikkat-besin-iliskili-anafilaksileri-cok-sik-gormeye-basladik</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/05/cocularda-alerji.jpg" type="image/jpeg" length="31272"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebeklerde uyku problemini çözecek 6 öneri]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/bebeklerde-uyku-problemini-cozecek-6-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/bebeklerde-uyku-problemini-cozecek-6-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bebeklerde uyku problemi, özellikle ilk kez anne-baba olan aileler için zorlu bir sürece dönüşürken Uzm. Dr. Mehmet Güneş, sorunun çoğu zaman birden fazla nedene bağlı geliştiğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Uyku problemine erken dönemde müdahale edilmeli<br />
Uyku, bebek için sadece dinlenme değil; büyüme, beyin gelişimi ve geleceğin temel taşlarını döşeyen kritik bir süreç olduğunu belirten Memorial Sağlık Grubu Medstar Topçular Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Mehmet Güneş, "Bebek uykusu ‘uyusun da büyüsün' sözünün bilimsel karşılığıdır. Bebek ne kadar düzenli ve kaliteli uyursa, fiziksel olarak o kadar sağlıklı büyür, zihinsel olarak o kadar hızlı öğrenir ve duygusal olarak o kadar dengeli olur. Ne yazık ki uyku sorunu yaşayan bebeklerde bu süreç sekteye uğrar. Hem bebek hem de aile için yorucu bir döngü başlar. Bu nedenle uyku sorunlarını normal kabul etmek yerine, nedenlerini anlamak ve erken dönemde doğru yaklaşımlarla müdahale etmek büyük önem taşır. Ayrıca anne-baba ne kadar rahatsa bebek de o derecede huzurlu olur ve uyku problemi daha az yaşanır" dedi.<br />
Uzm. Dr. Mehmet Güneş, bebeklerin gece ve gündüz uyku ihtiyaçları hakkında şu bilgiyi verdi:<br />
"Yenidoğan: Gündüz 8, gece 8-9, toplamda 16 saat, 1 aylık: Gündüz 7 saat, gece 8-9 saat, toplamda 15 saat, 3 aylık: Gündüz 4-5 saat, gece 9-10 saat, toplamda 15 saat, 6 aylık: Gündüz 4 saat, gece 10 saat, toplamda 14 saat, 1,5 yaş: Gündüz 2,5 saat, gece 11 saat, toplamda 13,5 saat, 2 yaş: Gündüz 2 saat, gece 11 saat, toplamda 13 saat."<br />
<br />
Bebeklerde uyku problemi birçok nedene bağlı olabilir<br />
Bebeklerin uyku probleminin birçok nedene bağlı olabileceğini de ifade eden Uzm. Dr. Mehmet Güneş, "Açlık, ortamın aşırı sıcak veya soğuk olması, gaz sancısı, burun tıkanıklığı, reflÜ, diş çıkarma, ayrılık kaygısı veya uyku gerilemesi (4./8-10. aylar), annenin duygusal durumu bebeklerde uyku problemlerinin başlıca nedenlerindendir. Bazı düzenlemeler ve uygulamalar ile bebeklerde uyku kalitesi artırılabilir" şeklinde konuştu.<br />
Bebeklerde uyku problemi için çözüm önerilerinde bulunan Uzm. Dr. Mehmet Güneş, "Tutarlı Uyku Rutini: Her gün aynı saatte banyo veya ninni gibi sakinleştirici rutinler oluşturun. Uygun Uyku Ortamı: Oda karanlık, sessiz ve 18-22 derece arasında olmalıdır. Beslenme Rutini: Uyku öncesi son beslenmeyi sakin bir ortamda yapın. Ek gıdaya geçen bebeklerde uykudan 1 saat önce ek gıda verilmemelidir. Kendi Kendine Uyuma: Bebeği tamamen uyumadan, uykulu ama uyanık halde yatağına koyarak kendi kendine dalma becerisini destekleyin. Her uyandığında kucağa almayın. Gündüz Uykusu: Gündüzleri çok uzun veya kısa uyuması geceyi etkiler. Gündüz uykularının kaliteli olmasına dikkat edin. Ayrılık Kaygısı (6-9 Ay): Bu dönemde uykuya geçişte sakinleştirici nesneler kullanabilir ve ona güvende olduğunu hissettirebilirsiniz" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Uzmana başvurmak için geç kalmayın<br />
Uzm. Dr. Mehmet Güneş son olarak, "Bebeklerde uyku sorunlarının çoğu zamanla ve doğru yaklaşımlarla düzelir. Ancak sorun uzun süre devam ediyorsa, sık uyanmalarla birlikte kilo alamama, aşırı huzursuzluk veya solunum sorunları gibi ek belirtiler varsa mutlaka çocuk doktoruna danışmak önemlidir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/bebeklerde-uyku-problemini-cozecek-6-oneri</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/05/bebek-doktoru.jpg" type="image/jpeg" length="77891"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya EAH’ta robotik cerrahi alanında simülasyon eğitimi verildi]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/alanya-eahta-robotik-cerrahi-alaninda-simulasyon-egitimi-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/alanya-eahta-robotik-cerrahi-alaninda-simulasyon-egitimi-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde robotik cerrahi alanında kapsamlı simülasyon eğitim programı düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Üroloji Kliniği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Akkoç tarafından konferans salonunda gerçekleştirilen eğitimde robotik cerrahi sistemler, robotik ameliyat teknikleri ve cerrahide simülasyon eğitiminin önemi ele alındı. Teorik eğitimin ardından programın uygulama bölümüne geçilerek ameliyathaneye kurulan Da Vinci robotik cerrahi simülasyon sistemi üzerinde katılımcılara birebir uygulamalı eğitim verildi. Programa, başta cerrahi branşlardan uzman hekimler ve asistanlar olmak üzere tıp fakültesi stajyer ve öğrencileri de yoğun ilgi gösterdi. Katılımcılar, robotik cerrahiye yönelik temel becerileri simülasyon ortamında deneyimleme fırsatı buldu.</p>

<p><img alt="Si̇mülasyon 2" class=" detail-photo img-fluid" height="360" src="https://alanyaturkcom.teimg.com/alanyaturk-com/uploads/2026/05/simulasyon-2.jpg" width="640" /></p>

<p><strong>“ÖNEMLİ BİR KAZANIM OLACAK”</strong></p>

<p>Robotik cerrahinin günümüzde bazı branşlarda ve belirli ameliyat türlerinde standart uygulama haline gelmeye başladığına dikkat çeken Prof. Dr. Akkoç, bu ileri teknolojinin önümüzdeki yıllarda hastanede de kurulmasının önemli bir kazanım olacağını kaydetti. Eğitime katılan cerrahlar, robotik cerrahi sistemlerinin hastaneye kazandırılmasının hem hasta bakım kalitesini artıracağını hem de hekimlerin ileri cerrahi tekniklere erişimini güçlendireceğini belirtti. Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz ise bu tür eğitimlerin hekimlerin mesleki gelişimine katkı sağladığını ve ileri cerrahi tekniklerin yaygınlaşması açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek, eğitimlerin devam edeceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/alanya-eahta-robotik-cerrahi-alaninda-simulasyon-egitimi-verildi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/05/simulasyon-1.jpg" type="image/jpeg" length="85797"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazipaşa Devlet hastanesinde personele temel yaşam desteği eğitimi]]></title>
      <link>https://www.alanyaturk.com/gazipasa-devlet-hastanesinde-personele-temel-yasam-destegi-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alanyaturk.com/gazipasa-devlet-hastanesinde-personele-temel-yasam-destegi-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde hizmet veren Gazipaşa Devlet Hastanesi’nde sağlık çalışanlarına yönelik "Temel Yaşam Desteği (CPR)" eğitimi düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Acil durumlarda hayati öneme sahip müdahalelerin doğru ve hızlı şekilde uygulanmasını amaçlayan eğitim programı, geniş katılımla gerçekleştirildi.<br />
Eğitim kapsamında kalp durması (kardiyak arrest) gibi kritik durumlarda yapılması gereken ilk müdahaleler detaylı şekilde ele alındı. Uzman eğitmenler tarafından verilen programda, doğru kalp masajı teknikleri, suni solunum uygulamaları ve erken müdahalenin önemi vurgulandı.<br />
<br />
Uygulamalı eğitimle beceriler geliştirildi<br />
Teorik bilginin yanı sıra uygulamalı eğitimlere de yer verilen programda, sağlık çalışanları maketler üzerinde birebir pratik yaptı. Gerçek olay senaryoları üzerinden gerçekleştirilen tatbikatlarla personelin müdahale reflekslerinin güçlendirilmesi hedeflendi.<br />
<br />
Acil durumlara hazırlık güçleniyor<br />
Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, bu tür eğitimlerin düzenli aralıklarla devam edeceği belirtilerek, sağlık çalışanlarının bilgi ve becerilerinin güncel tutulmasının önemine dikkat çekildi. Eğitimlerle birlikte acil durumlara müdahale kapasitesinin artırılması amaçlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.alanyaturk.com/gazipasa-devlet-hastanesinde-personele-temel-yasam-destegi-egitimi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alanyaturkcom.teimg.com/crop/1280x720/alanyaturk-com/uploads/2026/04/gazipasa-egitm.jpg" type="image/jpeg" length="70559"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
